Dünya acaip bir yer. Bir sabah uyandığında gözüne cennet gibi gelen dünya, diğer sabah bataklık gibi geliyor. Bazen seyre doyamazken, bazen öleyim bitsin diyorsun . Son bir yıldır yaşam enerjim tavanken dünya bana toz pembe görünüyordu. Şimdilerdeyse gözlüğümün pembe camları siyaha boyanmaya başladı. Aslında sorun dünyada değil de insanlarda. Kabuğum olmasın istemiştim, hepimiz aynı özden gelmiştik, hepimiz yaratıcının suretleriydik diye düşünmüştüm. Olduğum gibi davranmaya, insanlara sevecen yaklaşmaya çalışmıştım. Yanılmışım. Kabuklarımız bizi istismardan koruyan sınırlarımız. Onun için çok kıymetliler. Bunu kabullendim ama en sevdiklerimin, hayatımın tam ortasında olanların iyi niyet dediğimizi suiistimal etmesini kabullenemiyorum. Benim sana iyi davranmış olmam sana beni yirmi dört saat arama hakkını vermez ki? Benim hayatımın her saniyesi ile ilgili hesap sorma hakkını da vermez. Ne yapalım, sürekli dikenlerimizi mi çıkaralım? İnsanca davranmayalım mı? Bu ara bu ...