Berlin’den sonra trenle Prag’a geçtik. Prag tren istasyonunun kubbe şeklindeki tavanındaki süslemeler göz alıcıydı ama eşim fotoğraf çekmeme müsaade etmedi. Böyle zamanlarda inat edip durmak gerekiyor sanırım, onun derdi bir an önce oteli bulmaktı. Otelimiz Eski Şehir’e yürüme mesafesindeydi. Valizleri otele bırakıp hemen meydana indik. Meydanda ilk gördüğümüz Astronomik Saatti. 1410 yılında yapılan bu saat, günün saatini, güneşin ve ayın gökyüzündeki konumunu, evresini, burçları vb gösteriyormuş. Ben bakınca sadece saati ve birkaç burç işaretini anlayabildim. Her saat başı saatin gösterisi oluyor. Saatin içinden İsa’nın havarileri geçiyor, yanlarda da insanlara unutmamaları gereken dört kavramı hatırlatan iskelet, ayna tutan adam gibi figürler hareket ediyor. En son da horoz çıkıp ötüyor ve çan çalıyor. Biz gittiğimizde iskeletle başka bir figür yerinde değildi, döneceğimiz gün taktılar. Çok güzel devasa bir oyuncak. Düşününce de 600 yıllık muazzam bir mekanizma. Saatin hemen ilerisin...