Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ÇİĶO BANA GÜVENİYORDU

Her akşam yemekten sonra kedilere yemek vermek için dışarı çıkarım. Düzenli olarak beslediğim iki kedim var. Bu kış Arthur ve Çiko vardı. Arthur Arthur zor bir kediydi. Yapışkan, laf dinlemez, inatçı… Ona bakanlar kışın şehre taşınınca Arthur da bize yerleşmeye karar verdi. İlk başta ona “Psikopat” adını vermiştim. Sonra baktım ki bizimle yaşayacak, belki adı ağır gelir de biraz soylulaşır diye Kral Arthur’dan esinlenip Arthur dedim. Pek işe yaradığını söyleyemem. Bahçeye adım attığımız anda yapışır, yürümeyi bile zorlaştırırdı. Eşimle Arthur yüzünden az bozuşmadık. Neyse ki kış bitti, sahipleri taşındı ve Arthur da evine döndü. Çiko bir tekir. Bebekliğinden beri tanırım. Eskiden daha saf, daha sevgi dolu bir kediydi. Zamanla değişti. Her canlı gibi o da hayata olan inancını biraz kaybetti. Anasının gözü, uyanık bir kediye dönüştü. Sedat Peker’in dediği gibi: hayat onu sertleştirdi. Ama yine de kalbimde yeri hep ayrı. Çiko Mesafeli kedim Köpük de var. Biz geçen yıl şehre taşındığımızda...

DELİLİK

  Hep bir sonraki anın peşinde koşuyoruz. Sınavı kazanalım, işe girelim, evlenelim, çocuk olsun, çocuk büyüsün, çocuk işe girsin, çocuk evlensin, emekli olalım... Aklımız hep bir sonraki seviyede, o seviyeye ulaştığımızda aslında beklediğimiz o olmadığından mı hep sonraki seviyeyi arzulamamız? Hep zamanım olsun, okuyayım, yazayım, sakin olsun, zamanı tutayım, hissedeyim isterdim. Şimdiki iş ortamım buna izin veriyor, öyle sakin ki. Nüfus yok, nüfus olmayınca müşteri yok, kavga yok gürültü yok, çok da bir iş yok. Müthiş bir hengameyle çalıştığım, hafızamı kaybettiğim, sürekli hasta olduğum, hasta olduğumda doktora gidemediğim, üç kişilik çalışmak zorunda kaldığım şube ile ilgisi yok. Hep hayalini kurduğum ortama sahibim ama yine de mutlu değilim, çünkü işe yaramıyormuşum gibi hissediyorum. Okuyacak zamanım var, çok okuyamıyorum ama okusam da boşluk dolmuyor çünkü okumak pasif bir eylem ve insana bir yaşta anlam duygusu vermiyor. Bir şeyler ürettim, bir işe yaradım, ben bunu yaptım d...

DÜŞÜNCE KONTROLÜ

İnsan beden, zihin ve ruhtan oluşurmuş ve bunların üçünü kontrol edebilirse en yüksek potansiyeline ulaşabilirmiş. Beden kontrolü için yediklerimizi, uykumuzu, temizliğimizi, beden sağlığımızı kontrol etmek gerekirken; ruh (karakter) için eksik olan özelliklerimizi tamamlamamız gerekiyor, örneğin cesaret eksikse bunu tamamlamak için cesarete dair adımlar atmalı ve bu eksik yönümüzü geliştirmeliyiz. Tabii dengeli olarak: örneğin “sabır” iyi bir özellik diye görülürken, kötülüklere karşı gösterilen “sabır”ın sonu selamet olmayabilir. Orada fazla sabırlı olmak erdem olmayabilir. Hiç kolay görünmüyor. Ama yapay bilgisayar oyunları oynamak yerine hayat oyununda bunları oynamak eğlenceli olabilir.  Düşünce kontrolü içinse aklımızdan geçenlerin farkında olmalı, bunlara müdahale edebilmeli ve istediğimiz yönde değiştirebilmeliyiz. Son on yıldır hayatımızda yer alan ve artık kabak tadı veren kişisel gelişimcilerin “olumlama” diye sundukları, “zenginim, zenginim, zenginim” diyerek kıtlık bi...

ÇÖL ÇİÇEĞİ-WARIS DIRIE

Şubat ayında okuduğum tek kitap olan Çöl Çiçeği; Somalili model Waris Dirie’nin gerçek yaşam öyküsünü anlatır. Somalili göçebe bir ailede doğan Waris ve ailesi hayvancılıkla geçinmekte ve su bulmak için göçebe hayat yaşamaktadır. Zorlu koşullarda yaşamını sürdüren Waris her şeye rağmen mutlu olmayı bilen bir çocuktur. Ama babası onu zengin, yaşlı bir adamla evlenmek istediğinde, 13 yaşında evden kaçar. İngiltere’nin Somali büyük elçiliğinde çalışan teyzesinin evine hizmetçi olarak gider. Burada zaman içinde, pek çok zorlukla mücadele ederken keşfedilip ünlü bir model olacaktır. Kitabın konusu Waris’in hayatını anlatmakla birlikte Waris’in de yaşadığı kadın sünneti kitapta genişçe yer alıyor. Somali’de kadınlar geleneksel olarak sünnet ediliyormuş. Çöl koşullarında, kadınlar; bazen paslı bir bıçak, bazen kör bir makas, bazen kırık bir cam parçası – ellerine ne geçerse – ile kumların üzerine yatırılıp cinsel organlarının büyük kısmı kesilip, erkekler “sürekli bakire ile beraberim hissi” ...

ŞUBAT 2026

Şubat ayı ne hızlı geçti. Aynı kısır döngüler, aynı kısır düşüncelere sıkıştırdım kendimi. 44 yaşıma girdim, çabalamaya devam ediyorum. Oturtamadığım çok şey var.  Geçen ay olumsuz düşüncelerimle savaş başlatmıştım, yarıda kaldı. Bu ay buna devam etmek istiyorum. Bir de kendimi net ifade etme kısmına dikkat edeceğim. İnsanların beni anlamalarını beklemekten yoruldum. Geçen ay kilo aldığımı fark edip, ekmek ve şekeri azalmıştım, iki kg vermişim.  Bu ay buna devam ediyorum, üstüne karın egzersizlerine başladım. Şubatta daha önceki yazımda söz ettiğim köpek geçti hayatımdan, iş arkadaşlarımı sevmediğimi tekrar fark ettim ve ben burada ne arıyorum dedim. Ama çözüm üretemedim. Bunun dışında çoğunlukla izlemeye, az da okumaya devam ettim. Netflix'te izlenecek bir şeyler bulmakta zorlandım,çoğunu yarıda bıraktım. Çoğu konu heyecan vermiyor, merak ettirmiyor. Tükettik mi, yaşlandık mı? Biz mi böyleyiz. Aşağıda bitirebildiklerim film/diziler ve okuduğum tek kitap var. Şubat güzel geçme...

HOŞÇAKAL KÖPEK

  On gün kadar önce işten yorgun eve gelmiş  arabayı park etmeye çalışıyordum. Minik bir köpeğin yanımda koşturduğunu, ağlar gibi sesler çıkardığını gördüm. Üzülerek yemek verdim, sonra gitmedi. Küçük ırk, dişi bir köpekti Ama yemek yetmiyordu ona. Salonda otururken minik patilerin üstünde kalkıyor, salonun camından kendini göstermeye çalışıyordu. Giriş kapısının önünde ağlar gibi sesler çıkarıyor, soğuk betonun üzerine kıvrılıp yatıyordu. Bahçenin ışıkları söndüğünde deli gibi havlıyordu, yan parsellerde hareket  olduğunda da havlıyordu. Hiç susmadan iki saate yakın havlayabiliyordu. Daha önce köpek tecrübem olmamıştı. Çok güzel bir hismiş.Meğer köpeklerle anlaşmak kedilerle anlaşmaktan daha kolaymış. Diğer köpekleri bilmiyorum ama bizimki oldukça zekiydi. Eşim peşinden koşarken, kaçamayacağını anlayınca yere yatıp ölü taklidi yaptı mesela. Ertesi gün patisinin biri kıvrık koşa koşa geldi. Patisini sakatladı diye üzüldük. Meğer yemek almak için patisi kırık taklidi yapıy...

OCAK 2026

Zaman hızlı geçiyor. 2026'nın Ocak ayına dönüp baktım ne yapmışım diye,bir sürü tatsızlık yaşamışım;lavabo tıkanmış, buzdolabının motoru yanmış.. Bir kaç hafta sonunu onlarla uğraşarak geçirmişim. Annem babam gelmiş gitmiş .Bir de uzun Kış gecelerinde bol bol film izlemişiz. GÖZCÜ : N etflix 'te yayınlanan yedi bölümlük   Amerikan gerilim dizisi .   Aile miz  New York 'tan taşınarak tüm birikimleri ile birlikte New Jersey banliyösünden hayallerindeki güzel evi alırlar. Büyük bir heves taşındıkları bu evde; evin gözcüsü olduğunu iddia eden bir kişiden aldıkları tehdit mektupları evde gece yarısı beliren yabancılar, garip komşular nedeniyle bir süre sonra aile huzurları kalmayacaktır. Bize garip olaylarla farklı kişilerle herkesin şüpheli olabileceği hissine yaşattı. Sonu benim için büyük bir hüsranla bitti. Zaman kaybı olduğunu söyleyebilirim. İzlerken hissettiğim merak, sonrasında kandırıldım hissine dönüştü Sadece güzel Amerikan evleri, güzel mobilyalar, güzel ...