Ana içeriğe atla

Kayıtlar

sevgili günlük etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

YENİDEN MERHABA

  Yıllık izin bitti, kürkçü dükkanına döndüm yine. Kış benim için zor geçmişti, bunun için kendimce bir karar almıştım. Yazdan, sıcaklardan hiç şikayet etmeyecektim. Sonra yangınlar seller, mülteciler filan derken yaz da buruk geçti. İznimin büyük bölümünde ailemin yanındaydım. Maalesef eşim de benimleydi. Eş-aile dengesini kurmak zor oluyor,gerim gerim gerildim. Yine de kavga olmadan atlattığıma seviniyorum. Bence herkes kendi ailesi ile görüşse hayat daha kolay olurdu.  Bu senenin gerilimleri bana bunu getirdi sanırım, seneye daha rahat edeceğim. Her işte bir hayır var :) Uzun zamandır ev işleri ile kafayı bozmuş durumdayım. Yatak odası mobilyamız beş parçaydı. Bunun üç parçası, üç farklı temizlikçinin elinde helak olunca dedim uğraşamam ben temizlikçiyle filan, kendim yaparım. Sonuçta  Danİmarka Başbakanı  bile ev işlerini yetiştiriyorsa ben niye yetiştiremeyeyim? Her sene bu döngüyü yaşıyorum zaten. Temizlikçilere küs, kendin debelen, sonra tekrar birini bul... Y...

#sevgili günlük

Netflix'te Kominsky Method adında şeker bir dizi var. Dizi, 60 yaş üstü insanların hayatlarını komik bir şekilde anlatıyor. Yaşlı insanlar söz konusu olunca da prostat sorunları, hastalıklar, ölüm gibi konular işleniyor.Haftalık duygu değişimlerimi, hayat akışımı  anlattığım "sevgili günlük"   bölümüm de bana o diziyi anlatıyor. Her hafta açıp oram ağrıdı, buram ağrıdı yazıp kapatıyormuşum gibi geliyor :)) Ama oram ve buram ağrımaya devam ediyor. Sinüslerim öldürdü beni bu hafta. İki günlük yoğun bakım sonrası biraz genzime akmaya başladılar ki hiç hoş bir his değil. Yine de alnımdaki doluluk gittiği için şükran duyuyorum. Üst üste hasta hissettiğim için yeni bir karar aldım. Yılbaşında aldığım tüm kararları ve hedeflerimi iptal ettim. Tek istediğim sağlıklı ve neşeli olmak. Kendime o kadar okuyacağım, bu kadar izleyeceğim diye baskı yapmayı bırakıyorum. Sağlıklı olmanın yolu doğru beslenmek, hareket etmek ve stresten uzaklaşmaktan  geçiyor nereye baksam. Ben de o do...

#SEVGİLİ GÜNLÜK

Şubat ayının son haftasına girdiğimize inanamıyorum. İnanamadığım diğer şey de yaşım. Geçen hafta 39. yaşıma bastım. Zaman uçuyor. Ama hiç 39 gibi hissetmiyorum. Tamam, 16 yaşının saftirikliği yok ama bu yaşla gelen bilgelik durumları da yok yani. Dışardan eskiyorum, yaşlanıyorum, iç sesim filan aynı. Sanırım 60 da  da aynı olacak.  Karlı bir haftaydı, bu hafta. Sinirli bir kar yağdı. Sert, bol ayazlı. Keyif vermedi pek. Geceleri de çok soğuktu. Hasta olmayı pas geçemezdim. Cuma, cumartesi- dört gözle beklediğim hafta sonum pek tatsız geçti. Küçükken hasta olduğunda dünya senin iyileşmeni beklerdi. Şimdi öyle bir durum yok. Dünya çok aceleci oldu. Kalben'in saçlar şarkısını çok saçma bulmuştum, şimdilerde benim şarkım oldu. Saçlarım öyle dökülüyor ki. Her yerde saçlar. O kadar dökülmeye nasıl saçım var şaşırıyorum. Bu hafta kanıma baktırsam iyi olacak. Dün arkadaşlar dört sene önce tanıdığımız iki kişiyi anlattı. Hemen hatırladım. Öyle sevindim ki. Biliyor musun günlük artık h...

#SEVGİLİ GÜNLÜK# 4

  Uzun zamandır mutfağa sticker almayı düşünüyor ama karar veremiyordum. Handan' ın karavanındaki sincaplar öyle tatlı geldi ki ben de mutfağıma davet ettim. Neşe ve renk kattılar mutfağımıza. Handan da bana "influence" etmiş oldu :) Hayatıma böyle ite kaka renk katmaya çalışsam da aslında pek tadım yok be blog. Kimsenin tadı yok sanki. Hafta içi çalış çalış çalış, hafta sonu eve hapsol. Saçma değil mi? Hafta içi her yere gidebiliyoruz, bankada filan tedbirler gevşedi, içerisi zaman zaman tıklım tıklım oluyor, markete gidiyorum, yine tıklım tıklım. Ama hafta sonu yasak.. Annemin babamın da psikolojisi bozuldu, babam 65 yaş üstü,iyice eve hapsoldu. Biz bu durumdayken üstüne işini kaybedenleri, iş yerlerini kapatanları düşünemiyorum.  Mesaimiz salgın yüzünden altı yerine, beşte bitiyor. Eskiden olsaydı bu bir saat bana nasıl enerji verirdi. Şimdi zaman artmasına rağmen zamanın bereketi yok. Daha çok evde kalmama rağmen ev işlerinde eski performansımı gösteremiyorum. Yaprak ...

#SEVGİLİ GÜNLÜK

Sevgili Günlük, 2021'de de zaman hızlı geçiyor. Bir bakıyorum pazartesi, bir bakıyorum cuma. Neler yaşadım, ne yaptım, niye her şey böyle hızlı bilemiyorum. Eskiden zamana bu kadar takılmazdım. Şimdi korkuyorum, bir bakacağım yaşlanmışım, annemi babamı kaybetmişim.. O arada da hiç yaşamamışım..Onun için zamanı tutmak istiyorum, ama Kenan Doğulu'nun dediği gibi tutamıyorum zamanı.Dünya da kendi ekseninde hızlı dönüyormuş zaten. 0,5 saniye daha çabuk tamamlıyormuş turunu. 0,5 saniye bu kadar fark yaratır mı bilemedim.  Zamanı yavaşlatmak için instagramı, twitterı sildim bir hafta. Sonra yalnız hissettim kendimi, aynı yöne baktığım insan görmek istedim, yükledim yine. Silip yükledikten sonra bir süre eskisi kadar aklıma bunlara bakmak gelmedi. Nihayetinde hayatımız alışkanlıklardan oluşuyor ve istersem ekran alışkanlığımdan kurtulabiliyormuşum.   Bu ara istediğim gibi okuyorum, izliyorum, yoga yapıyorum ama çok garip okuduklarım, izlediklerimle ilgili iki satır cümleyi ark...

#SEVGİLİ GÜNLÜK

Son beş yıldır her gün birbirinin aynı gibi geliyor. Oysa öyle değil. Bir salgının ortasındayız ve maskelerle dolaşıyoruz. Bu alışıldık bir durum değil, oldukça farklı  hatta. Belki günlerin  aynı olması değil de günlerin hep kötüye gitmesi sorunum. Darbe girişiminden beri can ve mal güvenliğim yok gibi hissediyorum. Ekonomik anlamda ülkece kötü gidiyoruz, önümüz karanlık gibi. Sonra şu hayatı felç eden lanet hastalık..Hepsi beni karamsarlığa sürüklüyor. Sanki tüm bu karanlığı simgeler gibi sabah güneşsiz uyanıyoruz. Sabah işe git karanlık, akşam karanlık... Kayahan'ın dediği gibi "hep karanlık, hep karanlık, yeter artık, yeter!" Normalde kahvaltı etmeden evden çıkmam ama sabah 7:40 gibi uyanabiliyor bedenim. Hava tam aydınlanırken.Bu nedenle geçen hafta  doğru dürüst beslenemedim. Evde yemek vardı ama kalkamadığımdan öğlen sefer taslarına koyup götüremedim. Sürekli dürüm yemekten, içim kurudu kaldı. Bu saatlerin geri alınmaması işi beni  tuş ediyor. İş yerinde ...

#SEVGİLİ GÜNLÜK

  Tuhaf bir haftaydı günlük. Çorba yaptım kesildi, yemek yaptım yandı. İş yerinde en yavaş bendim, bir türlü bitiremedim işleri. Acaba blogumun adı "tosbağa günlüğü", çekim yasası, çektim de ondan mı yavaşladım filan diye düşündüm. Sonra isimleri, yapılacakları unuttum.  Zaten uzun süreli bellek kalmadı da kısa süreli hafızam da kullanılamayacak durumdaydı. Satürnle Merkür ne çevirdiyse artık.Yıldızım düşüktü herhalde. Okumak yazmak gelmedi içimden. Feriha Hanım'ı bile kaçırdım. Çok ağrım oldu. Uyku saatimi 00:30 dan, 23:30 a çektim. Biraz daha iyi hissettim kendimi ve fakat zaman kuş kadar kaldı.  Cumaları ağrıdan duramıyorum. Tüm haftanın yorgunluğundan olmalı. Geçen cuma sırtımdan uyuyamadım, öyle feciydi. Koronayken bu kadar ağrım olmamıştı. Geçen hafta cumartesi doktora  gittim, ciğerlerime, kanıma baktırdım, çok iyi çıktı değerlerim. Omurgamın eğri göründüğünü, fizik tedaviye gitmemi önerdi doktor. Bu cuma bacaklarımdan duramadım, öksürük tuttu. Kovid etkisi 2 ...