Karamsar yazılarımın aksine kolay mutlu olabilen biriyim aslında. Bunaldığımda başımı gökyüzüne kaldırıp mavi gökyüzünde asılı bulutlara bakmam yeterli olur ne büyük bir sihrin içinde yaşadığımı fark etmeme.
“Hayatımı boşa geçiriyorum, hiçbir somut becerim yok, okumalı öğrenmeli gelişmeliyim” diye kendimi yiyip bitirmezsem bir parça pizza ya da uyuyan bir kedi mutlu edebilir beni.
Ya da şeker yememeli, ekmek yememeli diye sıkıştırıp durmasam kendimi; otobüste ikram edilen kek ve tadı olmayan sallama çay beni çocukluğuma götürüp gülümsetebilir. Kardeşimle otobüste kola içeceğimiz için mutlu olduğumuz, ergenliğe doğru mutluluğu belli etmeyip karizmatik olalım diye muavini umursamaz gibi önce ufka bakıp sonra “kola” diye ilgisizce söylemeye çalışıp güldüğümüz zamanlara gitmek de mutlu eder beni.
O zaman disiplinli olmam gereken zamanları kısa tutup kalan zamanlarda Borges'in şiirini hatırlamalı. Bir de ben eşim değilim; onun sert duruşu, disiplinli duruşunu ve görüşlerini benimsemek zorunda değilim. Bunu hatırlamalı ve devam etmeli…
"eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
ikincisinde, daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
çok az şeyi
ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla. daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim, daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim birçok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
elbette mutlu anlarım oldu ama,
yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten:
anlar, sadece anlar. siz de anı yaşayın.
hiç bir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan
gitmeyen insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, hiç bir şey taşımazdım.
eğer yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım daha olsaydı, eğer.
ama işte 85’indeyim ve biliyorum…
ölüyorum…"




Yorumlar
Yorum Gönder