Ana içeriğe atla

Kayıtlar

gevezelikler; mevsimler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

LEYLAK ZAMANI

Kış başında mutfak lavabomuz tıkanmış, küçük banyomuzu kırarak sorunu çözmüşlerdi.  İşi yapan usta, eğimin doğru verilmediğini, üç ay kadar idare edeceğini ve tekrar tıkanacağını söylemiş, kesin çözümün yazın yapılacak su hattının dışarı taşınması olduğunu söylemişti. Üç ay değil de, dört ay sonra dün akşam lavabodan akan su geri tepti. Bütün bulaşıklar yığılı kaldı. İnşaat sezonu olması nedeniyle usta önümüzdeki pazartesi gelebiliyor, bir hafta nasıl yapacağız bilmem. Ev küçük; bir şey yerinden oynayınca ortalık hemen dağılıyor. Bir de ikimiz de çalışınca zaman kısıtımız var zaten, tüm işlerimiz aksıyor. Oysa bizim program bahçeyi düzenleme, ev temizletme gibi daha keyifli işler içeriyordu. Havalar güzelken olması iyi de keşke bayram öncesi olmasaydı. Neyse… Baharın bitmesine 15-20 gün kaldı. Mayıs gülleri hava soğuk seyrettiğinden açamadı, ama leylaklar her yerde. Bu sene leylak yılı mı ne? Eskiden bu kadar dikkatimi çekmezdi ve bu kadar güzel gelmezlerdi gözüme. Mahallemdeki duv...

MART'TAN NİSAN'A

2026’nın üç ayını bitirdik bile. Bir yazımda, 2026 yılı için aldığım kararları uyguluyorum diye yazmışım. Ama ne kararlar aldım, bugün hatırlamıyorum. Okumak, spor yapmak filandır herhalde. Günlüğe bakmalı… Her ay yeni bir yer görmek de var mıydı? Olsa iyi olurdu ama henüz  gördüğüm bir yer yok. Neyse. Mart benim için biraz yorucu geçti. Belki de bahar yorgunluğudur. Bu yüzden Nisan 2026 itibarıyla aldığım tüm kararları iptal ediyorum. Artık sadece iyi hissetmeye odaklanacağım; zihinsel, fiziksel ve ruhsal olarak. Bunu yapmak için aslında bildiğim şeyler var: zihin için okumak, beden için hareket etmek, ruh için dua etmek… Yani iptal ettiğim şeyler, ironik bir şekilde, zaten bana iyi gelenler. Demek istediğim, bunların hiçbirini yapmamak değil. Sadece zorlamadan, hissederek, kendime eziyet etmeden… Bir görev gibi değil, bir ihtiyaç gibi yapmak.  O zaman da  şu soru geliyor: Disiplin olmazsa başarı da olmaz mı? Ama belki de aradığımız şey başarı değil. Belki biz sadece haf...

SONBAHAR VE YOGA

Eylül bitmek üzere, sonbahar yeni yeni hissettiriyor kendini. Hava erken kararıyor artık. Yine de hava eylüle göre çok sıcak. Yerküre yanıyor. Hala kısa kollu giyebiliyoruz. Ağaçların yaprakları yeni yüz tuttu sararmaya. Karnıbaharlar, pancarlar, narlar raflarda yerini almaya başladı. Üzümle, incirle, şeftaliyle  yan yanalar. Eylül bu kadar sıcak geçmesiyle yabancı belki. Tanıdık tarafları da var ama. Kiminle konuşsam uyumak istediğinden, yorgunluktan, can sıkıntısından söz ediyor. Bahar yorgunluğu dedikleri; bedenin yeni mevsime hazırlanması. Ben de yorgun hissediyorum, uyumak istiyorum bir yandan; bir taraftan tuhaf bir enerji.. Yapmam gerekenden fazlasını yapabiliyorum. Çünkü on güne yakındır düzenli  yoga yapıyorum. Allah farklı uluslara, farklı hediyeler vermiş. Hintlilerin payına  yoga düşmüş, neyse ki onlar kendilerine saklamamış paylaşmışlar bizimle. Yoga çok tuhaf bir şey. Hani kuklalar vardır, bir tel onları dik tutar. Yoga aynı onu yapıyor bana. Kafamı hep yuka...

MEVSİMLER

MEVSİMLER En başta en sevdiğim mevsimdi ilkbahar. Hava ne sıcak, ne soğuk.. Her yer yeşermeye başlamış..İçimde bir coşku, sanki dağları delecek kadar güçlüyüm. Sabahları erkenden, alarmsız uyanacak kadar enerjiğim. Evet, en sevdiğim mevsimdi ilkbahar.. Lisede aşık olunca, sevdiğim çocuğu görebilmek için sonbaharı, okulların açılmasını bekler oldum.Ama hiç favori mevsimim olamadı sonbahar. İşe başladığımda tutsak hissettim kendimi. Zamanım, mekanım bana ait değildi artık. Hayatımı kazanabilmek için, hayatımı satmıştım.Yıllık izinlerimi kullandığım yaz; ailemi görebildiğim, gezip tozup, yeni şehirler keşfettiğim zamandı. En sevdiğim mevsim yazdı artık. Yazı iple çeker oldum. Ülkenin çivisi çıkarken, bizim iş yerinin çivisi de çıkıyordu. Personel sayısını yarı yarıya azalttılar; iş süreçleri,  kulaktan kulağa oyununu oynar gibi uzadı gitti, öyle bir mail bombardımanı başladı ki posta kutuları kontrolden çıktı. Öyle bir iş yükünün altında ezilmeye başladık ki zihin...