Bu sene hava biraz soğuk gitti. Üstüne bolca yağmur yağdı. Hâlâ kısa kollu giymeye geçebilmiş değiliz. Zaman zaman bu durumdan şikâyet etsek de bol yağış, bitkilerin coşmasına neden oldu. Her yerde kır çiçekleri, dizimizin altına kadar uzanan otlar… Otların arasında yürürken ıslanan çoraplar… Bu sene her şey daha canlı sanki.
Zambaklar da su seviyor olmalı. O kadar yağmurdan sonra hepsi boy attı ve aynı anda açtı. Onlara bakınca gözlerimiz mora doyuyor.
2024’te öyle çok kayısı olmuştu ki ağacın dalları yerlere kadar eğilmiş, kırılmasın diye destek koymuştuk. Sonrasında o kadar kayısıyı ne yapacağımızı bilememiştik. Karşı komşu bize kayısı veriyordu, biz ona. Biri kayısı getirince sinirlenilen bir seneydi.
2025’te hava sıcak gitti, ağaçlar erken açtı. Sonra eksi on yedilerde büyük bir don afeti yaşadık. Hâliyle bir tane meyve yoktu ağaçlarda. Bizim birkaç ağacımız mesele değildi elbette; meyvecilikle geçinenlerin canı çok yandı.
Neyse ki soğuklar uzun sürdü bu sene, ağaçlar geç açtı. Şimdi dallar, ağacın taşıyamayacağı kadar meyveyle dolu. 2026 bereketli geçecek gibi görünüyor.
Kaktüsü dışarı aldım, o da hiç olmadığı kadar mutlu. Hemen her gün üstünde bir çiçek var.
Beyaz rengimiz eksikti; iki saksı kartopu aldık. Daha dikmeden saksıda açtılar. Ne kadar zarifler.
Bu sene çiçekçiler de soğuk nedeniyle bitkileri geç getirdi. Her sene petunya alır, asarız. Bir yaz boyunca gözümüz bayram eder. Sıcağı seven bu bitki, gözlemimize göre susuzluğa dayanamıyor. Sabah akşam iki kez suluyoruz. Ben evden daha erken çıkıp daha geç geldiğim için, sulamaları ve genel olarak bahçeyi eşim yönetiyor. Ben daha çok asistan gibiyim.
Bahçemiz olmadan önce sarmaşıklara yön verilmesi gerektiğini bilmiyordum. Dün, iki saate yakın birbirine dolanmış sarmaşıkları açmaya uğraştık. Bahçede iş hiç bitmiyor. Ama güneşin altında toprakla uğraşınca insanın kafası boşalıyor. Yorgunluğa değiyor. Ayvalar da çiçek açtığına göre yaz da geliyor...






.jpg)

Yorumlar
Yorum Gönder