Ana içeriğe atla

Kayıtlar

okudum etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

1984 (GEORGE ORWELL)

Ayda bir kitap bitirebildiğime şükrettiğim zamanlar… Mart ayında Celal Üster çevirisiyle George Orwell’ın 1984’ünü okudum. Kitap, 1948’de, Soğuk Savaş başlangıcında komünizme bir eleştiri olarak yazılmış bir distopya olmasına rağmen, kahramanların yaşadıklarının bir kısmı oldukça tanıdık geliyor. Kahramanımız Winston Smith, totaliter bir rejimde dış parti üyesidir. İç parti üyeleri kadar ayrıcalıklı değildir, proleterler kadar da aşağı değildir. Gerçek Bakanlığı’nda çalışan Smith’in görevi, gerçeği rejimin o anki talebine göre değiştirmektir. Örneğin vatandaşa kişi başı 5 kg çikolata tayını verilmesi gerekirken 4 kg verildiğinde, eskiden verilmesi gereken 5 kg’lık tayını geçmiş kayıtlardan silip 3 kg’a düşürmekte; sonrasında da 3 kg yerine 4 kg verildiği için bu durumu alkışlanacak bir gelişme gibi sunmaktadır. Eski bilgiler ise “bellek deliği” denilen bir boşlukta yok edilmektedir. Gerçekliğin “çiftdüşün” ilkesiyle denetim altına alındığı, “yenisöylem” ile dilin unutturulmaya çalışıld...

ÇÖL ÇİÇEĞİ-WARIS DIRIE

Şubat ayında okuduğum tek kitap olan Çöl Çiçeği; Somalili model Waris Dirie’nin gerçek yaşam öyküsünü anlatır. Somalili göçebe bir ailede doğan Waris ve ailesi hayvancılıkla geçinmekte ve su bulmak için göçebe hayat yaşamaktadır. Zorlu koşullarda yaşamını sürdüren Waris her şeye rağmen mutlu olmayı bilen bir çocuktur. Ama babası onu zengin, yaşlı bir adamla evlenmek istediğinde, 13 yaşında evden kaçar. İngiltere’nin Somali büyük elçiliğinde çalışan teyzesinin evine hizmetçi olarak gider. Burada zaman içinde, pek çok zorlukla mücadele ederken keşfedilip ünlü bir model olacaktır. Kitabın konusu Waris’in hayatını anlatmakla birlikte Waris’in de yaşadığı kadın sünneti kitapta genişçe yer alıyor. Somali’de kadınlar geleneksel olarak sünnet ediliyormuş. Çöl koşullarında, kadınlar; bazen paslı bir bıçak, bazen kör bir makas, bazen kırık bir cam parçası – ellerine ne geçerse – ile kumların üzerine yatırılıp cinsel organlarının büyük kısmı kesilip, erkekler “sürekli bakire ile beraberim hissi” ...

OCAK 2026

Zaman hızlı geçiyor. 2026'nın Ocak ayına dönüp baktım ne yapmışım diye,bir sürü tatsızlık yaşamışım;lavabo tıkanmış, buzdolabının motoru yanmış.. Bir kaç hafta sonunu onlarla uğraşarak geçirmişim. Annem babam gelmiş gitmiş .Bir de uzun Kış gecelerinde bol bol film izlemişiz. GÖZCÜ : N etflix 'te yayınlanan yedi bölümlük   Amerikan gerilim dizisi .   Aile miz  New York 'tan taşınarak tüm birikimleri ile birlikte New Jersey banliyösünden hayallerindeki güzel evi alırlar. Büyük bir heves taşındıkları bu evde; evin gözcüsü olduğunu iddia eden bir kişiden aldıkları tehdit mektupları evde gece yarısı beliren yabancılar, garip komşular nedeniyle bir süre sonra aile huzurları kalmayacaktır. Bize garip olaylarla farklı kişilerle herkesin şüpheli olabileceği hissine yaşattı. Sonu benim için büyük bir hüsranla bitti. Zaman kaybı olduğunu söyleyebilirim. İzlerken hissettiğim merak, sonrasında kandırıldım hissine dönüştü Sadece güzel Amerikan evleri, güzel mobilyalar, güzel ...

FAHRENHEİT 451-RAY BRADBURY

Fahrenheit 451 i çok satanlar listesinde görüp almıştım. Yeni yazılmış bir kitap olduğunu sanmıştım, okurken de basım yılına bakmadım, sanki bugünü, internetle uyuşmuş bizleri anlatıyor gibiydi. Oysa yazar bu kitabı 1953’te yazmış, bu durum beni oldukça şaşırttı. Distopik bir roman bu . Kitabın adı;  kağıdın tutuşma derecesinden alınmış. Çünkü kitabın konusunu kitapların yasaklanması üzerine. Romanın geçtiği ülkede insanlar ekranlar aracılığıyla uyuşturulur, beyinleri yıkanır.  Sorgulamayan tek tip insan hedeflenir. Doğa gibi, sohbet etmek, kitap okumak gibi insani eylemler yasaktır. Aile yerine, “aile” adı verilen ekranlar satın alırsınız ve odanızın dört duvarına asarsınız buradan insanlar anlamsız cümleler söyleyip sizi oyalarlar. Düşünemeyecek hale gelirsiniz. Böylece düzen devam eder. Olur da kitap okuyacak, evinizde kitap saklayacak olursanız itfaiye teşkilatı evinizi basar ve kitaplarınızı yakar. İtfaiye yangın söndürmek yerine, kitapları yakmak için vardır.  Diren...

RAMSES (BATI AKASYASININ ALTINDA) -CHRISTIAN JACQ

Minimalizmin kurallarından biri, bir yıldır kullanmadığın bir eşya varsa elden çıkarmak. Ama hayatta her zaman kurallar işlemiyor. Bu kitabı 2000 yılında doğum günümde almış, bir türlü okuyamamıştım.  Tam 24 yıl benimle gezinmiş, nihayetinde okudum. 2000li yıllarda çok satanlar listesine giren bu kitap, Mısır'ın önemli firavunlarından Ramses'in hayatı hakkında. Mısır Uygarlığı, Maat yasası ile yönetilmektedir. Firavun da Maat Yasası'nın koruyucusudur. Bunu her şeyin önünde tutar. Mısır'da işleyen düzenli bir sistem yanında dini ritüeller de önemli yer tutar. Firavun'un içinde tanrısal ruh vardır. Şüpheye düştüğü konularda dini törenlerle tanrılardan yardım istenir. Tanrılar da doğru kararın ne olduğunu firavuna bildirir. Bunun karşılığında tanrılara adanmış dev tapınakların bakımı düzenli yapılır, tanrılara hediyeler sunulur. Dört tanrı için yapılmış dört büyük tapınak vardır. Firavun'un sağlığını koruması için yeniden doğum törenleri yapılır. İşe yaramış olmalı...

ACEMİ YOGİNİN EL KİTABI-ESRA E. KARAOSMANOĞLU

  Yogaya başlamam 2013 yılı olmalı. İş hayatım beni tüketmiş, sabahları yataktan zor kalkar olmuştum. Her yerim sızım sızım sızlıyordu. Yoga iyileştirdi. Yine sorunlarım oldu ama yoga beni hep ayakta tuttu yataklara düşmedim. Yataklara düşmedim de kitaplara düştüm. Bir sürü yoga kitabı almıştım. Bu da onlardan biriydi. Aldım ama yarım bıraktım.  O zaman çok sarmamıştı. Bugün kitabı okuduğumda zaten yazılanları öğrenmiş olduğumu görüyorum. Yaşayarak öğrendim ve yaşayarak öğrenmek okuyarak öğrenmekten daha güzelmiş. Kitaptan aşk okumakla, aşka düşmek bir olmaz tabii kii. Neyse işte… Bu kitabı zamanında okusaydım  önceden bilmiş ama anlamamış olacaktım. Yine de yogaya yeni başlıyorsanız doğru  kaynak bu.  Kitapta yoganın ne olduğu, yoga felsefesi, et yenir mi yenmez mi, kundalini nedir,asanalar, nefesler, meditasyon ile ilgili başlangıç seviyesinde bilgiler var. Yazar kendi yoga yolculuğunu ve öğrencilerinin izlenimlerini de anlatmış. Yoga deyince sadece asanalar-d...

KENDİNE AİT BİR-ODA-VIRGINIA WOOLF

Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. İyi ki okumuşum. Virginia Woolf'tan "kadınlar ve kurmaca" hakkında yazması istenir. Daha sonra kadın hareketinin el kitaplarından olacak bu kitapta Woolf, kadınların o dönemde neden edebiyatta fazla yer almadıklarını, kitaplardan iz sürerek açıklamaya çalışır.  O dönemde kızları kabul eden bir kaç kolej vardır. Para kazanmak erkeklerin tekelindedir, kadınlar küçük yazı işleri yaparak para kazansalar bile hukuk, kazandıkları parayı kendilerinde tutma hakkını vermemektedir. Woolf bile teyzesinden kalan miras sonrası karnını doyurma derdinden kurtulup, gerçek yazına yönelebilmiştir. Bu nedenle kendi parasına sahip olmasınının onu , kadınlara oy hakkı verilmesinden daha çok mutlu ettiğini söyler. Woolf, edebiyatta kadının izini sürdükçe kadınlar hakkındaki pek çok kitabın erkekler tarafından yazıldığını fark eder. Bu kitapların çoğu kadınların nasıl iffetli davranması gerektiği veya ne kadar yeteneksiz oldukları hakkındadır. Woolf e...

DÖNÜŞ-AYŞE KULİN

  Ayşe Kulin ilk gençliğimden beri okuduğum bir yazar.Adı Aylin, Füreya,Türkan, Tutsak Güneşi, Sevdalinka'yı okudum ve çok sevdim. Bence hepsi dolu kitaplardı.  Dönüş  ise Ayşe KULİN'in bir olayın taraflarının bakış açılarını ayrı ayrı ele alan dörtlemesinin üçüncü kitabı. İlk kitap Gizli Anların Yolcusu'nu okumuş, iyi zaman geçirmiş ama pek de doyurucu bulmamıştım. İki ay önce tatile giderken  yanıma hafif, yormayacak, kolay okunacak bir kitap olarak aldım ve yanılmadım. Kitap oyalıyor ama sonrasında bir şey kalmıyor. Aslında dörtlemenin konusu çok çarpıcı. Evli ve bir genç kız babası İlhami, eşini önce iş arkadaşı Handan'la, sonrasındaysa yine iş arkadaşı Bora ile aldatıyor. Üstüne üstlük kızı Derya 'da Bora'ya aşık. Eşinin olayı öğrenmesi, Bora'nın ölümü, sonrasında eşinin kızı Derya'yı babasından uzaklaştırmasının ardından  Dönüş 'te olayları Derya'nın öğrenmesi, babasını bulması ve babası ile yüzleşmesi anlatılıyor.  Olaylar anlatılıyor ama ...

GELİRKEN EKMEK AL-ŞERMİN YAŞAR

  Şermin Yaşar'ı, "Oyuncu Anne" yken tanıdım. Pozitif bakış açısı hayatımı güzelleştirdiğinden takip etmeye devam ettim. Zaman zaman bu kadar pozitif olmasını inandırıcı bulmadığım oldu. Aile ilişkilerini, komşuluk ilişkilerini bana göre fazla göklere çıkarıyor, bu tür ilişkilerdeki iki yüzlülüğü yok sayıyordu. Eski bir reklamcı olan Şermin Yaşar'ın bunu geniş kitlelere ulaşmak için pazarlama stratejisi olarak kullandığını düşünüyorum. Bugünkü dünyada ayıp değil bu. Bugün yaptıklarını yapmasını, müzeler kurmasını sağladı bu.Çabalayan insanlar ilham veriyor ve dünyayı değiştiriyor sonuçta.  Daha önce Göçüp Gidenler Koleksiyoncu'sunu okumuş ve beğenmiştim. İkinci kitabı bu ve ben kitaplarını okudukça yazarı daha çok sevdim. Gelirken Ekmek Al, on sekiz öyküden oluşuyor. Öyküler yazarın sosyal medya paylaşımlarının aksine içimizde ince sızı bırakan, hasta eden aile, insan ilişkilerine ilişkin.Eziyet eden kaynanalar, eşlerine malları gibi davranan erkekler, cimri, yala...

TANRILAR OKULU-STEFANO D'ANNA

Tanrılar Okulu, ruhsal gelişimle ilgilenenlerin yoluna çıkan popüler bir kitap. Ben de yıllar önce almış ama sıkılıp bırakmıştım. Son zamanlarda moda bir deyiş var : Demek ki o kitaba o zaman hazır değildin diye. Ben de böyle olmuşumdur belki diye kitabı tekrar okumak istedim ve inat ettim. Sonuç Temmuzdan beri bu kitabı okumaya çalışıyorum ve geçen hafta bitirebildim. İnat edip bitirdiğim için kendimi kutlamalı mıyım, yoksa temmuzdan beri daha çok kitap okumama engel oldum diye üzülmeli miyim bilemedim. Tanrılar Okulu özünde farklı bir kitap. Eşini kaybetmiş, hayattan keyif almayan, mutsuz bir adamın metafizik bir varlık olan Dreamer'la karşılaşmasını ve Dreamer'ın ona kendisinin ve hayatının efendisi olmayı öğretmesini anlatıyor. Kitap başımıza gelen her şeyin kendimizden kaynaklandığını, " düş "ler ve kendimizi buna adarsak, korku ve kaygı ile düş'ü kirletmezsek cenneti yaşayacağımızı iddia ediyor. Örneğin kitapta kahramanın karısının  hastalanıp ölmesinin, kah...

BKK-ŞUBAT 2023/ YERYÜZÜNE DAYANABİLMEK İÇİN YAZILAR-TEZER ÖZLÜ

  Blogger Kitap Kulubü 'nün altıncı kitabını Yüreğimin İklimi önerdi: Tezer Özlü/Yeryüzüne Dayanabilmek İçin Yazılar. Tezer Özlü kitap kulübü sayesinde haberdar olduğum bir yazar. 1945 yılında doğan yazar Almanca-Türkçe  çeviriler yapmış; pek çok dergide sinema, kültür yazıları yazmış; az sayıda kitap yazmış. Erkenden, 43 yaşında kanserden ölen yazarın Milliyet Sanat, Halkçı gibi dergilerdeki yazılarını kardeşi Sezer Özlü toplamış, ve Yeryüzüne Dayanabilmek İçin Yazılar olarak yayınlamış. Kitaptaki 27 yazı; yazarın Kafka, Zweig gibi yazarlar hakkında düşündükleri, bir dönem yaşadığı Almanya'daki kültür sanat festivalleri ve burada gösterilen filmler, yayınlanan kitaplar üzerine. Yazılarından sinema ve edebiyat tutkunu olduğu anlaşılan yazarın hassas ruhunu da hissedebiliyoruz. Yeryüzüne dayanabilmek için yazan yazar; yeryüzünden kaçmak için sanata, edebiyata sığınmış gibi görünüyor. O dönemin aydınlarında görünen memleketin dertleriyle dertlenmek, çözüm aramak da yazarın kafa...

BKK-OCAK 2023/ GORIOT BABA-BALZAC

  Blogger Kitap Kulübü'nde Ocak ayında Sevimli Kitaplar'ı n önerisi ile Goriot Baba'yı okumuştuk. Deprem sonrası kendime yeni gelebildiğimden ancak yazabiliyorum. Balzac'tan daha önce Vadideki Zambak ve İki Yeni Gelinin Anıları kitaplarını okumaya çalışmış ancak haz almamıştım. Bunları bitirebildim mi hatırlamıyorum. Balzac'a karşı ön yargım vardı.Maalesef bu kitapla da Balzac'ı sevemedim. Ben sevmesem de Balzac Fransız edebiyatının en güçlü romancılarından sayılıyormuş. İnsanın kusurlu doğasını, paraya, şatafata, güzelliğe olan düşkünlüğünü kaleme alan yazar, betimlemelerdeki ustalığı ile biliniyormuş. Balzac'ı öne çıkaran bu özelliklere Goriot Baba romanında da rastlıyoruz. Yoksul, sonradan yoksullaşan insanların yaşadığı  Vaquer pansiyonunun uzun bir tasviriyle başlıyor kitap. Kitaba adını veren Goriot Baba'da bu pansiyonerlerden biri. Eskiden un, şehriye tüccarı zengin bir adamken iki kızı zengin adamlarla evlenip  sosyeteye girebilsin diye elindeki ...

BKK-ARALIK 2022/ALGERNON'A ÇİÇEKLER-DANIEL KEYES

Blogger Kitap Kulubü'nde Aralık ayında  Algernon'a Çiçekleri;  she is the man 'in önerisiyle okuduk .Güzel kitaptı.Sarsıcıydı. İçimi titretti. Amerikalı yazar Daniel Keyes'in 1959 yılında yazdığı Algernon'a Çiçekler doğuştan ileri derecede zeka geriliği olan Charlie Gordon'un hikayesini anlatıyor. Normal çocuklar gibi olmayan Charlie Gordon'un annesi oğlunun bu durumunu  kabul edemez, onun "normalleşmesi" için doktorlara götürür, düzelmeyince kız kardeşinin gelişimini engellediği gerekçesiyle evden uzaklaştırır; babası  çalışması için bir fırına çırak verir, o günden sonra ailesini görmez. Fırında çalışan Charlie'nin burada arkadaşları vardır , mutludur, ama hep okuma yazma öğrenip annesinin istediği gibi daha akıllı olmak istemektedir. Okuma yazma öğrenmek için gittiği okul aracılığıyla ve kız kardeşinin izniyle  Algernon adlı fareye uygulanan ve olumlu sonuç alınan zeka geliştirme projesine kobay olur ve ameliyat başarılı geçer. Charlie'd...

BKK-KASIM 2022 /BABALAR VE OĞULLAR-TURGENYEV

 she is the man 'in kurduğu Blogger Kitap Kulubü'nde, Şule Uzundere'nin önerisi ile  Kasım ayında Turgenyev'in Babalar ve Oğullar kitabını okuduk. Turgenyev daha önce okumadığım bir yazardı. Batı'da eğitim alıp Batı aydınlanmasını Rusya'ya taşımak isteyen yazar Rus edebiyatında realist akımın öncülerinden sayılıyormuş.Önce romanı okuyup. sonrasında Turgenyev'in hayatını okuyunca kitapta yazarın hayatından pek çok iz buldum. Romanımız iki genç  arkadaş Bazarov ve Arcade'in  babaları ile ilişkileri, toplum için alışılagelmedik fikirleri ve hayatın getirdikleri ile fikirlerindeki ve hayatlarındaki dönüşümü anlatıyor. Turgenyev nihilizm kelimesini kullanan ilk yazarmış. Romanımızın ana karakteri Bazarov'da nihilist bir hekim. Toplumdaki kast sistemine, geleneksel toplum yapısına, kiliseye, aristokrasiye karşı bir hekim.Hiç bir şeye inanmayan, hiç bir şeyi tanımayan biri. Oldukça sivri bir dili var. Sert, özgüvenli ve alaycı. Arkadaşı Arcade ise ona hayra...

BLOGGER KİTAP KULÜBÜ (BKK)-EKİM 2022 2.AY :BAYAN WESTAWAY'İN ÖLÜMÜ-RUTH WARE

  She is the man ‘in kurduğu,ı Blogger Kitap Kulubü’nde  Okuma Günlüğüm 'ün önerisi ile  Ruth Ware-Bayan Westaway'in Ölümü'nü okuduk. Ruth Ware ilk defa okuduğum bir yazar.Kitabın arka kapağındaki Washington Post ve Booklist'in övgü dolu cümlelerini okuyunca beklentim yükselmişti.  Amerikalıların pazarlama konusundaki çığırtkanlığını fark edeli epey olduğu halde neden hala kanıyorum bilmem. Hayal kırıklığına uğradım açıkçası. Olaylar, tarot kartlarıyla fal bakarak güç bela geçinen, annesini kaybetmiş, yalnız  bir kızcağız olan Harriet Westaway'a gelen bir mektupla başlıyor. Tefecilerden borç alan Hal, ödemesini yapamayınca kötü adamlar peşine düşüyor. Bu adamların tehdit mektupları arasında bir de avukattan gelen mektup var. Mektupta Harriet Westaway'e büyük annesinden miras kaldığı, bu mirası almak için Trepassen Konağı'na gitmesi gerektiği yazılı. Annesini kaybeden Hal'ın bildiği başka bir akrabası olmadığından mektubun isim benzerliği nedeniyle kendin...

BLOGGER KİTAP KULÜBÜ (BKK)-EYLÜL 1.AY ŞATO-FRANZ KAFKA

 She is the man ‘in kurduğu, açılışını Kaplan Diary’nin yaptığı Blogger Kitap Kulubü’nde ilk ay Franz Kafka’nın Şato’sunu okuduk.  Dün akşam itibariyle kitabı bitirebildim. Daha önce hiç kitap kulübü deneyimim olmamıştı ama hep istediğim bir şeydi. İyi de oldu. Bir yerde bu konuda yazmaya dair sorumluluk hissetmem kitabı biterebilmemde etkili oldu, yoksa bu kitap çok sürünürdü elimde. Anlayacağınız kitap çok sarıp sarmalayamadı beni, itiraf etmeliyim ki biraz sıkıldım. Yapı Kredi Yayınları’ndan İlknur Özdemir çevirisiyle okuduğum kitap  K. nin başından geçenleri anlatıyor. Kitabın başında esrarengiz bir Şato’ya ulaşmaya çalışan K. Şato’ya ulaşmak için rastladığı köylülere sorular sorarak yardım ister. Ancak karşılaştığı kişiler, Şato’ya korkuyla karışık saygı duyan tuhaf kişilerdir. Ve aslında kimse de ne Şato hakkında, ne de orada çalışan memurlar hakkında doğru dürüst bilgiye sahiptir.  Bir ulakla gelen haberle, kadastro işi olmayan köye kadastrocu olarak atandığın...

UĞULTULU TEPELER-EMILY BRONTE

Okuma tempom oldukça düştü. Günde 10-15 sayfa okuyabiliyorum. Kaplumbağa hızımla Uğultulu Tepeleri nihayet bitirebildim. . Klasikler arasında sayılan " Uğultulu Tepeler " İngiliz edebiyatından. Yazarı Emily Bronte sadece otuz yıl yaşayabilmiş, yirmi dokuz yaşında da tek romanı olan Uğultulu Tepeler i yazmış.Kitap, İngiliz edebiyatının önemli eserlerinden sayılıyormuş. Uğultulu Tepeler aslında bir aşk hikayesi.Klasik aşk hikayelerinde okuyucu aşıklardan birinin yerine koyar kendini, ona empati duyar. Bu romansa alışageldiğimiz romanlardan çok farklı. Çünkü romanın kahramanı Heatcliff gerçek bir kötü.Neşenin, dünyada güzel olan her şeyin düşmanı.Elini attığı yeri, bile isteye kurutan  bir adam. Sadece Heatcliff değil, diğer kahramanlar da kusurlu, hataları olan insanlar. Kitaptaki tek düzgün insan kitabın anlatıcısı olan, hizmetçi Ellen Dean bence. Diğerleri, öfkeli, kibirli, hastalıklı.. Kitabı okurken İngiltere'nin o dönemdeki kırsal yaşantısına şahit oluyoruz. Romandak...

YEMEK CENNETTEN ÇIKMADIR!-JENNIE SHORTRIDGE

Kitaplığımda okumadığım kitapları bitirme serüvenim sürüyor. Tosbağa hızımla iki sene kitap almadan idare edebilirim sanırım. Biraz kafa dağıtmalık okumak istedim ve hafifitir diye bu kitabı seçtim. Okuması kolay bir kitaptı ama bu tür köpük kitapların aksine yazar kahramanın duygularını, gelgitlerini iyi yansıtmıştı. Köpük kitaplardan iyiydi o nedenle. Bir de gerçeküstü bir mutlu sonla bitmiyordu, her şey güllük gülistanlık olmuyordu ama kahramanımız yine de mutlu oluyordu. Bu nedenle de iyi not aldı benden. Özetle kitabı sevdim ve okunabilir. Konumuz bir yemek yazarı ile ilgili. Tombul bir kişi olan ve yemek yemeyi ve yapmayı seven Elanor Samuels serbest çalışan, dergilere yemek yazıları yazan bir yemek yazarıdır. Yalnız sevdiği yemekleri değil de düşük kalorili, glutensiz, şişmanlatmayan alternatif tarifler yazması beklendiğinden yazdığı yazılardan pek mutlu değildir. Elanor son biten ilişkisinin şişmanlığı yüzünden sona erdiğini düşündüğünden hayatına kimseyi sokmamakta, küçük evin...

KOLAY VE MUTLU MUTFAK-MIKI MOTTES

Bir süredir uğramadım bloguma.  Keyfim pek yoktu. Zamanımı kanepede uzanarak ya da mutfakta yemek yaparak geçirdim. "Mutfak terapi" diye bir terapi yöntemi varmış. Bilmeden onu yaptım sanırım.Yemek yapmak iyi de, tezgahı toplamak zulüm ya, robotlar gelse de toplasa:) Mutfağımda balkabağı gördüğümde, bezelyenin kabuğunu açtığımda iyi hissediyorum kendimi. Yoğurt ve yumurtadan vazgeçemeyeceğim için veganlık uzak bana ama olabildiğince bitki temelli beslenmek istiyorum. Bu kitabı da ondan aldım. Kitabın adında "kolay" geçince havuçların kendi kendini doğradığı bir yöntem öğreneceğimi sanmıştım ama belirtmek isterim ki öyle bir yol yok. Sebze pişirmenin en zor yanı da bu zaten. Doğra, doğra, doğra.. Bitmiyor... Kolay ve Mutlu Mutfak 'a  dönersek bir vegan olma rehberi diyebiliriz. Miki Mottes'in yazdığı kitap Suat Erus tarafından çevrilmiş.  Kitabın yazarı Miki Mottes aynı zamanda çizer olduğundan  sebze, meyveleri sempatik tipler olarak bol bol resmetmiş. Görse...

FIRTINA-JULIE CROSS

  Amerikalı yazar  Julie Cross'un kitabını yılbaşında kardeşim hediye etmişti. Kitap zaman yolculuğu yapabilenler hakkında. Kitabın ana karakteri Jackson tesadüfen zaman yolculuğu yapabildiğini keşfeder. Başlangıçta bu yolculukları kısa süreli ve kontrolü dışındadır. Taa ki peşinde birilerinin olduğunu öğrenene kadar. Onlardan kaçayım derken 2009 dan 2007 yılına gider ve orada kısılır kalır. 2009'a her dönme girişiminde kendini 2007'nin bir başka gününde bulur. Bütün bunlar olurken, Tempus geni taşıdığını, bu geni taşıyanların zamanda seyahat edebildiklerini, kendinin bir proje çocuk olduğunu, anne ve baba bildiği kişilerin gerçek anne ve babası olmadığını öğrenir. CIA'nin "Fırtına" adını verdiği ekibi zaman yolculuğu yapanları gözlemektedir. Fırtına ile Zamanın Düşmanları adını verdikleri diğer zaman yolcuları arasında bir güç mücadelesi vardır. İki taraf da Jackson'ı kendi tarafına çekmeye çalışır. Zamanda yolculuk yapabilenlerin bazıları zamanı değiştir...