Bu sene hava biraz soğuk gitti. Üstüne bolca yağmur yağdı. Hâlâ kısa kollu giymeye geçebilmiş değiliz. Zaman zaman bu durumdan şikâyet etsek de bol yağış, bitkilerin coşmasına neden oldu. Her yerde kır çiçekleri, dizimizin altına kadar uzanan otlar… Otların arasında yürürken ıslanan çoraplar… Bu sene her şey daha canlı sanki. Zambaklar da su seviyor olmalı. O kadar yağmurdan sonra hepsi boy attı ve aynı anda açtı. Onlara bakınca gözlerimiz mora doyuyor. 2024’te öyle çok kayısı olmuştu ki ağacın dalları yerlere kadar eğilmiş, kırılmasın diye destek koymuştuk. Sonrasında o kadar kayısıyı ne yapacağımızı bilememiştik. Karşı komşu bize kayısı veriyordu, biz ona. Biri kayısı getirince sinirlenilen bir seneydi. 2025’te hava sıcak gitti, ağaçlar erken açtı. Sonra eksi on yedilerde büyük bir don afeti yaşadık. Hâliyle bir tane meyve yoktu ağaçlarda. Bizim birkaç ağacımız mesele değildi elbette; meyvecilikle geçinenlerin canı çok yandı. Neyse ki soğuklar uzun sürdü bu sene, ağaçlar geç açtı. Şi...