Cumartesi arkadaşlarımızla buluşmak için komşu şehre gittik. Özlemişiz, iyi geldi. Sonrasında önce bahçe için peyzajcı gezdik, sonra da alışveriş yapmak için AVM’ye gittik.
Hem benim hem de eşimin (bundan sonra E diye anılacak) kıyafet ihtiyacı vardı. Ben üstüme bir şey bulamazken, ona kolayca bulduk. Erkek reyonlarını seviyorum; erkek reyonundan kendime kıyafet beğenebiliyorum. İş kadın reyonuna gelince, garip garip şeyler var gibi geliyor bana. Çoğunlukla boş çıkıyorum. “Bende mi sorun, ben mi göremiyorum?” diyorum çoğu zaman. Oysa kadınların ürün yelpazesi daha renkli ve çeşitli. Çok hoş giyinen kadınlar da var. Niyeyse ben göremiyorum. Nitekim bu sefer de boş çıktım; artık bir sonraki sefere.
Pazar gününü ise bahçede geçirdik. Çim çıkmayan kel yerler için çim tohumu ve gübreli kapak toprağı aldık. Önce çapalanıyor, sonra tırmıklanıyor, sonra tohum atılıyor. Sonrasında kapak toprağı ile kapatılıp üzerine basılıyor, sulanıyor. Aşamalı bir işlem. Çok az bir alan var gibi gelmişti; geniş alanları E yaptı, ben minik parçalarla uğraştım. Yine de canım çıkmış.
E, bel ağrısının nüksettiğini söyleyince, toprak yüklü el arabasını ben gezdirdim. Beni diğer kadınlardan güçlü olduğum, onları dövebileceğime dair sözleriyle motive etmeye çalıştı. Pek yemedim tabii. Kaldı ki birini dövmem gerekse erkekleri dövmek isterim. Ama azıcık gücüm varsa da bunu yogaya borçlu olduğumu yazayım da kayıtlara geçsin. Mucize gibi gerçekten.
“Güç müç” diyoruz ama akşam yorgunluktan sızmış kalmışım. Haftaya tatlı bir yorgunlukla başlamış oldum. İyi haftalarımız olsun o zaman 😊




Yorumlar
Yorum Gönder