Ana içeriğe atla

Kayıtlar

FELAKETLER ÜZERİNE

Yangında ölenler, depremde ölenlere üzülmüştü muhtemelen. Konya' da çöken binada ölenlerse, hem yangında hem depremde ölenlere üzülmüştü. Depremdekine, yangındakine, çöken  binadakine üzülenlerin başına neler gelecekti acaba? Hollywood filmlerine konu olan trajedileri bizler canlı yayınlarda izliyoruz. Canlı yayında Rus büyükelçisinin öldürüldüğünü izledik mesela. Kastamonu'da dere yatağına yapılan evlerin sele kapılışını, arabaların içindeki insanların canlı canlı sular altında kalışını izledik. Hızlı trenimiz kaza yaptı,Soma madeni çöktü. Soma'da  vatandaş incinmesin diye ölü sayısı yedirilerek verilmişti. Şubatta 2023 te büyük deprem oldu, depreme üzüldük ama bana en çok dokunan günlerce enkaz altında kalınması,organize olunamaması oldu. Neyse ki zombiler gibiyiz. Ne olursa olsun ayaklanıp devam ediyoruz. Oysa dere yatağına ev yapmasan, ya da yapılan evi almazsan ölmezsin aslında. Gerçek anlamda ölmeyiz de işte..Zombi olmak dışında çözüm de var. Hep beraber ortak bir hed...

BU ARALAR...

Yeni bir işe başlayınca; ev, şehir değiştirince, ilk bozulan beslenme düzeni oluyor. Ekmek doymanın en kolay aracı. Ekmek arasına bir şeyler koyup doymak ne kolay. Sonrası ise sıkıntılı. Şiş karın, vücut ağrıları... Bu ara bunlarla uğraşmam gerekiyor. Son üç gündür dikkat ediyorum, beslenme hemen etkisini gösteriyor. Kasım karlarıyla kış erken geldi derken şimdi de kar yağmaz oldu. Hayra alamet olmayan bahar havaları... Kıştan korumak için içeri aldığım sardunyalar hala açıyor. Baharda çokça sardunya, iki saksı da ortanca dikmiştik. Ortancanın çiçekleri daha elegan mı diyeyim, havalı mı, seçkin mi?? İşte öyle güzel duruyordu. Varsıl çiçeği gibi. Çiçekli durması uzun sürdü ama sonra soldu. Sardunyalar ise önce açmadı. Eşim " keşke hepsini ortanca dikseydik" diye söylenmişti. Sardunyalara tarçın, maya, şeker, bitki besini, ne bulursam verdim.  Ondan mı bilmem onlar da uzun süre renklendirdiler bahçeyi. Hala açıyorlar. Sardunya yoksul çiçeği gibi..Ulaşması kolay, yetiştirmesi ko...

KALP 2

Koşa koşa geldi. Ayağında bu kez  topuklular değil  ,spor ayakkabıları vardı. Hafiflemişti... Birazdan, biraz daha hafifleyecekti. Bir sürü anahtarın takılı olduğu ağır anahtarlığını şıngırtıyla çıkardı. İnsanın sorumlulukları arttıkça anahtarları artıyor, diye düşündü. Bu düşüncesine de sevindi. Özüne dönüyor, zihni olur olmadık konularda fikirler üretiyor, kendi kendine arkadaşlık ediyordu. Kalbinde yedi kilit vardı.Yedi kilidi tek tek açtı. Bir önceki gelişindeki gözü yaşlı kendini hatırlamaya çalıştı, hatırlayamadı, anlayamadı. En sondaki odaya gitti. Cebine naftalin koyduğu adamı buldu. Artık o da "herkes gibiydi." Naftalinler erimişti. Naftalinleri yenilemediğinden mi solmuştu hisleri? Neyse ne, oh be, dedi. Adamı tuttu, kalbinin penceresinden dışarı firlattı. Daha hafiflemiş hissetti. Çıktı, kalbinin kapısındaki yedi kilidi kapattı. Kalbinin üstündeki "zaman" yazan yara bandının yapışkanı gitmişti, değmeden çıkıverdi.  Yapılacaklar listesine tik attı.Spor ay...

RUH

  Sıran geldi hazırlan, dedi bekçi. Sonunda, diye heyecanlandı ruh. Boşluğunu havayla doldurdu, hazırlanıyordu ki... eyvaah yapma, yapma, yapma,dedi bekçi. Kadın doğurmaktan vazgeçti, kürtaj olacaktı.Hevesli ruhun hevesi kırıldı, bekleme alanına döndü...

2024 VEDASI

Bu yılın muhasebesini yapmadan geçmek istemedim. Günlük tutuyorum. Sonradan okumak iyi oluyor. Kendine kuş bakışı bakmak gibi...  2024 ün çoğunu mutsuz geçirmişim. Toparlayabilmek için her gün şükredeceğim üç şey yazmışım günlüğüme. Yine de içim ferahlamamış, ama çabalamışım. Bir de hiç bir dakikayı boş geçirmemeye çalışmışım. Aslında yıllardır yavaşlamak isterken, fark etmeden daha da hızlanmışım.İş hayatımda hedefler tutmalı, ev derli toplu olmalı, hep evde yemeliyim, spor yapmalıyım, kitap okumalıyım, annemi aramalıyım... Bunları her gün yapmalıyım derken hasta etmişim kendimi. Bir de her şeyi yapayım derken hiç bir şeyi gönülden yapmamışım. Annemi aramış olmak için aramış, kalpten iletişim kuramamışım. Bu veriler ışığında 2025 te niyetim yaptığım her şeyi yürekten yapmak. Hedeflerim yogayı ve okumayı bırakmamak. Dileğim mahallemdeki tanıdığım yedi kediyi özgürce sevebilmek. Bunun önünde duran dahili  beddahları(kaynana) bertaraf edebilmek, kedilerin can güvenliğini sağlaya...

ANLAMSIZ

Güneşin bir görünüp bir kaybolduğu, genel olarak gri yoğun bir günde karar verdi: hayatın anlamını  artık aramayacaktı. İki kitap okuması, yarım kalan 7 haftalık bir egzersizi ve yaklaşık 41 saatlik bir podcast dinlemesini bitirip, anlam defterini kapatacaktı. Monoton hayatı, yeni atandığı küçük ilçedeki göreviyle daha da monotonlaşmıştı. Kimse söylemese de memuriyetin ruh yok etme gibi bir yan etkisi vardı. Zaten ince üflenen ruhu uçtu uçacak hale gelmişti. "Uçarsa uçsun" dedi kız. Belki herkes için hayırlısı buydu. Artık büyük cevaplar peşinde koşmayacak, saatlerce ayakkabısının modeli, akşam ne yiyeceği, gündem gibi konularla ilgilenip vakti gelince ölecekti. Ohh beeee.... Üstünden büyük bir yük kalkmıştı.  Yük kalkmasına rağmen yine de hafif ve neşeli hissetmedi. "Beton asfalt arasından başını kaldırmış tek çiçeği bulur, 'hayata nasıl tutunmuş,her zaman umut var' filan derim. O zaman neseleniliyor herhalde" dedi kız.Hala her şey çok anlamsızdı, ama umrun...

KANAT(MA)

  Kanatları koparıp yüksekten uçmaya zorlayanlar , daha büyük kanatlara yani özgürlüğe zorladıklarının farkında mıdırlar? Komşumuzu sevip çitimizi eksik etmemek, hep hesap kitapla yaşamak mıdır hayat? Benim babam pasta yapmayı neden öğrenememistir?