Ana içeriğe atla

OCAK 2026


Zaman hızlı geçiyor. 2026'nın Ocak ayına dönüp baktım ne yapmışım diye,bir sürü tatsızlık yaşamışım;lavabo tıkanmış, buzdolabının motoru yanmış.. Bir kaç hafta sonunu onlarla uğraşarak geçirmişim. Annem babam gelmiş gitmiş .Bir de uzun Kış gecelerinde bol bol film izlemişiz.

GÖZCÜ: Netflix'te yayınlanan yedi bölümlük  Amerikan gerilim dizisi Ailemiz New York'tan taşınarak tüm birikimleri ile birlikte New Jersey banliyösünden hayallerindeki güzel evi alırlar. Büyük bir heves taşındıkları bu evde; evin gözcüsü olduğunu iddia eden bir kişiden aldıkları tehdit mektupları evde gece yarısı beliren yabancılar, garip komşular nedeniyle bir süre sonra aile huzurları kalmayacaktır. Bize garip olaylarla farklı kişilerle herkesin şüpheli olabileceği hissine yaşattı. Sonu benim için büyük bir hüsranla bitti. Zaman kaybı olduğunu söyleyebilirim. İzlerken hissettiğim merak, sonrasında kandırıldım hissine dönüştü Sadece güzel Amerikan evleri, güzel mobilyalar, güzel bahçeler, kontrollü çimler görmüş oldum.

NE YAPTIĞINI BİLİYORUM: Alice  Freeney'in polisiye romanından uyarlanan Amerikan yapımı,altı bölümlük Netflix polisiye dizisi. Lisede arkadaş olan 3 kızın şüpheli ölümü dizinin konusunu oluşturur. Dizide cinayeti araştıran iki taraf gazeteci Anna ve polis Jack, evli ama ayrı yaşayan bir çifttir. Olayların gelişimiyle birlikte bu çiftin geçmişlerini de öğreniriz. Katille ilgili farklı kişilerden şüphelenmemize neden olan ipuçları, bizi en sonunda ters köşeye yatırır; katil ummadığımız biri çıkar. Sonu şaşırtmakla beraber biraz zorlamaydı bence.Yine de izlenebilir. Sıkıcı değil ve merak uyandırıyor.

LOVE AND ANARCHY: 2020 İsveç yapımı, iki sezonluk Netflix dizisi. 30 dakikayı geçmeyen bölümleri,güzel İsveç evleri ve eğlenceli konusuyla izlemeye değer. Evli ve iki çocuk annesi Sofi, bir yayınevinin dijital dünyaya adapte etmek  için iş geliştirme uzmanı olarak işe başlar. Burada aynı şirkette bir işi uzmanı olarak çalışan Max, onun  özel bir anına tanık olur ve aralarında ruj alıp verme ile ilgili bir oyun başlar.Sırası gelen  diğerinin verdiği sıra  dışı görevi yapacak (geri geri yürümek gibi) ve ödev verme sırası ona gelecektir. Zamanla bu ilişkiye evli olgun kadın ve genç erkek arasındaki aşka dönüşür. Bu yolculukta Sofi evliliğinin kendi karakterini, özgünlüğünü öldürdüğünü ve ne iş, ne özel yaşamında kendi değerlerine uygun yaşamadığından mutsuz olduğunu fark edecek ve bunlara uygun yaşamaya başlayacaktır.

KARANLIĞIN SOL ELİ-URSULA  K. LE GUİN : Mülksüzler ve Yerdeniz Üçlemesinden  sonra okuduğum üçüncü Le Guin kitabı.Konumuz çok soğuk karım binbir türlü adı ve hali olan Kış adlı gezegende geçer.Burada insanlar arasında cinsiyet eşitsizliği yoktur, kemmer adını verdikleri  dönemlerde çiftleşen ve bunun dışında cinselliğe ihtiyaç duymayan bu insanlar üreme de bazen kadın, bazen erkek ürolojisine sahip olur.

Buraya başka bir gezegenden gelen Elçi,  Kıştaki insanları kendi gezegeni ile  birleşme mesajını iletmek üzere gelmiştir. Gittiği ülke de başta dostça  karşılansa da  sonrasında casus olarak suçlanır  ve tutuklanır. Esir kampından kendisini kaçıran  Estraven ile  zorlu İklim koşullarında, sınırlı imkanlarla güç bir yolculuğa çıkarlar.  Bu yolculuk boyunca aralarında özel bir dostluk gelişir. Ben kitapta en çok yolculuk ve dostluk kısmından keyif aldım.

Kitabın konusu orijinal de olsa bence derin  değildi Hatta ilk başta sıkıldım bile. Farklı konusu için okunabilir.

"Karanlığın sol eli, aydınlığın sağ elidir."

" onlardan doğan her çocuğun ardı sıra bir parça karanlık vardı, gün ışığında nereye gitseler peşlerinden gelirdi. Edondurath sordu bir gün: 'Neden oğullarımın peşinde bu karanlık var?' Kemerrengi cevap verdi:' Çünkü tenden olma evde doğdu onlar, bu yüzden ölüm gelir peşlerinden. Onlar zamanın orta yerindeler. Başlangıçta güneş ve buz vardı ve hiç gölge yoktu. Sonunda sırası gelince güneş kendini yutacak  gölge ışığı yiyecek ve sadece buzla karanlık kalacak."

" Sanırım bir insanın hayatındaki en önemli şey tek başına en belirleyici etken erkek veya kadın olarak doğmak. Çoğu toplumda insanın beklentilerini, etkinliğini, bakış açısını, etiğini  tavırlarını bu belirliyor; hemen hemen her şeyini. Kelime hazinesi.Semiyotik kullanım. Giyiniş. Hatta yemekler.  Kadınlar..genellikle daha az yerler Doğuştan olan farklılıkları öğrenilmiş farklılıklardan ayırt etmek cidden zor.Kadınların toplum işlerini erkeklerle eşit biçimde katıldıkları yerlerde bile çocuk doğurma ve büyütme işini çoğunlukla onlar yapıyor."





Yorumlar