TOSBAĞA GÜNLÜĞÜM İçe dönük biriyim ben. Hep öyle oldum. Çocukken dışarıda oynarken bile bir an önce kitaplarıma, kendi dünyama dönmek için sabırsızlanırdım.Evde olmayı hep sevdim. Büyüyünce karavanım olmasını, evimi her yere taşıyabilmeyi hayal ederdim. İnsanın karakteri kendini en başından belli ediyor aslında.Ama dışardan havalı görünen şeyler, belki bilerek pompalanan kapitalist hayatlar etkiliyor insanı. İzlediğim pek çok filmde gece geç saatlere kadar çalışan, topuklu ayakkabı giyen, iki eliyle neskafe fincanını tutan kadın imgesi çok havalı geliyordu bana. Öyle olmayı başarabilirsem her şey güzel olacaktı. Oysa kahve bana hiçbir zaman iyi gelmedi, ne mideme, ne sinirlerime. Geç saatlere kadar ders çalışabilmek için içtiğim kahve uyumak isteyen bedenimle, uykusuz kaldığı için sinirlenen zihnime iyi gelmedi hiç. Kim olduğumu içten içe bilmeme rağmen karakterime uymayan bir yaşam yolu seçtim. Gece geç saatlere kadar toplantılara kaldım, müşteri taleplerine yetiş...