Ana içeriğe atla

ŞİMDİLİK BÖYLE


Yine ışık hızıyla geçen bir hafta sonu diyemeyeceğim. Son zamanlardaki hafta sonlarım daha yavaş geçiyor. Ailevi sorumluluklar yüzünden rahatlayamadığımız yaşlar. Hafta içi işte, hafta sonu evde sorumluluk… Keyfim kaçmıyor diyemem ama galiba bir süre böyle gidecek. Umarım daha büyük sorunlarımız olmaz.

İş hayatında 20 yılı devirince, işi bırakıp farklı sektörlere yönelen arkadaşlarımızın sayısı artmaya başladı. 9-6 mesaisi yerine daha serbest olacakları meslekleri tercih ediyorlar. Bir arkadaşım seyahat tecrübelerini ve iş disiplinini alıp bireysel turlar düzenlemeye başlamış. Enerji saçıyor, bence başarılı olacak.

Bir diğer arkadaşım mindfulness, meditasyon ve kişisel gelişim alanına girmiş. Sevgi dolu konuşmalar yapıyor. Okuldan tanırım; selam bile vermeyen biriydi, şimdi huzur temalı konuşmaları var. Belki gerçekten değişmiştir 😊

Bir başkası alternatif tıp ürünleri satıyor. Hepsi de bu işler için sosyal medyayı aktif kullanmaya başlamış. Bir de her pazartesi “yoksa siz hâlâ pazartesi sendromu mu yaşıyorsunuz?” diye yazıp duruyorlar. Bir de şu var: “Çocuğunuzla zaman geçirebilmek için hâlâ izin mi istiyorsunuz?” İnsan deliriyor.

Onları takip etmeye başlayınca “keşfet”e “kendi küçük işletmemi kurdum, bak ne kadar başarılı oldum” tarzı sayfalar düşmeye başladı. İzledikçe her şey ne kadar kolay görünüyor. İnşallah öyledir. Kendi arkadaşlarımın da yolu açık olur.

Bir yandan  içimde hafif bir kıskançlık var. Cesur olabildikleri, kendilerini ortaya koyabildikleri ve pazarlayabilecekleri bir şeyler bulabildikleri için… Belki biz de bir gün zaman kısıtından kurtuluruz.

O zamana kadar elimizdeki küçük mutluluklara sığınalım. Pembe pembe açan ağaçlara, uyurken salınmış patilere… Ne pasaklı ve aynı zamanda ne güzel kedisin sen, Sarı Burun!



Yorumlar