Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İÇ SIKINTISI

İçi sıkılmıştı. Can sıkıntısı değildi bu, iç sıkıntısıydı.Canın sıkıldığında bir şeyler bulur, yapardın, geçerdi. İç sıkıntısındaysa yaşam anlamsız gelirdi. Ee derdin, ne anlamı var ki? Eskiden uyurdu geçerdi.Artık uyuyamaz olmuştu.İç sıkıntısı olduğunda ruhuna uygun olmayan bir şeyler yaptığını fark etmişti. İçi uyarıyordu onu.Sen bunu istemiyorsun, bu sana uygun değil, sen bu değilsin. Böyle zamanlarda korkmadan içine bakmalıydı. Özüne uygun olmayan düşünceleri, davranışları değiştirip devam etmeliydi.  İç sesini dinleyip mutabakata varmalıydı. Öyle yaptı kız. Hatalarını düşündü, aslında ne yapmak istediğini düşündü.Uzlaştı içiyle. Bir eylem planı ortaya koydular. Hayat tekrar anlam kazandı. Kız huzurla uykuya daldı...

YOGA

Denizden uzak büyüyenlerdenim. Ailemde deniz tatili kültürü olmayinca ilk denize girişim 23 yaşımdaydı sanırım. Sonra her yaz bir iki gün, bir iki saat suyla buluşmuşluğum var. Ama tam öğrendim sayılmaz. Bir ara kursa da gittim ama korkup suya bırakamayınca kendimi pek işe yaramadı.  Yoga ile tanışmam 2013 yılı. Pek düzenli devam ettiğim söylenemez.Son  bir yıldır ise , bir kaç günlük istisna dışında her gün yoga yaptım. Bazen 15 dakika,bazen 10 dakika, bazen yarım saat..Müthiş bir disiplin içinde devam ettim.Bu tatil  kendimi havuza attım ve yüzebildigimi gördüm. Havuzu bir kaç defa  baştan sona gittim geldim. Eskiden burnumdan nefes alamıyordum, asanalar sırasındaki nefes alışverişleri işe yaramış meğer, ağzımı kapatıp burnumdan nefes alabildim.Ve bugün yüzerken akciğerlerimin yandığını hissettim. İnsan akciğerlerini hissedebilirmiş meğer.Çok güzel bir histi.Canım akciğerlerim. Son bir haftadır, yılın en sıcak haftasında, öğlen sıcağında dağ taş yürüyorum, kondisyo...

TATİL

  Tatildeyiz. Otelde bir hafta vakit geçirmek sıkıcı geldiğinden yıllardır çok şehirli tatiller yaparız. Güneşin altında,dilimiz dışarda, kıpkırmızı burunla sağda solda koşuştururuz. Asla durmayız çünkü hiç bir şeyi kaçırmamamız gerekir.Haliyle tatil yorucu oluyor. Bu tatil için güzel elbiseler almıştım kendime, sürekli seyahat halinde oldugumuz için henüz giyebilmis değilim. Bir kot, bir tişört... Gün batımında, elimde dev kadehlerle, saçım basım kontrol altında bir fotom olamayacak sanırım.Yapabilenlere helal olsun diyorum. Onun dışında her şey çok pahalı. Dönerler,tostlar almış başını gitmiş, lüks yemek olmuş. Emeğime üzülüyorum,karşılığı ile döner alırken bile düşünüyorum.Otel tatili sevmem dedim ama eskiden kaldığımız otellerde kalmak filan hayal oldu artık. TL ye yazık, bize yazık. Ama iki ay önce seçim yaptık değil mi? Memnun olmalıyız durumdan. O zaman dans!!

GÜL

  Adam bir gül kokladı. Gül, ona yasaktı. Burnuna bulaşan toz, Burnundan hiç çıkmadı.

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 95

  Deep Tone, Ağaç Ev Sohbetleri'nin 95. haftasında sormuş: "Hangi ülkeleri kendinize yakın hissediyorsunuz veya seviyorsunuz? Hangi ülkelerin filmlerini, müziklerini, dizilerini, kitaplarını kendinize yakın hissediyorsunuz veya seviyorsunuz?" Sanırım kendimi yakın hissettiğim bir ülke olmadı. Roma 'yı gezerken iklimini bizim buraların iklimine benzetip yakın bulmuştum. Roma İmparatorluğu'ndan kalan sütunlar aynı bizim buralardaki kalıntılar gibi olduğundan çok tanıdık gelmişti. Yetişen bitkiler, ağaçların kokusu,şehrin tepelerinin  İstanbul'a benzemesi nedeniyle de kendimi en iyi hissettiğim yurt dışı şehriydi. İtalya'yı değil de Roma'yı kendime yakın hissetmiştim. Kitap okurken, film izlerken de seçimlerim uzak bulduklarım, kültürü bize benzemeyenler arasından. Kuzeyliler bize benzemiyor, altı ay gece altı ay gündüz yaşayıp, soğuğa dayanıklı oluyorlar, iri yarı, izbandut gibi insanlar.  Onların bakış açılarını, yaşamla ilgili çözümlerini merak ettiğim...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #63

  Ağaç Ev Sohbetleri'ni Andromeda organize etmeye devam ediyor. Bu haftaki konumuz deprem. Biz depremler konusunda ne kadar bilgiliyiz ve ne derecede hazırlıklıyız? Ülkemiz fay hatları üzerine kurulmuş, bugüne kadar depremler olmuş, bundan sonra da depremler olacak. Dünyada bilemediğimiz, öngöremediğimiz çok şey var, ama depremin olacağını öngörebiliyoruz, o halde ona göre davranmamız gerek. Depreme bireysel olarak hazır olmaktansa, çoğunluk gibi toplumsal olarak hazır olmak gerektiğini düşünüyorum. Artık ezberlediğimiz "deprem değil, bina öldürür" lafından haraketle bundan sonra yapılacak binaların doğru zeminde, doğru tekniklerle yapılması gerekiyor, önceden yapılanlarınsa kontrol edilmesi ve eksik olanların yıkılması gerekiyor. Yapılması gereken bu kadar açıkken neden yapılamıyor? Öncelikle herkes kolaylıkla "müteahhit" olabiliyor. Belli bir mezuniyet şartı aranmadan 18 yaşını dolduran herkes "müteahhit" olabiliyor. Müteahhit olan kişi yaptığı bina...

ELMA SİRKESİ

ELMA SİRKESİ  Neden elma sirkesi yapmaya başladığımı hatırlamıyorum. Sanırım mart ayıydı ve dolapta yemediğimiz pek çok elma vardı ve elma sirkesi ile temizlik popüler olmuştu. Hem elmaları değerlendireyim hem de bir şey üretmiş olayım amacıyla yaptım galiba. Öyle kolay ki o gün bugündür yapıyorum. Malzemelerimiz elma, 5 litrelik cam bir kavanoz, bir kaç tane nohut, su ve bir bardak sirke.  Kavanozun üçte ikisine doğranmış elmaları koyup üzerine bir bardak sirkeyi, nohutları  ekliyoruz ve kalan kısmına su doldurup ağzını bir bezle veya tülbentle kapatıp ışık almayan bir köşeye bırakıyoruz.  Elmaların çok büyük olmaması önemli.   Daha önce ışık almayan yerde yapmakla birlikte bu sene yerim olmadığından direk güneş almayan odanın köşesinde doğal ışıkta tuttum; yine de oldu.  Musluk suyu kullanmayın diyorlar, musluk suyuyla da yaptım sorun yaşamadım.  Son yaptığım sirkeyi ekim ayında, elma hasat mevsiminde hediye edilen elmala...