Gün bitiyor ama sanki hiç yaşamamışım gibi hissediyorum.
19:30’da evde oluyorum. Yemek ye, topla, sohbet et… Araya sporu sıkıştırmaya çalış derken zaman uçup gidiyor. Ve ne yaptığımın çok da farkında olmadan yatıyorum. Ertesi gün aynı tempo…
Sanırım çoğumuz böyleyiz.
Çoğu zaman otomatik pilotta gibiyim ve beni tüketenin hayat temposu değil de, otomatik pilotta olma hali olduğunu fark ettim.
Bunu aşmanın yolunun da “farkında olma hali” olduğunu düşünüyorum. Ezbere bir şeyler yapmak yerine uyanık olup, hissederek, bilinçli olarak yapmak…
Bunu başarabilirsem çamaşır katladığımda da hayattan tat alabiliyorum.
Öbür türlü ben değil de kurulu bir robot var. Hissetmeden, yavan yavan yaşayan…
Bedeni ayrı yerde, zihni ayrı yerde.
Yazmanın, not almanın “farkında olma” haline yardımcı olduğunu fark ettim.
Örneğin harcamalarınızı not aldığınızda, harcama yaparken daha dikkatli oluyorsunuz. Gereksiz harcamalarınızı görüyor ve hatta harcamaktan vazgeçiyorsunuz.
Akşam yapmam gereken işleri not aldığımda, otomatik pilot döngüsünden çıkıp başka şeyler yapabiliyorum.
Tabii burada da not alma sanatını iyi icra etmek, kendine çok yüklenmemek gerekiyor.
En iyisi yapılacak işleri ve yapmak istediklerimizi alt alta sınırlama olmadan yazmak. Sonrasında da zaman kısıtımızı göz önüne alarak yapabileceğimiz kadarını “yapılacaklar” listesine eklemek.
Sonra da bunları aceleye getirmeden, kendi bedenimizde, o an orada olarak yapmak.
Sırrı çözmeye çok yakın hissediyorum.
Belki de hayat kaçmıyor…
biz içinde yokuz.

Yorumlar
Yorum Gönder