Kredi kartı borcu katlanıp giden, artık asgari ödemesini bile yapamayacak hale gelmiş insanların sayısı oldukça arttı. Takipteki alacaklarımızın büyük kısmı da kredi kartlarından kaynaklı.
Büyük tutarlı kart borçlarına baktığımda genelde borçlularının yaşının genç olduğunu, üniversitede aldıkları kredi kartlarının limitini dijital kanallardan arttırdıklarını görüyorum. Erkeklerin kredi kartı harcamaları çoğunlukla nakit avans kaynaklı; nakit avans kullanıp ek hesaplarını kapatıyorlar. Ek hesap harcamalarının baktığımızdaysa parayı kripto, sanal borsa, bahis gibi yerlerde kullandıklarına şahit oluyoruz. Artık işsizliğin verdiği çaresizlik mi, yoksa haz odaklı toplumda bir an önce paraya kavuşup gününü gün etmek istediğinden mi bilmem. Ama sonu hüsran oluyor.
Ödemesini yapmakta zorlanan genç kadınların borç bakiyeleri erkekler kadar yüksek olmasa da, onların kart ekstrelerinde de güzellik, kozmetik, kafeler gibi aslında vazgeçilebilecek harcamalarının bulunduğu ama bu kart borçlarını ödeyemedikleri halde bunlardan vazgeçemediklerini ve kendilerini borç içinde bulduklarını görüyoruz.
Düzenli geliri olan genç anne babalardaysa “çocuk” kaynaklı harcamalar oldukça etkili. Çocuğu Japonca kursuna, resim kursuna, özel okula, yurt dışına yaz okuluna göndereyim, o arada her istediğini alayım derken çocuğuna en iyisini sunmaya çalışan anne baba, kendini nefes alamayacak halde buluyor.
Konuyla ilgisi olan kaynaklar borç batağındaki kişilere “büyükannen gibi davranarak” (tüketmekten çok üreterek - yemek yapmak, ekip dikmek, yırtıksa atmayıp dikmek gibi) borçlarından kurtul dese de bugünün dünyasında ihtiyaçlarımız, karakterlerimiz değiştiğinden büyükannemiz gibi davranmak kolay olmayacak gibi görünüyor.

Yorumlar
Yorum Gönder