Ana içeriğe atla

RUHU AÇIK



Açık yaranız olduğunda bir yerlere çarparsınız da yara acır ya hani. Leyla uzun zamandır bunu hissediyordu. Yalnız yarası açıkta değildi onun; ruhu açıktaydı.

Hayatın koşturmacasından, hep öncelik vermesi gereken başkaları olduğundan ya da insanları buna alıştırdığından bir türlü kendini toplayacak, iyileştirecek fırsat bulamıyordu. Bulamadıkça da güçsüz düştüğünü hissediyordu. Başkaları için koşulları iyileştirmeye çalışırken, kendi gücünden vazgeçiyor ve hastalanıyordu.

Mesela Rabia.

Aynı kurumda ama farklı birimde çalışan bir personelin eşi Rabia, kısa bir süreliğine işe gelip giderken onunla gitmek istemişti. Hay hay demişti; yabancı değildi, araçta yer vardı.

Ama trafikte çok iyi değildi henüz. Sırf Rabia’yı ters yerde bırakmamak için yoğun bir trafiğe girmişti. Kendisi için olsa girmezdi. Çok şükür başına bir şey gelmedi ama gerek var mıydı?

Kan ter içinde kalmıştı. Rabia fark etmemişti bile.

Rabia’yı uzak bir yerde bıraksa ne kadar değişiklik olacaktı Rabia’nın hayatında?

Sonrasında Rabia’nın farklı yere tayini çıkmış, herkesle vedalaşmış, ona hoşça kal bile dememişti.

Mesele Rabia meselesi değildi aslında.

Kültürel kodlamalar, ailesinin baskı ve suçlulukla yetiştirmesi… Ailesinin bunu kendi iyiliği için yaptığını sanmıştı ama şimdi anlıyordu ne büyük zarar verdiklerini.

Kafasında Sertap Erener’in “İncelikler Yüzünden”i çalarken, inceliklerden ve ince olmaktan bıktığını, dark side’a geçmeye de hazır olduğunu hissediyordu. 

Artık istese de eskisi gibi devam edemiyordu.Sistem çöktü, çökecekti.

Sorun şu ki nasıl yapacağını bilmiyordu.

Küfür ederek mi başlasaydı?

Yorumlar