Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ÇÖL ÇİÇEĞİ-WARIS DIRIE

Şubat ayında okuduğum tek kitap olan Çöl Çiçeği; Somalili model Waris Dirie’nin gerçek yaşam öyküsünü anlatır. Somalili göçebe bir ailede doğan Waris ve ailesi hayvancılıkla geçinmekte ve su bulmak için göçebe hayat yaşamaktadır. Zorlu koşullarda yaşamını sürdüren Waris her şeye rağmen mutlu olmayı bilen bir çocuktur. Ama babası onu zengin, yaşlı bir adamla evlenmek istediğinde, 13 yaşında evden kaçar. İngiltere’nin Somali büyük elçiliğinde çalışan teyzesinin evine hizmetçi olarak gider. Burada zaman içinde, pek çok zorlukla mücadele ederken keşfedilip ünlü bir model olacaktır. Kitabın konusu Waris’in hayatını anlatmakla birlikte Waris’in de yaşadığı kadın sünneti kitapta genişçe yer alıyor. Somali’de kadınlar geleneksel olarak sünnet ediliyormuş. Çöl koşullarında, kadınlar; bazen paslı bir bıçak, bazen kör bir makas, bazen kırık bir cam parçası – ellerine ne geçerse – ile kumların üzerine yatırılıp cinsel organlarının büyük kısmı kesilip, erkekler “sürekli bakire ile beraberim hissi” ...

ŞUBAT 2026

Şubat ayı ne hızlı geçti. Aynı kısır döngüler, aynı kısır düşüncelere sıkıştırdım kendimi. 44 yaşıma girdim, çabalamaya devam ediyorum. Oturtamadığım çok şey var.  Geçen ay olumsuz düşüncelerimle savaş başlatmıştım, yarıda kaldı. Bu ay buna devam etmek istiyorum. Bir de kendimi net ifade etme kısmına dikkat edeceğim. İnsanların beni anlamalarını beklemekten yoruldum. Geçen ay kilo aldığımı fark edip, ekmek ve şekeri azalmıştım, iki kg vermişim.  Bu ay buna devam ediyorum, üstüne karın egzersizlerine başladım. Şubatta daha önceki yazımda söz ettiğim köpek geçti hayatımdan, iş arkadaşlarımı sevmediğimi tekrar fark ettim ve ben burada ne arıyorum dedim. Ama çözüm üretemedim. Bunun dışında çoğunlukla izlemeye, az da okumaya devam ettim. Netflix'te izlenecek bir şeyler bulmakta zorlandım,çoğunu yarıda bıraktım. Çoğu konu heyecan vermiyor, merak ettirmiyor. Tükettik mi, yaşlandık mı? Biz mi böyleyiz. Aşağıda bitirebildiklerim film/diziler ve okuduğum tek kitap var. Şubat güzel geçme...

HOŞÇAKAL KÖPEK

  On gün kadar önce işten yorgun eve gelmiş  arabayı park etmeye çalışıyordum. Minik bir köpeğin yanımda koşturduğunu, ağlar gibi sesler çıkardığını gördüm. Üzülerek yemek verdim, sonra gitmedi. Küçük ırk, dişi bir köpekti Ama yemek yetmiyordu ona. Salonda otururken minik patilerin üstünde kalkıyor, salonun camından kendini göstermeye çalışıyordu. Giriş kapısının önünde ağlar gibi sesler çıkarıyor, soğuk betonun üzerine kıvrılıp yatıyordu. Bahçenin ışıkları söndüğünde deli gibi havlıyordu, yan parsellerde hareket  olduğunda da havlıyordu. Hiç susmadan iki saate yakın havlayabiliyordu. Daha önce köpek tecrübem olmamıştı. Çok güzel bir hismiş.Meğer köpeklerle anlaşmak kedilerle anlaşmaktan daha kolaymış. Diğer köpekleri bilmiyorum ama bizimki oldukça zekiydi. Eşim peşinden koşarken, kaçamayacağını anlayınca yere yatıp ölü taklidi yaptı mesela. Ertesi gün patisinin biri kıvrık koşa koşa geldi. Patisini sakatladı diye üzüldük. Meğer yemek almak için patisi kırık taklidi yapıy...

OCAK 2026

Zaman hızlı geçiyor. 2026'nın Ocak ayına dönüp baktım ne yapmışım diye,bir sürü tatsızlık yaşamışım;lavabo tıkanmış, buzdolabının motoru yanmış.. Bir kaç hafta sonunu onlarla uğraşarak geçirmişim. Annem babam gelmiş gitmiş .Bir de uzun Kış gecelerinde bol bol film izlemişiz. GÖZCÜ : N etflix 'te yayınlanan yedi bölümlük   Amerikan gerilim dizisi .   Aile miz  New York 'tan taşınarak tüm birikimleri ile birlikte New Jersey banliyösünden hayallerindeki güzel evi alırlar. Büyük bir heves taşındıkları bu evde; evin gözcüsü olduğunu iddia eden bir kişiden aldıkları tehdit mektupları evde gece yarısı beliren yabancılar, garip komşular nedeniyle bir süre sonra aile huzurları kalmayacaktır. Bize garip olaylarla farklı kişilerle herkesin şüpheli olabileceği hissine yaşattı. Sonu benim için büyük bir hüsranla bitti. Zaman kaybı olduğunu söyleyebilirim. İzlerken hissettiğim merak, sonrasında kandırıldım hissine dönüştü Sadece güzel Amerikan evleri, güzel mobilyalar, güzel ...

DENGE

Annemler geldi gitti ondan mı bilmiyoru, bu aralar  dengeli ve huzurlu hissediyorum. Uzun zamandır denge halini hissetmiyordum. Yavaş yavaş eskisi gibi oluyorum çok şükür. Mesela gece bahçedeki ışıkları söndürmeye gidiyorum; bahçe, ağaçlar, yıldızlar, gece... O kadar güzel ve huzurlu hissettiriyor ki.... Ya da bir bardak su içiyorum; dünyadaki en güzel şeyi yapıyorum sanki.. Küçük güzellikleri uzun zamandır fark etmiyordum, özlemişim. Sürekli böyle değil ama ara ara da olsa güzellikleri görmek güzel.  Bir de durduk yere sinirlenmelerim, ağlayacak gibi olma hallerim de bitti. Mantığım yavaş yavaş geri geliyor. Çekilmez biri olmuştum sanırım. Hayat mantıkla daha güzel. Uzun zamandır ülkemde bir şeylerin değişeceğine olan inancımı kaybettiğimden olmalı, gündemi takip etmiyordum. Annemle babamın aşırı Halk TV izlemekten hasta olduklarını düşünüyorum ama böyle hiçbir şeyden habersiz olmak da kötü. Tekrar okumaya izlemeye başladım. Aşırıya kaçmadan dünyadan kopmamak da  insana ...

KIŞ

Yıl başında  yağan karı çok severim. Bu yılbaşı da yağdı, öyle güzeldi ki..Hala da yağıyor, 2026 kışı çetin geçiyor. Şikayetçi olduğum söylenemez. Kış insanı izole eder, gereksiz insanları uzakta tutar, uzun kış gecelerinde insan dinlenme fırsatı bulur. İçe dönükseniz  kış sizin mevsiminizdir. Sıcak bir eviniz,yeterli yiyeceğiniz varsa.. Çocukken kış daha güzeldi. Karı görünce sokağa atardık kendimizi. Şimdi çıkıp kaymak aklıma gelmiyor mesela, ya da kara sırt üstü uzanmak. Not almadığım pek çok şeyi hatırlamıyorum. O zaman not almalı,  kar yağınca kayılacak ve sırt üstü karlara yatılacak.  Eğlenmek için bile plan yapmak da yetişkinliğin sıkıcı yanlarından.  Kar yağdıkça güzel fotoğraflar çektim.  Fotoğraflardan görünmüyor  ama tıkanan mutfak lavabosu sorunumuz var. Çözeceğini söyleyen usta küçük banyomuzu kırdı, temele kadar indi,çuval çuval kum çıkardı.Ev kabus gibiydi. Buradan çıkamaz dedim kendime. Sonrasında mucize gibi o kadar kumu koydu içine, t...

DOĞA

Sonbahara geçiş dönemi uykuya ihtiyaç duyarım. Geçen hafta, özellikle hafta sonu bol bol uyudum. Sonrasında çok uyumanın da bana iyi gelmediğini bir kere daha anladım. Fazla uyku baş ağrısı ve uyuşukluğa neden oluyor. Bir de hayatımı çar çur ediyorum hissine. Çok ihtiyaç varsa arada sırada abartmadan uyumalı. Sardunyalarımın bu sene pek tadı yok. Oysa ilkbaharda her birinin toprağını değiştirip bakımını yapmıştım. Bu durum biraz canımı sıktı bu sene. Neyse, seneye toplarız. Hafta içi iş ve koşuşturmacadan dolayı mutfakta yemek yiyoruz. Hafta sonu verandanın tadını çıkarabiliyoruz. Sardunyalar tat vermese de yine de onlara bakıp yemek yemek keyifli. Güneş gitmeden misafir ağırlayalım diye her hafta dost bildiklerimizi davet ediyoruz.Bu hafta da konuklarımız vardı. Bahçede misafir ağırlamak yorucu da olsa evdekinden daha kolay. Yine de popomda pervane varmışçasına sürekli ortalarda gezinip bir şeyler yapıyorum, ertesi güne pestilim çıkmış oluyor. Ama beraber yemek yemek, sohbet etmek güz...