Ana içeriğe atla

VECİHİ

 


Güneşli bir ekim sabahı, perdesi açık salonda kahvaltı yapıyoruz. Birden cama bir şey çarpıyor ve yere düşüyor. Eşim “koş” diyor, “kuş çarptı, kediler kapmasın.” İsteksiz gidiyorum, nasılsa ölmüştür diyorum. Ölmemiş; hopluyor ama uçamıyor. Yakalayıp eve getiriyorum.

Önüne su ve yem koyuyoruz. Ürkek, neye uğradığını şaşırmış. Yemek yemiyor, su içmiyor, seke seke geziniyor, bizden korkuyor.

Ertesi gün eşim belediyenin veterinerine götürüyor. Orada bir sıvı veriyorlar ve bunu suyuna karıştırmamızı söylüyorlar. Bir de kanatlarının zarar gördüğünü, uçabileceğini ama evde ona uçmayı öğretmemiz gerektiğini söylüyorlar.

Bir an önce uçsun, özgürlüğüne kavuşsun istiyoruz. Hür bir kuş olabilsin diye Vecihi adını koyuyorum ona. O ara tek gündemimiz Vecihi. İki sandalye arasına nevresim gerip Vecihi’ye uçmayı öğretmeye çalışıyoruz. Bizden korkuyor. Suyu bile biz bakmazken içiyor. O kadar komik ki… Kafamızı çeviriyoruz, bir yudum su alıp içiyor; diğer yudumu yine biz bakmazken.

Vecihi pek bir şey yemiyor. Pet shopa fotoğrafını gösteriyoruz. Gagasının sivri olduğunu, ötücü bir kuş olduğunu söyleyip ona uygun yem veriyor. Bir de solucan yiyeceğini söylüyor; taşların altında solucan arıyoruz. Bulamıyoruz. Pek yemek yemiyor gibi Vecihi’miz. Yumurta haşlayıp sarısını vermeyi deniyoruz. Kavun kesiyoruz, yok.



Bizden korkan Vecihi’miz o akşam biraz değişik. Alışıyor mu ne? Odanın içinde geziyor. Sanki bize yaklaşmaya çalışıyor. Bir de ishal olmuş, sürekli kakasını yapıyor. Gece olunca salonun köşesine, perdenin altına sığınıp uyuyor.



Sabah uyuduğu yerden elime alıyorum. Normalde bu kadar kolay ele gelmezdi. Hiç direnmeden elimde. Verandanın kapısını açıyorum; biz işteyken orada olmayı, diğer kuşlarla ötüşmeyi seviyor diye. Normalde hoplaya zıplaya verandaya atlayan Vecihi, öylece duruyor. Avucumu açtığım hâlde duruyor hem de.

Avucumda onun varla yok arası ağırlığını, incecik ayaklarını hissetmek… O kadar güzel bir his ki. Kalbim yumuşacık oluyor. Biliyorum, ömrüm boyunca unutamayacağım bir an bu. Ömrümdeki sihirli anlardan. Baktım verandaya uçmak istemiyor, salona bırakıyorum tekrar. Sanıyorum ki evcilleşti, bize alıştı.

Akşam işten gelince Vecihi’ye kavuşmak için heyecanla kapıyı açıyoruz. Yok. Sonra cansız bedenini saksının dibinde buluyorum. Elime alıyorum; sabahki sihirli hisle ilgisi yok. Bedenini bahçeye gömüyoruz. Sihirli hafifliği hissettiğim an yavaş yavaş hafızamdan silinirken, Vecihi’yi unutmayayım diye buraya yazıyorum.



Yorumlar

  1. Yazının sonunda kalbimde bir acı hissettim. Bu kadar kısa bir yazıda benim kalbimi titreten ve misafir olduğu ev sahibinin duygularını hissettiren Vecihi' ye, hayatımıza girdiği için teşekkür ediyorum içimden. Işık olsun, titreşsin bu alemde. 🙏💫

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim:) ya çok tatlıydı, yaşamayı hak ediyordu:(

      Sil

Yorum Gönder