Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TANRILAR OKULU-STEFANO D'ANNA

Tanrılar Okulu, ruhsal gelişimle ilgilenenlerin yoluna çıkan popüler bir kitap. Ben de yıllar önce almış ama sıkılıp bırakmıştım. Son zamanlarda moda bir deyiş var : Demek ki o kitaba o zaman hazır değildin diye. Ben de böyle olmuşumdur belki diye kitabı tekrar okumak istedim ve inat ettim. Sonuç Temmuzdan beri bu kitabı okumaya çalışıyorum ve geçen hafta bitirebildim. İnat edip bitirdiğim için kendimi kutlamalı mıyım, yoksa temmuzdan beri daha çok kitap okumama engel oldum diye üzülmeli miyim bilemedim. Tanrılar Okulu özünde farklı bir kitap. Eşini kaybetmiş, hayattan keyif almayan, mutsuz bir adamın metafizik bir varlık olan Dreamer'la karşılaşmasını ve Dreamer'ın ona kendisinin ve hayatının efendisi olmayı öğretmesini anlatıyor. Kitap başımıza gelen her şeyin kendimizden kaynaklandığını, " düş "ler ve kendimizi buna adarsak, korku ve kaygı ile düş'ü kirletmezsek cenneti yaşayacağımızı iddia ediyor. Örneğin kitapta kahramanın karısının  hastalanıp ölmesinin, kah...

ODAKLANAMAMA

 Eskiden hayat yavaş geçerdi. Geceler uzun, kışlar uzun… Nuri Bilge Ceylan filmlerindeki sessizliği hissederdi insan. Akşam yaşanan elektrik kesintisi sessizliği gibi…Bazen dinginleştirici gelirdi, bazen sıkıcı.. .Çok fazla uyaran yoktu. Odaklanma sorunu çekmezdim. Kitap okuyabilirdim saatlerce.  Ya hayattan beklentim düşüktü, ya da ben çocuktum, yapılacak yığınla işim yoktu. Şimdi öyle değil. Hem mesleğim gereği, hem de dijital çağ gereği sürekli bir uyaran var. Bankacı olunca, sürekli bir akış var, beklenti, hedefler, müşteri didiklemesi… Artık zihnim sürekli uyarıcı istiyor. Boş boş bakamıyorum. Hadi iş, adı üstünde iş; kuralları ben koymuyorum. Ya özel hayatım? Elimde sürekli bir telefon. Tezgah toplanacak örneğin ille arka planda bir youtube videosu açık olacak. O videoyu bulana kadar geçirdiğim zaman, video bittikten sonra ille yenisini açmaya çalışmam…. O kadar yapmam gereken işe odaklanamıyorum ki 10 dakikalık iş bir saatte bitiyor. Bir de whatsapp var. Lise grubu, iş ...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 222

  Ağaç Ev Sohbetleri’nin bu haftaki konusunu Deep Tone önermiş: “Teknoloji ve gelişme artsa da insanlar eskiye göre kendilerini daha az güvende hissediyorlar. Neden olabilir?” Bulaşık makinası, çamaşır makinası, robot süpürgeler, hızlı trenler, uçakla seyahatin yaygınlaşması, e posta ile telefonla anlık iletişim kurulabilmesi… Zamandan tasarruf ettiren müthiş icatlar. Sanırsınız ki bunlar arttı kendimize bol bol zaman kaldı, tam tersi. Bunlar çoğaldıkça dünya da daha hızlı dönüyor sanki, yetişmek mümkün olmuyor.Üstüne üstlük eskiden hayatta yapacak bir şey yok muydu bilmem şimdi yapmak istediklerimize bile yetişemiyoruz. İletişimin bu kadar kolaylaşması dijital sosyalleşmeyi kolaylaştırıyor. Artık hayatlarımızı anlık paylaşabilirken, arkadaşlarımızın hayatına anlık tanık olabilirken, bir taraftan da kırılgan hale geliyoruz. Tüm kişisel verilerimize ulaşabilen hırsızlık yöntemleri var. Bu nedenle daha az güvende hissediyoruz. Aynı zamanda filtreli paylaşımlar da sosyalleşme ihtiyacı...

YOL

  Kadın bir gün yürürken, Yolunu değiştirmiş. Yolda bir iplik bulmuş, Parlak ve çekiciymiş.   Kadın bir koza örmüş, İpliği sahteymiş, Güneşte bekleyince, Erimiş ve dökülmüş. Kadın çırçıplak kalmış, Karakteri sarsılmış, Eski yoluna dönmesi, Hiç mümkün olamamış

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 221

  Ağaç Ev Sohbetleri 221. Hafta ile devam ediyor. Haftanın konusu Deep Tone’dan: “Vejetaryen beslenenler gün geçtikçe çoğalıyor. Bu tür beslenmenin avantajları dezavantajlarından daha mı çok?” Vejetaryen beslenme , bitkisel kaynaklı besinlerle beslenme; yumurta ve süt ürünleri dışında hayvansal besinlerden uzak durma, kabaca et yememek olarak ifade edilir. Yumurta ve süt ürünleri de yenmiyorsa vegan beslenmeden söz edilir. Beslenmenin sağlık ve enerji seviyesi üzerine etkisi çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır. Sebze ile beslenmenin, yeşil beslenmenin insan ömrünü uzattığı biliniyor. İkigai kitabında  Okinava/Japonya, Sardinya/İtalya gibi ülkelerde sebze ağırlıklı beslenmenin yaygın olduğu, bu kişilerin dünyanın geri kalanına göre uzun yaşadığı anlatılmış. (Değerlendirirken bunların balık yediğini göz ardı etmemek gerek tabii..) Hint felsefesi; et yemenin insan vücudundaki enerji akışını bloke ettiği, dahası kesim esnasında hayvanların yaşadığı acıların, bunların etini ye...

SIRADAN GÜZEL GÜN

 Saat 15.51..Hava kapalı biraz, kapalı havanın griliği ofisin havasını daha da ağırlaştırmış. Öğleden sonra, yerel pazarın da kurulmasıyla Salı günü dolup taşan şube sakinlemiş biraz. Hatta az önce uğultu bile kesildi. TDK uğultuyu “gürültülü, kalın, boğuk ve anlaşılmaz ses” olarak tanımlıyor.  Uğultu bu binanın doğal dokusu gibi. Bir sürü insanın aynı anda konuşmasının çıkardığı sesin birleşip dokusunun değişmesi ne ilginç.  Temizlikçi ablamız titiz. Boş durmayı sevmez. Müdür yok ama onun masayı üç kere sildi bugün. Arkadaşlar “sile,sile yeni masa yaptı “ diye dalga geçiyor. Şimdi de yerlere paspas atıyor. Klasik, bugün de kim tatlı ısmarlasın muhabbeti yapıldı. Tatlı fiyatları coştuğundan herkes kaçmaya çalışıyor. En son tatlı toplantısı yapılması konusunda uzlaşıldı. Alanlar yeşil, almayanlar excelde kırmızıya boyanacak. Hep iş toplantısı yapılacak değil. Masam yine dağılmış. Ne ara dağılıyor anlamıyorum Arkamda dolaplar var ama o kadar yığın, yoğun iş var ki unutuyoru...

KEBAPÇI

  Bazı kebapçı salonlarında bir kaos olur ya hep. Alt tarafı bir döner yiyeceksinizdir, hızlı olmak adına sürekli bir bağırış, bir koşuşturmaca, gereksiz bir telaş…Son zamanlarda ülkemiz bu kebapçı dükkanı gibi geliyor. Ortada bir şey yok, sürekli koşuşturmaca, kaos. Bizim işyeri de aynı Bir düzen, dinginlik istiyorum..  İş hayatım, hayatımın büyük bölümünü kapsayınca kaçmak mümkün olmuyor. Herkes için böyle değil tabi. Bazı iş arkadaşlarım böyle değil. Ben de bu türde iş arkadaşlarımı gözlemledim, verilen anlamsız hedefleri tutturunca mutlu ve başarılı hissediyorlardı. Eski ve güzel bir dua vardır: “tanrım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilme cesaretini değiştiremeyeceğim şeyleri kbullenebilme iç huzurunu ve ikisi arasındaki farkı anlayabilme aklını ver.” Yaptığım gözlem ve bu dua ışığında “tamam dedim, ben de araziye uyacağım. Hedeflere odaklanıp şikayet etmeyeceğim, mutlu olmaya çalışacağım.” Yaptım da.. Performans sıram düzeldi, iki yılı böyle geçirdim. Şimdiyse ...

KULE

  Boğazda yumru, Kalpte bir ağırlık,  Gözlerde hazır yaşlar, Ve beyazlayan saçlar. Ortada yok hiç sebep, Sadece şımarıklık, Kız kızıyor kendine, Ama bulamıyor çıkış. Aslında biliyor , İçinde bilge kişi, Dengesini kaybettiren, O büyük laneti. Kız etmiyor itiraf, Kaçıyor kendinden,  İstemiyor devirmek, İnşa ettiği o güzel kuleyi. Kulen güzel olsa, Üzülmezdin diyor ses, Yaptığın geciktirmek, Kaçınılmaz sonu. Kız bir anda sıkıldı, Tüm bu saçmalıktan. Bir bardak çay aldı, Bekleyen İşlere daldı. Nasılsa her şey yalan, Git biraz daha oyalan, Diyen Yunus’u andı. Kız devam etti..

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 220

Aslında düzenli yazmak istiyorum ama bazen yoğun iş temposu, bazen de söyleyecek sözüm olmadığından, ya da aklıma konu gelmediğinden yazamıyorum. Ağaç Ev Sohbetleri burada işe yarıyor. Yazmaya dönmek istiyor ama konu mu bulamıyorsunuz? Ağaç Evde o hafta ne konuşuluyor, bakın, hooop konu hazır 😊 220 haftadır devam eden Ağaç Ev sohbetleri’nin bu haftaki konusunu Deeptone önermiş: “İyi bir komşu nasıl olur ?” İyi komşu denince aklıma elinde poğaça tabağı ile kapıda gülümseyerek duran bir tip geliyor. Sanırım romantik biriyim. Tatile giderken evin anahtarını bırakabileceğiniz, siz yokken çiçeklerinizi sulayan, ya da kedinin mamasını veren komşu bence iyi komşu. Ya da acil hastaneye gitmeniz gerekti, çocuğu bırakıyorsunuz, gözünüz arkada kalmıyor. Aşure ayında aşure getiriyor. Eli de pek lezzetli. Böyle olsa ne iyi olurdu. Sanırım iyi komşu değil de dost arıyorum. Benimle aynı binada oturdu diye etinden, sütünden ve yününden yararlanmak istesem de günümüz koşullarında zor artık....

KELİME OYUNU 117

  Kelime Oyunu'nun 117. Hafta kelimeleri Deeptone dan: Hizmetli/Meditasyon/Volta/Şifacı/Seromoni FREKANS Serkan biraz çekingen, 40lı yaşlarında bir adamdı. Kendini bildi bileli sınır koyamama , hayır diyememe sorunu yaşıyor ama aşamıyordu. Psikologlara, psikiyatristlere gitmiş, bir türlü aşamamıştı sıkıntılarını. Maddi dünyada sorunlarını çözmekten umudu kesen Serkan, son zamanlarda moda olan spiritüel dünyaya yönelmişti. Derdine devayı buralarda arıyordu. Instagramda “UYAN” isimli bir gruba rastlamış, tüm cesaretini toplayıp onlarla iletişime geçmişti. Etkileyici bir liderleri vardı. Tokalaşırken elini uzun uzun tutmuş, gözlerinin içine korkusuzca bakmıştı. İnsanın içine işleyen gözleri vardı. Etkilenmişti Serkan. Sözleri hiç aklından çıkmamıştı. Şöyle demişti: -Neden kendini saklıyorsun Serkan? Sen bu dünyaya ışık saçmak için gönderilmiş bir hizmetlisin ;  bir ışık işçisisin. İçindeki şifacıyı görebiliyorum. İzin ver ortaya çıkaralım. Yüksek benliğinin iznini istiyorum. İçi...

NAZAR

Eşsiz(!) yüzme stilimden bahsettiğim şu yazımın ertesi gününde otelin arkasındaki havuzda kimse yoktu. Sakinliği fırsat bilip koştur koştur bu havuza girdim. Amacım yeni teknikler denemekti. Denedim de...Kafamı soktum, tek ayak durdum vb vb derken... Su yuttum, sonra müthiş bir üşüme, havuzun kenarında bilmem kaç derece sıcağın altında ısınmaya çalıştım, olmadı. Sonra öğle sıcağında Yalıkavak' ta yürüdüm. Akşamında keşkek yedim. Artık havuzdan mı enfeksiyon kaptım, sıcak mi çarptı, yemek mi bozuktu bilmiyorum. Akabinde bir hafta sürecek, hayatımda görmediğim ishal; onu bitirdik bir hafta sürecek  nezle, son üç gündür de idrar yolu enfeksiyonu ile mücadele ediyorum. Ne güzel bir buçuk yıldır sinüzit dışında ağrım sızım yoktu. Kesin nazarlara geldim. Sağlığımı geri alabilir miyim lütfen?

İÇ SIKINTISI

İçi sıkılmıştı. Can sıkıntısı değildi bu, iç sıkıntısıydı.Canın sıkıldığında bir şeyler bulur, yapardın, geçerdi. İç sıkıntısındaysa yaşam anlamsız gelirdi. Ee derdin, ne anlamı var ki? Eskiden uyurdu geçerdi.Artık uyuyamaz olmuştu.İç sıkıntısı olduğunda ruhuna uygun olmayan bir şeyler yaptığını fark etmişti. İçi uyarıyordu onu.Sen bunu istemiyorsun, bu sana uygun değil, sen bu değilsin. Böyle zamanlarda korkmadan içine bakmalıydı. Özüne uygun olmayan düşünceleri, davranışları değiştirip devam etmeliydi.  İç sesini dinleyip mutabakata varmalıydı. Öyle yaptı kız. Hatalarını düşündü, aslında ne yapmak istediğini düşündü.Uzlaştı içiyle. Bir eylem planı ortaya koydular. Hayat tekrar anlam kazandı. Kız huzurla uykuya daldı...

YOGA

Denizden uzak büyüyenlerdenim. Ailemde deniz tatili kültürü olmayinca ilk denize girişim 23 yaşımdaydı sanırım. Sonra her yaz bir iki gün, bir iki saat suyla buluşmuşluğum var. Ama tam öğrendim sayılmaz. Bir ara kursa da gittim ama korkup suya bırakamayınca kendimi pek işe yaramadı.  Yoga ile tanışmam 2013 yılı. Pek düzenli devam ettiğim söylenemez.Son  bir yıldır ise , bir kaç günlük istisna dışında her gün yoga yaptım. Bazen 15 dakika,bazen 10 dakika, bazen yarım saat..Müthiş bir disiplin içinde devam ettim.Bu tatil  kendimi havuza attım ve yüzebildigimi gördüm. Havuzu bir kaç defa  baştan sona gittim geldim. Eskiden burnumdan nefes alamıyordum, asanalar sırasındaki nefes alışverişleri işe yaramış meğer, ağzımı kapatıp burnumdan nefes alabildim.Ve bugün yüzerken akciğerlerimin yandığını hissettim. İnsan akciğerlerini hissedebilirmiş meğer.Çok güzel bir histi.Canım akciğerlerim. Son bir haftadır, yılın en sıcak haftasında, öğlen sıcağında dağ taş yürüyorum, kondisyo...

TATİL

  Tatildeyiz. Otelde bir hafta vakit geçirmek sıkıcı geldiğinden yıllardır çok şehirli tatiller yaparız. Güneşin altında,dilimiz dışarda, kıpkırmızı burunla sağda solda koşuştururuz. Asla durmayız çünkü hiç bir şeyi kaçırmamamız gerekir.Haliyle tatil yorucu oluyor. Bu tatil için güzel elbiseler almıştım kendime, sürekli seyahat halinde oldugumuz için henüz giyebilmis değilim. Bir kot, bir tişört... Gün batımında, elimde dev kadehlerle, saçım basım kontrol altında bir fotom olamayacak sanırım.Yapabilenlere helal olsun diyorum. Onun dışında her şey çok pahalı. Dönerler,tostlar almış başını gitmiş, lüks yemek olmuş. Emeğime üzülüyorum,karşılığı ile döner alırken bile düşünüyorum.Otel tatili sevmem dedim ama eskiden kaldığımız otellerde kalmak filan hayal oldu artık. TL ye yazık, bize yazık. Ama iki ay önce seçim yaptık değil mi? Memnun olmalıyız durumdan. O zaman dans!!

GÜL

  Adam bir gül kokladı. Gül, ona yasaktı. Burnuna bulaşan toz, Burnundan hiç çıkmadı.