Ana içeriğe atla

Kayıtlar

RUH SAĞLIĞININ REÇETESİ

Ruh dediğimiz aslında gözle görülmeyen, içimizdeki öz diye tanımlanabilir sanırım. Ruh sağlığını da içimizdeki öz’e uygun yaşayarak sağlıklı kalmak olarak tanımlayabiliriz. Ruh sağlığının bozulması da içimizdeki öz’e uygun yaşamamaktan kaynaklanıyor o zaman. Dünyada milyarlarca birbirinden farklı insan, milyarlarca farklı “öz” olduğunu göz önüne alırsak da hepimizin reçetesi farklı olacak ama reçetenin genel çerçevesi aynı kalacaktır. Ruh sağlığımız bozulduğunda kitaplara da koşsak, doktorlara da koşsak, internete de koşsak hepsinin verdiği reçete aynı oluyor: “Kendini sev, sınırlarını koru.” Bu noktada ilk yapılması gereken “öz”ümüzü (kendimizi) bilmek; arzularımızı, yeteneklerimizi, sınırlarımızı ve kapasitemizi tanımak. Sonrasında da bunu sevmek gerekiyor. Arzuları, yetenekleri nasıl biliriz? Bir şey bize coşku veriyorsa o bizim arzumuzdur. Bir şeyi kolaylıkla halledebiliyorsak, nasıl olduğunu fark etmeden akıp gidiyorsa, ellerimizde çözülüyorsa o bizim yeteneğimizdir. Arzumuzu buld...

KARİZMATİK ALKOLİK

Erhan şeytan tüyü olan insanlardan. Kolay iletişim kurar, kendini sevdirir, zekidir, yardımseverdir. Kısa boyuna rağmen yanağındaki tek gamzesi mi yoksa hınzır bakışları mı onu çekici yapar bilinmez. Yine kendisi gibi canlı, enerjik, liseden arkadaşı Reyhan’la inişli çıkışlı, kavgalı barışmalı bir ilişkiden sonra, güzel bir düğünle evlendiler. Biri kız, biri oğlan iki güzel çocukları oldu. Orta sınıf, düzenli bir memur ailesiydiler başlangıçta. Önce Erhan yoldan çıktı. Reyhan’ı aldattı. Bir kez de değil üstelik. Sonra Reyhan aldattı. Erkek aldatınca atlatılır, kadın aldatınca boşanılır; onlarda da öyle oldu. Bundan sonrası Erhan için tepetaklak bir gidiş. Dozunda alkol alan Erhan, her gece içmeye başladı. Hayatına giren çıkan kadının sayısını kendi de unuttu. Kızlar seviyor diye arabasını satıp, yere yakın Seat FR aldığını anlatırdı. Çok çalışkandı Erhan, eli hızlı, çabuk algılar, talepleri çabuk eritir, kendi işini bitirir, başkasına yardıma koşardı. Bazen sızıp kalır, işe öğlene yakı...

İÇİNDEKİ ATEŞ

Üstünde kırmızı geyikli polar pijaması, ayağında terlikler, yataktan yeni kalkmış saçı başı dağınık kadın; sabahın serinliğinde öylece dikilmiş önünde yanan ateşi kayıtsız bir yüz ifadesiyle izliyor. Tüm gece ağlamış, yüzü gözü ondan şişmiş. Neyse ki etrafta kimse yok. Konu komşu uyanmadı henüz. Gerçek ismini vermek istemedi, göbek adı Canan’la anılmak istedi. Canan 40 yaşında, tanınan bir üniversite mezunu, mali müşavirlik şirketinde muhasebeci olarak çalışıyor. Okulu bitirir bitirmez işyerinde tanıştığı Bayram’la evlendi. İyi insan nedir, şimdi hatırlanmıyor ama kendini bildi bileli iyi bir insan, iyi bir aile kızı olmak üzere yetiştirmeye çalıştı. Çocukluğunda mahalle dizileri vardı, Süper Baba, Perihan Abla; buralarda insanlar birbirlerine yardım eder, mütevazı olurlardı. Dünyayı öyle bir yer sanıyordu. Değilmiş. Bu dizilerin de dünyayı zehirlediğine inanıyor artık. Sabahın kör serinliğinde seyrettiği ateş de yaktığı kitaplarının ateşi. Kendini zehirleyenler arasında kitaplar olduğ...

MİNİMALİZM YAZILARI-1

Sadece yazları oturmak için 80 m2’lik bir bahçe evi yaptırmıştık. Mahalleye doğalgaz gelince de şehir merkezdeki evi satıp tamamen bahçeye taşındık. Taşındıktan sonra aksilikler üst üste geldi, lavabo taştı vb derken iki-üç ay düzen oturtmaya çalıştık, pek de tadım yoktu; küçük eşyaları bir yerlere tıkıştırdım, yeni yeni dokunabiliyorum. Minimalizm hevesim depresince yarım kalmış defterleri bitirmek, birikmiş belgeleri temizlemek, fazladan duran eşyaları elemek iyi hissettiriyor. Ama bu seferki minimalizm çalışmamın aslında başka bir yönü var. Eşyaları elerken aslında zihnimdeki açılmış ve öylece duran sekmeleri kapatıyorum. Hayatımda fark ettiğim bazıları benden, bazıları insanlardan kaynaklı süreklilik arz eden sorunlarım var. Son zamanlarda bunlar üzerine çok düşünür oldum. Düşünce örüntülerimi fark etmek için de eski günlüklerimi çıkardım okudum. Bazı fikirlerimde ne kadar yanıldığımı, ne kadar çocukça olduğunu görürken; bazı temel düşüncelerimin hiç değişmediğini; bunlarda haklı o...

İZLEDİKLERİM (NİSAN 2026)

Gözlerinin Ardında (Behind Her Eyes): 2021 İngiliz yapımı, 6 bölümlük mini Netflix dizisi. Romandan uyarlanan bu diziyi ters köşe yapımlar arasında gösterildiği için izledik. Bekar bir anne, barda tanıştığı ve hoşlandığı bir adamla flört eder. Ertesi gün bu adamın evli olduğunu ve kendi çalıştığı kliniğe psikiyatrist olarak başladığını öğrenir. Bekar annemiz Louise, David’in sekreteridir. Zamanla hem David’le, hem de David’in eşi Adele ile David’den gizli yakınlaşırlar. Yalnız bu ailede bir gariplik vardır. Adele eşinden gizli Louise ile görüşmekte, David de Adele’i sürekli kontrol altında tutmaya çalışmaktadır. Dizi bu ilişki ağı ve gizem etrafında ilerler. En son beden değiştirme, lucid rüya gibi fenomenlere bağlanarak gerçekten kopar ve parapsikolojiye evrilir. Ters köşe oluruz ama mutlu olmayız. IMDB puanı 7,2/10 olan bu dizi benim için vakit kaybıydı. İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı (Love At First Sight): 202 3 Amerikan yapımı, Netflix filmi. 1 saat 30 dakika sürüyor, IM...

Her Şey Bir Kaskla mı Başladı?

AI ile oluşturulmuştur Demir şehrin eski bir mahallesinde yaşıyordu. Sevgi dolu, farklı bir çocuktu. Annesi babası öğretmendi. Bulunduğu mahallede yaşayanların aksine evlerinden kitap, dergi eksik olmazdı, hâlâ da olmaz. Babası Demir’e bir bisiklet aldı. Evde kapalı kalmasın, mahallede sürsün, temiz hava  alsın istediler. Bir de her yer betondu; düşüp kafasını çarpmasın diye kask aldılar. O kaskın Döven ailesinin hayatını değiştireceğini hiçbirimiz bilmiyorduk. Demir kaskıyla dışarı çıktı. Mahalle arkadaşları, aynı zamanda okul arkadaşları kaska alışkın değillerdi; kaskıyla alay ettiler. “Ne o, korkak mısın?” dediler. “Bisiklete bile kaskla mı biniyorsun?” dediler. Artık nasıl zorbaca davrandılarsa, Demir kendini eve kapattı. Okula gitmek, dışarı çıkmak istemedi. Çocuklarının kendi kendini yiyip bitirdiğini görünce anne baba çaresiz kaldı; önce mahalleden güvenlikli lüks bir siteye taşındılar, sonra da bütçelerini zorlayıp iki çocuklarını koleje yazdırdılar. Demir liselere girişte ...

NİSAN 2026 RAPORU

Dönüp bakınca nisan ayının oldukça hareketli geçtiğini gördüm. Önce karlı yollara, sonra bahara şahit oldum. İki şehri ziyaret ettim, arkadaşlarımı ailemi daha çok aradım. Destek olmaya çalıştım, destek istedim. Bir kitap okudum, üç film izledim, Javadoff konserine gittim. Konser büyüleyiciydi, hiç bitmesin istedim. Çöp kenarlarında, bahçe duvarlarında,  sabah akşam aynı saatlerde kedi dostlarımla buluştum. Bahçe işlerine başladık. Doğa yürüyüşü yaptım, milyonlarca yıllık mağaraların yanından geçtim. Şöyle bir bakınca “yaşadım” diyebileceğim bir ay oldu.