Son yazımın üstünden bir aydan fazla zaman geçmiş. Yıllık izne ayrılmıştım, 27 Temmuz’da da işe başlamıştım aslında ama bir türlü toparlanamadım. Çalışanların izne dönüşte evi toparlama ve evde yatıp tatil yorgunluğu atma izni olmalı. Çünkü hepi topu yılda 15 gün kendimize ait diye “aman onu da yapayım, aman bunu da göreyim, aman seneye kadar bir daha yapamam” diye diye bir dakika boş durmadan koşturup duruyoruz. Önce annemle babama gittim, aile tatili yaptım :) sonrasında eşimle İzmir, Berlin, Prag da bir hafta geçirdik.
Eve döndüğümde kayısılar olmuş, ağaç meyveleri taşımadığından dalı kırılmıştı. Ağaç rahatlasın diye kayısıları toplayıp nereye koyacağımızı bilemedik, mecburen reçeldi, kurutmaydı uğraştım. Kardeşim Karsa gidiyordu, geçerken onlar uğradı, lise arkadaşlarımla Kırşehir’de buluştum; işyerinde izinde olan personeller vardı, onların işlerini de takip ettim derken, bu hafta sonu itibariyle rutin hayatıma dönebileceğim sanırım.
İzin dönüşü tüm kedilerim yerli yerinde, hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyorduk. Tatilden dönüşümden üç gün sonra canımın içi Tekirim Çikom gelmez oldu. İçim sızlıyor hala. Onun için ayrı yazı yazmalı. Kalbimdeki yeri iki satırla geçiştirilemeyecek kadar özel.
2026 yazı, Çiko’nun yokluğu dışında güzel geçiyor diyebilirim. Şöyle fotoğraflara baktım da bir sürü güzelliğe şahit olmuşum.







Yorumlar
Yorum Gönder