Minimalizm bir yerde insanları umursamamak sanırım. Dünyanın gürültücü, gösterişli yönüne sırtını dönüp, daha sakin, sade yaşama hali. Kendi kurallarını, önceliklerini belirleyip gerisini önemsememe, başkasının onayını aramama hali. Buna bir kere karar verdikten sonra hayat kolaylaşıyor.
Bundan olmalı, bayram seyahatim için valizimi hazırlamak oldukça kolay oldu. İki pantolon, üç tişört, pijama, diş fırçası, tarak, bir ayakkabı. Bu kadar. Yok etek alayım, altına topuklu alayım, yok şunu giyersem bu olur yok. Yavan mı? Bazılarına yavan gelebilir ama şu an bana iyi geliyor. Bunları daha önce de deneyimlemiş ama unutmuştum. Yeniden hafifliği hissetmek iyi geldi.
Evde gözlerim raflarda geziyor. Gereksiz neler var onları tespit etmeye çalışıyorum. Kuaförlerin sattığı saç kremleri var örneğin. Kullanmadığım ama “o kadar anlattı alayım bari” diye aldıklarım. Kapitalist sistem sürekli birilerinin bir şeyler satmaya zorluyor. Net ve kararlı bir şekilde “hayır” demek, bunun ayıp olmadığını hatırlamak, bir de kendi ihtiyaçlarına kendin karar vermek önemli. Örneğin kuaförün ya da başkasının ihtiyaç yaratmasına izin vermemek.
Daha önce “yapılacaklar listemdeki” maddeleri azaltmaya çalışacağımdan söz etmiştim. Kalan zamanıma bakıyorum, yetişmeyeceğini bildiğim işleri acımadan eliyorum, sonraya kalıyor. Hayat devam ediyor. Tüm ajandamızı doldurup, bir şeyleri yetiştirmeye çalışmak, bunları yapamadım diye de dert yanmak da “kibir” aslında.
Çok derine dalmadan benim için hayat, sade ve basitken daha güzel, minimal olmaya devam diyorum.

Ne güzel bir karar almışsınız. Minimalizm her konuda uygulanabilir aslında. Yaşantımızda teferruatı ayıklayıp sadeliğe, basite yönelmek. Çok kolay olmasa da neden olmasın?
YanıtlaSilYavaş şehirler uygulamasını düşündürdünüz bana. Ne yazık, onların bir çoğu eski karmaşalı hayata dönmüşler. Bu işi en iyi yapan Japonlar galiba. O yüzden her konuda dünyanın pek çok ülkesinden ilerideler.
İyi yolculuklar. Sağlıkla gidin, sağlıkla dönün.