Vahşetin Çağrısı, Jack London’dan okuduğum üçüncü kitap. Buck isimli bir köpeğin hayatını anlatan hikâyeye başladığımda yazar, Beyaz Diş’ten önce veya sonra hikâyesini geliştirmeye çalışmış diye düşünüp kitabı çok önemsememiştim. Okudukça sahnelerin içine girdim, dünyası beni sardı sarmaladı. Bu kitapta da olay örgüsünün bir köpeğin iyi ve kötü insanlarla karşılaşmasına, uyum sağlama yeteneğine ilişkindi, çatı iki kitapta da aynıydı. Ama yine de güzel bir tat bırakıyordu. Buck, bir evde mutlu mesut yaşarken, önce kötü insanlara satılan, sonrasında kızak köpeği olarak kısa mesafelerde, sonrasında uzun mesafelerde çalıştırılan, sonrasında tekrar kötü insanlara satılan, en son ise onu seven iyi bir insanla karşılaşıp ona sonuna kadar bağlılık gösteren bir köpek. Bütün bu hikâye boyunca Buck’ın öğrenme sürecini, uyum sağlama yeteneğini, liderlik yeteneklerini, sevme becerisini, avlanma becerisini, içindeki vahşi sesin peşine düşüp kurt sürüsüne katılışını, sahibini kaybedişini ve onu...