Ana içeriğe atla

YAĞMUR


Kız aynaya baktı. Aldığı kilolardan hoşnut değildi. Gözlerinin kenarlarında da çizgiler mi çıkmıştı? “Daha 30 bile olmadım ki, nedir bu?” Kilo almış, omuzları çökük, gözlerinin feri sönmüş, hayattan bezmiş, bıkmış gibi bir hal içindeydi.

Oysa daha bir sene önce kıpır kıpır, cıvıl cıvıl, nasıl neşeli bir insana dönmüştü. Hepsi Yağmur’un yüzündendi. Yağmur kızı sevmişti. Sevmiş, güzelleştirmiş, sonra da çıkmış gitmişti. O zamanlar o kadar güzelleşmişti ki kendini tanıyamıyordu. Bir çocukken masallara inanırdı, bir de o zaman inanmıştı. “Kurbağa Prens” masalı gerçekti. İnsan sevildiğinde güzelleşirdi.

Yağmur çıksa gelse, birazcık sevse yine güzelleşecek miydi? Yağmur diye biri olmuş muydu sahiden yoksa hepsi hayal miydi? Ne sosyal medyada, ne orada, ne burada, ondan hiç ses yoktu, hiç işaret yoktu. Kız kilolarıyla, kırışıklıklarıyla Sezen Aksu’ya sığındı.



Yorumlar