Ana içeriğe atla

Kayıtlar

SİNÜZİT VE UYKU

2025 kışı boyu öksürük yakama yapışmış bırakmamıştı. Sinüzit, geniz akıntısına, o faranjite ve reflüye neden oluyor, öksürüp duruyordum. Öyle böyle bir öksürük değil, başlayınca durmuyordu. Burnumdaki eğrilik sinüzite neden oluyordu, doktorum bununla ilgili tekrar ameliyat olmam gerektiğini söyledi ama o zaman ameliyat sürecini göze alamadığımdan ameliyat olmadım. O zamanlar şubem değişmişti. Mesaiye yetişmek için altı buçukta kalkar olmuştum. Yatağa gitme saatim on iki otuz veya gece birdi. Öğleden sonra elim kolum tutmuyor, on dakika kestirme ihtiyacı duyuyor, sağda solda belli etmeden uyumaya çalışıyordum. Bir taraftan da öksürük krizleri yaşıyordum.Tüm kış  eziyet gibi geçti,yaz gelince biraz rahat ettim. Bu sonbahar başında araç kullanmaya yeni başlamıştım,uykusuzluk  kazaya neden olmasın diye erken uyumaya başladım. 23.30'a çektim uyku saatimi. Elimde ne iş  olursa olsun  bırakıp uyumaya gidiyordum. Uykumu alınca sinüzitim geçti. Sinüzit geçince öksürüğüm geçti...

MİNİMALİZM YAZILARI-5

ĺ Minimalizm, uygulandığında finansal bir rahatlama da sağlayabiliyor. İradeli ve kararlı davrandığınızda gereksiz alışveriş yapmıyorsunuz. Ben bu ay yine yaptım, pişmanım. Her ay benzeri saçma harcamalarım olmasa dert etmezdim.  Fal uygulamasından fal baktırdık.Gereksizdi gerçekten. Bunu kendim istemiş olmakla birlikte etraftaki arkadaşlar da “dünyaya bir kere mi geleceksin, stres atıyoruz şurada, kredi kartı ödemesini zaten maaş aldığımızda düşünüyoruz, şimdi düşünmeye gerek yok” gibi sözlerle etkilediler beni. Aldığımız hizmete göre fiyatı oldukça yüksekti, hizmet tatmin edici değildi. Neden yaptım? Canım sıkılmıştı. İnsan can sıkıntısıyla oturmayı öğrenmeli. Bir de arkadaşlarını her zaman dinlememeyi. Şu “hayatı yaşamak” denilen şeyin insanlıkça yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Aslında minimalizm sadece eşyalarla, eşyaları alıp atmakla ilgili değil. Yaşam biçimimiz, inandıklarımız, etik değerler, irade, disiplin, sürdürülebilirlik gibi pek çok soyut değeri de içeriyor. Minimal...

HER AĞAÇTA BİR YÜZ

Geçen hafta,  eşimin eski  iş arkadaşının bahçesine gitmiştik. Arkadaşı sıra dışı biri. Pek çok enstrüman çalabiliyor. El becerisi muazzam. Detaycı, düzenli biri. Bir alandaki her detayı planlıyor ve estetik bir şekilde tasarlayabiliyor.3000 metrekare alana sahip  bahçesinde her işi kendi yapıyor, böyle büyük bir alanda her seyin kontrol altında, düzenli olması bile müthiş bir şey. İki sene önce emekli oldu. Emeklilik sonrası zamanı da çoğalınca iyice üretmeye vermiş kendini. Cümbüş ve ud kursuna da başlamış. Antikacıları geziyor, bizim çöp diye yüzüne bakmayacağımız parçaları fark edip toplayıp kullanabiliyor. Artık her ağaçta bir yüz görür oldum, diye anlatıyor. Bahçesindeki kamelya dahil çoğu şeyi kendi yapmış. Otların biçilişi, her alanın planlanışı, simetri muazzam. O kadar minik minik eşya var ki, tozu ile nasıl başa çıkıyor anlamadım. Zamanını iyi planlıyor. Sabah altıda uyanıp, akşam onda yatarmış, ekran süresi çok kısa ve hayatının odağına kendi hobilerini koymuş...

MUTLU OL YETER

Bu sene o kadar yağmur yağdı ki yazın geldiğini anlayamadık. Ne ara meyveler oldu, ne ara 21 Haziran’a geldik, ışık hızıyla geçti zaman. Bahçedeki kirazlarımız da oluvermiş. Dün üst dalları topladık, bir iki güne alt dallarımız da olgunlaşır. Ihlamurlar da oldu olacak, hafta sonu da onları toplarız. Cuma günü Sarı Burun uykusuz görünüyordu, bizde misafir ettim. Her akşam ve her sabah aynı saatte aynı yerde buluşuyoruz. Bazen yanında kendi yaşıtı arkadaşı Kara Kafa da oluyor. Kara Kafa’nın kafası ve bir bacağı kara, kalan kısımları beyaz. Yaramaz erkek çocukları gibi oyun oynuyorlar, itişip kakışıyorlar. Kara Kafa daha uyanık; yemeğe önce o atlıyor. Sarı Burun yavrum ya elindekini kaptırıyor, ya da sona kalıyor. Onun için endişeleniyorum. Kediler dünyası da insanlar dünyası gibi; bazıları uyanık, bazıları da yumuşak kalpli, sevgi dolu. Sarı Burun’u dün sabahtan beri görmedim. Akşam ve sabah olması gereken yerde yoktu. Son gelişlerinde tok olduğundan olmalı çoğunlukla verdiğim mamaları y...

GELEN GİDER, BEN KALIRIM

Bizim finans  sektörü zordur. Hem hizmet sektöründe olacaksın, hem de işin para olacak.  İkisi bir arada olunca, insanların duyguları, heyecanları, üzüntüleri ister istemez sana yüklenir. Parasız olanın  derdini,varlıklı olanın da havasını çekersin.Erken yıpranır, paslanırsın. On beş yıldır buradayım ben de. Artık insan sarrafı oldum. Yaklaşınca anlarım, hoyrat mı; nazik biri mi. Bazıları çok heyecanlı, her işi hep acele. Bazıları da hassas, incitmekten korkar. Bazıları hep tersten yaklaşır, inatlaşır zorlar. Elimden gelse de bir kafa atabilsem derim ama ah elim kolum bağlı işte. Müşteri veli nimet derler, müşteriler hep haklıdır, derler. Gelen giden hep iz bırakır bende. Bazıları bile bile yapar bilirim. Haz alırlar. Nasıl kızarım bunlara! Bile bile lekelemek olur mu? Akşam herkes gider, ben hep buradayım. Herkes gider, evinde dinlenir, benim mesai bitmez. İlle kafalarını yapıştırıp, bakarlar. Sinirlenirim ama sinirlensen nolacak? Banka şubesinde "kapı" olmak zordur. Hır...

YORULMUŞUM

  Bazen insan yoluna koydum sanıyor. Geçen sene iş yerim değişmiş, evimi taşımışım, şehirden uzaklaşmışım, araba kullanmayı öğrenmişim, günlük 150 km yol gelip gitmişim, gecenin karanlığında dağ yolunda  bir ben varmışım. İş yerinde pozisyonum değişmiş, ona adapte olmaya çalışmışım, hiç olmadığım kadar yalnız hissetmişim. Annem babam hastalanmış, onlara üzülmüşüm. Olduğum kişi ile bulunduğum çevrenin farkını hissetmiş, yine de kendi değer yargılarımla yaşamaya çalışmış, anlaşılmamışım. Ailede sınırlarımı ihlal eden akrabalara sınır koymaya çalışmış, alanımı korumayı başarmış, sonunda da suçlu çıkmışım. Şöyle bakınca çabalamışım, adapte olmaya çalışmışım, bir şekilde yoluna girmiş, bir rutin oluşmuş. Sanmışım ki sıkıntıları çözmüşüm. Ama geldiğim noktada aslında olmamış, eksik bir şeyler varmış, bütün bunlar beni yormuş. Gönül yorgunluğu dedikleri. Şimdi de çabalıyorum ama bir keyifsizlik, enerjisizlik hali. Aslında çabalamıyorum bile. Saldım. Bir sürü planım vardı oysa. Buna i...

KAZANAN OLMAK

Saat 22.00 olmuş. Ofiste yalnız, diğer çalışanlar çıkalı kaç saat oldu, güvenliği de gönderdi.Hiçbirini göndermezdi de dikkati dağılmasın istedi.  Kollarını başının üzerine uzatıp esniyor, boynunu sağa sola oynatıyor, gevşetmeye çalışıyor. Bacakları tutuldu. Ama henüz gidemez. Yarınki sunumun mükemmel olmasını istiyor. Üzerinden birkaç kere daha geçmeli. On yıldır gelip gittiği bu şirkette sabahladığı da oldu. Asistan olarak girdiği yerde, son bir yıldır yönetici. Bu unvanı almak için durmadan çabaladı. Dişi kaplan gibi. Sırtlanlarla savaştı. Yükseldikçe yalnızlaştı. "Ne gam! Sevilmiyor, sevilmesin!" “Sen iyiysen, herkes iyi”. Annesi böyle derdi. “Hakkını iste bakalım, kim kalacak yanında?” “İnsanlara güvenme kızım. Sırrını verme. Zayıf karnını gösterme.” Annesi hep içinde konuşur böyle. O da dinler. “Karnının doymayacağı yere açlığını belli etme.” “Fakirden kaç, zengin insandan zarar gelmez. Borç istemez, başını belaya sokmaz.” Fatma'nın mentorü annesi. Annesini dinler. ...