86 yaşındaki Mevhibe’nin ölümü bizi şaşırtmıştı. İki ay önce pankreas kanseri teşhisi konulan Mevhibe’nin kanseri yeneceğini ve mahalleye döneceğini düşünmüştük. Kanseri ona yakıştıramamıştık, hayat doluydu çünkü. Bizim kaygılandığımız meselelere kaygılanmadı hiç. “Ekonomik özgürlüğüm olsun, kendi soyadımı alayım, babam beni okutmadı” gibi meselelere takılmadı. Ağa kızıydı, yokluk görmedi. Babası baskın bir karakterdi, anasını atasını bilirdi bilmesine de evlenince kocasını en öne koydu. Maviş gözlerini kocaman açar, dudaklarını büzer “Cevdet’im bilir anam, o her şeyin en iyisini, en doğrusunu bilir” derdi. Amor fati miydi, kaderini sev dedikleri, sanırım kaderini sevdi Mevhibe, sorgulamadı. Şimdi bunları duysa “sen ne dersin ben duymam? Amor fati mi? Saçma saçma konuşma” derdi. Dedikoduyu çok severdi. İletişim diyelim. Ne diyorlar şimdi? Networkü çok gelişmiş. Mahallede hangi apartmanda kim yaşıyor, kim taşındı bilirdi. Sabah evden çıkarken, sabahın 7:30’u, karşı camda Mevhibe, ...