Ekim, elma zamanı. Sarı, kırmızı, yeşil... Sonbaharda ağaçların yapraklarının rengine denk elmaların rengi. Aynı tonda, ton ton, kasa kasa elma. Geçen sene dondan dolayı hiç elma yoktu, bu sene bereketli geçti ama tüccar doğru dürüst para vermiyormuş. Pamuk Prenses'in yediği elma kadar güzeller; yalnız kara benek varmış, lekeli olunca almazlarmış. Güzelim elmalar ziyan oluyor. Sonra açıyorsunuz televizyonu, tüccar marullara 2 lira mı, 4 lira mı ne vermiş, çiftçi “Bu paraya emeğimi vermem,” diye canım marulları sürüyor. Biz markette, pazarda bu kadar canlı marul bulamıyoruz. Öbür tarafta güzelim çekirdeksiz üzümleri sallıyor biri, diğeri zeytinlerine ağlıyor. Markette kilogramı 500 liranın altına zeytin yok. Patatesçi, domatesçi... Her sene birileri ağlardı da herkesin aynı anda ağladığı zamanı ilk defa görüyorum. Yalan olmasın, daha önce çalıştığım ilçede de domates, biber, kavun, karpuz yetiştirilirdi. 2024'tü sanırım, bu dört ürün aynı anda para etmemişti, çiftçiler ürünl...