Ana içeriğe atla

Kayıtlar

GELEN GİDER, BEN KALIRIM

Bizim finans  sektörü zordur. Hem hizmet sektöründe olacaksın, hem de işin para olacak.  İkisi bir arada olunca, insanların duyguları, heyecanları, üzüntüleri ister istemez sana yüklenir. Parasız olanın  derdini,varlıklı olanın da havasını çekersin.Erken yıpranır, paslanırsın. On beş yıldır buradayım ben de. Artık insan sarrafı oldum. Yaklaşınca anlarım, hoyrat mı; nazik biri mi. Bazıları çok heyecanlı, her işi hep acele. Bazıları da hassas, incitmekten korkar. Bazıları hep tersten yaklaşır, inatlaşır zorlar. Elimden gelse de bir kafa atabilsem derim ama ah elim kolum bağlı işte. Müşteri veli nimet derler, müşteriler hep haklıdır, derler. Gelen giden hep iz bırakır bende. Bazıları bile bile yapar bilirim. Haz alırlar. Nasıl kızarım bunlara! Bile bile lekelemek olur mu? Akşam herkes gider, ben hep buradayım. Herkes gider, evinde dinlenir, benim mesai bitmez. İlle kafalarını yapıştırıp, bakarlar. Sinirlenirim ama sinirlensen nolacak? Banka şubesinde "kapı" olmak zordur. Hır...

YORULMUŞUM

  Bazen insan yoluna koydum sanıyor. Geçen sene iş yerim değişmiş, evimi taşımışım, şehirden uzaklaşmışım, araba kullanmayı öğrenmişim, günlük 150 km yol gelip gitmişim, gecenin karanlığında dağ yolunda  bir ben varmışım. İş yerinde pozisyonum değişmiş, ona adapte olmaya çalışmışım, hiç olmadığım kadar yalnız hissetmişim. Annem babam hastalanmış, onlara üzülmüşüm. Olduğum kişi ile bulunduğum çevrenin farkını hissetmiş, yine de kendi değer yargılarımla yaşamaya çalışmış, anlaşılmamışım. Ailede sınırlarımı ihlal eden akrabalara sınır koymaya çalışmış, alanımı korumayı başarmış, sonunda da suçlu çıkmışım. Şöyle bakınca çabalamışım, adapte olmaya çalışmışım, bir şekilde yoluna girmiş, bir rutin oluşmuş. Sanmışım ki sıkıntıları çözmüşüm. Ama geldiğim noktada aslında olmamış, eksik bir şeyler varmış, bütün bunlar beni yormuş. Gönül yorgunluğu dedikleri. Şimdi de çabalıyorum ama bir keyifsizlik, enerjisizlik hali. Aslında çabalamıyorum bile. Saldım. Bir sürü planım vardı oysa. Buna i...

KAZANAN OLMAK

Saat 22.00 olmuş. Ofiste yalnız, diğer çalışanlar çıkalı kaç saat oldu, güvenliği de gönderdi.Hiçbirini göndermezdi de dikkati dağılmasın istedi.  Kollarını başının üzerine uzatıp esniyor, boynunu sağa sola oynatıyor, gevşetmeye çalışıyor. Bacakları tutuldu. Ama henüz gidemez. Yarınki sunumun mükemmel olmasını istiyor. Üzerinden birkaç kere daha geçmeli. On yıldır gelip gittiği bu şirkette sabahladığı da oldu. Asistan olarak girdiği yerde, son bir yıldır yönetici. Bu unvanı almak için durmadan çabaladı. Dişi kaplan gibi. Sırtlanlarla savaştı. Yükseldikçe yalnızlaştı. "Ne gam! Sevilmiyor, sevilmesin!" “Sen iyiysen, herkes iyi”. Annesi böyle derdi. “Hakkını iste bakalım, kim kalacak yanında?” “İnsanlara güvenme kızım. Sırrını verme. Zayıf karnını gösterme.” Annesi hep içinde konuşur böyle. O da dinler. “Karnının doymayacağı yere açlığını belli etme.” “Fakirden kaç, zengin insandan zarar gelmez. Borç istemez, başını belaya sokmaz.” Fatma'nın mentorü annesi. Annesini dinler. ...

DEĞİŞİM-12 (FİNAL)

  Göksu'nun yaşadığı bütün kargaşanın başlangıcı terfi almak için gittiği eğitimdi. Göksu kursu başarıyla tamamladı ama kendisine firmanın doğuda bir şubesinin proje direktörlüğünü önerdiler; düzenini bozmak istemedi, kabul etmedi. Göksu eski hayatını, kafası karışmış halde sürdürüyor. Göksu'nun hikayesine başlarken ak ayna ve kara aynadan söz etmiştik. Göksu'nun hikayesinin bu aynalarla ne ilgisi vardı? Göksu 40 yaşına girmişti. Jung der ki: "Hayat gerçekten 40 yaşında başlar. O zamana kadar sadece araştırma yaparsınız." Göksu o yaşına kadar kendini bastırmış, ama 40'ına girerken bir karar almıştı; artık kendini saklamayacak, anı yaşayacak, hayatı ve ruhunu onurlandıracaktı. Bunun için iletişime açık davranmış, kendine bakmaya başlamış ve anda kalmaya, hayatı onurlandırmaya çalışmıştı. Dünyadaki eylemlerin ak ve kara ayna enerjilerine ve dünyanın nasıl bir yer olacağına etki ettiğinden söz etmiş, bu aynalardan bize birtakım ödüller de gelebileceğini söylemişt...

ÜÇ SAAT KALA

"Bir gün, zamanı durdurabildiğimi fark ettim. Keşke nasıl başlattığımı da hatırlayabilseydim." Her zamanki gibi bir gündü. Yine işyerindeyiz. Hava kasvetli, ama bir türlü yağmur yağamıyor. Pazartesi ve ayın on beşleri yoğun olurdu genelde; nedense bugün pek müşteri yok. Bankoda çocuklar sıkılmış; güvenlik kah geziyor, kah kitap okuyor, dedikodu yapacak yer arıyor. Operasyonda yapılacak iş olmayınca ATM dördüncü kez sayılıyor. Faizler yüksek olunca kredi talep eden de yok. Odamda oturmuşum. Önümde bitmiş çay bardağı, çaycı unuttu, almaya gelmedi. Önümde notlarım. Kimse üşümüyor, ben üşümüşüm, klima açık, tatlı bir sıcak yüzüme vuruyor. Üşümeyi sevmem. Günde iki litre su içmeye çalışıyorum, bugün bir litre bile olmamış, sürahim yarım duruyor. Her günkü gibi bir gün işte.  Mesainin bitmesine üç saat var. Birden içime her sıkıldığımda çöken o sıkıntı çöküyor. Her gün bunu yaşıyorum. Ama bir yere gidemem, üç saat daha bağlıyım buraya. Annem “sıkı can iyidir, kolay çıkmaz” derdi. B...

DEĞİŞİM-11

Göksu’nun olanları unutması imkansızdı. Ama yoluna devam etmeliydi. Bu konuyu kapatıp yoluna devam etmeye karar verdiği gün, yine de yaşadıklarını unutmamak için güncesini açtı ve şu satırları yazdı > YILAN (KUNDALİNİ) İnsan değişmez derler, Değişirmiş bilmezler, Yılan varmış içimizde, Uyanırsa görürler. Zaman yavaş geçerken, Hayat rutin sürerken, Yılan varmış içinde, O uyandı güçlüce.</ Bir hafta uyumadı, Hızlıca zayıfladı, İnsan uyumadan, Yaşarmış kız anladı.   Çok çok mutlu hissetti, Çok çok güçlü hissetti, Hayat öyle güzeldi ki, Kızcağız hayret etti. İnsanlar çok güzeldi, Ölüm, yaşam illüzyon, Her şey O'na emanet, Her şey O’nunla birdi. Yılan yürüdü içerde, Yıktı suçluluğu içinde, Kız bildi tek doğru yok, Bu dünya düzleminde. Yılan çıktı içinden, Kız düştü yere sertçe, Kalkıp silkelendi, Elinde yeni benliği Bakındı acemice.

MİNİMALİZM YAZILARI-4

Dijital çağda yaşadığımızdan olmalı, odağımız sürekli değişebiliyor. Özellikle sosyal medya bunda oldukça etkili. Kısa süreli mizah dolu videolar; gerçekten uzak pırıltılı hayatlar ve sürekli başarılı/güzel insanlar. Hedef belirlesek de sosyal medyaya fazla yer ayırdığımızda dikkatimiz dağılıyor ve odağımızdan sapabiliyoruz. Minimalizm hakkında bunun için yazıp duruyorum. Yazdığımda zihnim netleşiyor, amacımı tekrar hatırlıyor ve odaklanıyorum. Aksi durumda kendimi bu hafta bir şey, diğer hafta başka bir şey için çabalarken buluyorum. Minimalist olmayı hedefliyorum çünkü zamana ihtiyacım var. Bahçede oturup yanında kekle çay içmek ve bunu sükunetle yapmak istiyorum, çocukluğumda olduğu gibi. Yaparken sırada yapmam gereken bir ton iş olmasını istemiyorum. Evet beni minimalist olmaya iten en büyük etken zaman. Bir de hassas bir insanım sanırım. Başkasının tetiklenmediği şeyler beni tüketebiliyor. Bunun için uyarıcılar da az olmalı. Neyse işte, bu hedefim doğrultusunda bu hafta giysilere ...