Margo’nun üzerine yaşamın ağırlığının çöktüğü günlerden biri. Aklında yapması gereken maddeler uçuşuyor, bir birine el atıyor, bir diğerine. Ne onu yapabiliyor, ne bunu. Bir miskinlik var üzerinde. Gitarına gidiyor eli, bir iki tıngırdatıyor. I-hhhh... Tadı yok bugün. Gözleri istemsiz kapanıyor. Margo kaç gündür yorgun. Kendine izin verse, bir yatsa dinlense, hasta prosedürünü uygulasa geçecek ama hem yapamıyor, hem yapmıyor. Yapması gerekenler olduğundan dinlenemiyor. Ama yapması gerekenleri de yorgunluktan, uykusuzluktan yapamıyor. Margo üzerindekinin aslında yaşam ağırlığı olmadığına, düpedüz yorgun ve uykusuz olduğuna hükmediyor. Bu günü hiçbir şey yapmama günü ilan ediyor. Sevgili gitarını yerine kaldırıyor. Şu anda gidip yatamaz ama boş boş durabilir. O boş durdu diye dünya durmaz ya?