Ana içeriğe atla

Kayıtlar

DEĞİŞİM-3

  Chatgpt tarafından üretilmiştir. Göksu otelini bulup yerleşiyor. Firması ona jest yapmış, güzel bir otelde, tek kişilik odalar ayırtmış. Yemek derdi yok. Tek yapması gereken dersleri tamamlamak, ders çalışmak. Sorumluluklarından bir süre kurtulmaya ihtiyacı varmış meğer, yoğun ders programına rağmen iyi hissediyor. Firmanın farklı şehirlerinden, farklı şubelerinden gelen 200'den fazla kişi ile aynı yarışın içindeler. Bunlardan bazıları birbirini tanıyor ve sürekli beraberler. Göksu kimseyi tanımasa da derslerde, konferanslarda, yanına kim düşerse düşsün muhabbet etmeye çalışıyor. “Small talk”tan nefret eder normalde, ama bu defa kendini saklamayacak, kendini ortaya koyacak ya, zorluyor kendini. Aydın’dan gelenle Yenipazar'ın tahinli pidesini konuşuyor örneğin. Her sabah kalkıyor, duşunu alıp, güzelce giyiniyor. Firması sadece ders değil akşama stres atmaları için opera, maç gibi programlar koymuş, bunlarda da karar aldığı üzere bedenen ve ruhen orada olmak için zorluyor kendi...

DEĞİŞİM-2

Chatgpt tarafından üretilmiştir.  Göksu’nun başına gelenlere bakmadan önce onu bir tanıyalım derim. Göksu 40 yaşına gireli bir ay oldu. Bekar. Bir firmada yüksek mimar olarak çalışıyor. Yalnız yaşıyor. Zeki, okumayı yazmayı seven, ama çekingen bir kadın. İçine kapalı. Kendini ortaya koymaz, hep saklar. Kendini ifade etmeye çalışmadığından, kendini baskıladığından mı bilinmez içinde hep bir karanlık taşır, bir boşluk, bir olmamışlık… Sanki yaşaması, yapması gerekenler vardır, yapmıyordur, onun ağırlığını taşır hep. Ömrün gelip geçtiğini gören Göksu altı ay önce bir karar aldı. Artık kendini saklamayacak. Yapmayı isteyip de ertelediklerini yapacak. Bir de hayat önüne ne çıkarırsa o durumu kabullenip o sahnenin içinde olacak, o sahne güzel yaşansın diye uğraşacak. Örneğin misafir mi gelecek güzel sofralar kuracak, güzel sohbetler edecek, tamamen orada olarak o anı onurlandıracak. Aldığı bu kararlardan önce Göksu’nun ahlaki olgunluğa sahip olduğunu, özünü temiz tutarak olaylara yaklaşt...

DEĞİŞİM-1

Chatgpt tarafından oluşturulmuştur  Dünyanın merkezinde bir kayıt sistemi varmış. Bu kayıt merkezinde biri ak, biri kara iki ayna bulunurmuş. Dünya üzerinde iyi diye nitelendirilebilecek eylemler ak aynaya, kötü diye nitelendirilenler kara aynaya yazılırmış. Bu ak ayna ile kara ayna arasında da pek tatlı olmayacak bir rekabet varmış. Dünyanın kara bulutlarla mı kaplanacağı ya da huzurlu bir yer mi olacağı buradan yayılan enerjiyle belirleniyormuş. Dünya üzerindeki istisnasız her canlı kendi bilmese de buraya göbekten bağlıymış. Özellikle bilince sahip insan ırkı, seçtiği eylemler üzerinde irade sahibi olduğundan, bu alandan en çok bunlar etkilenirmiş. Onun için attığımız her adımda farkındalıkla davranmalı, eylemlerimizi bu bilinçle seçmeliymişiz. Örneğin bir insan birine yardım ettiğinde, ak ayna hafifçe parlarmış. On insan on farklı yerde yardım ettiğinde ak ayna ışıldarmış. Ya da tam tersi bir yerde cinayet işlendiğinde kara ayna parıldarmış. Peki biri birine zarar verirken, meş...

MAYIS 2026 RAPORU

Karar vermek ya da niyet etmek gerçekten önemli sanırım. Daha az düşünmeye, kendime daha az eziyet etmeye karar vermiştim. Geçtiğimiz aya dönüp bakınca önceki zamanlara göre daha hafif, daha huzurlu hissetmeye başladığımı görüyorum. Bir de diğer insanların duygu durumlarını, düşüncelerini vb. önemsemeyi bıraktım. Kendi isteklerime, planlarıma odaklandım. Bu da oldukça hafifleticiydi. 2026 Mayıs’ı tatiller ayıydı adeta. İstediğim gibi değerlendiremesem de son Kurban Bayramı’nda ailemin yanına gitmek, alıştığım düzende, birbirimiz olduğumuz gibi kabullenerek durmak iyi geldi. Özlemişim. Bir de babamın akciğer kanseri olmasından şüphelenmiştik, çok şükür KOAH teşhisi koydular. Bu da kötü ama diğeri kadar değil. 50 küsur yıldır içtiği sigarayı bırakması gerekiyor. Hastalık yorunca mecbur bırakacak gibi duruyor. Bu ay üç kitap vardı elimde, ikisi yarım kaldı.  13 yaşındaki yiğenim beni Jack London’la tanıştırdı. Beyaz Diş kitabının İngilizce ve ince versiyonunu  bir çırpıda okudum ...

MİNİMALİZM YAZILARI-2

Minimalizm bir yerde insanları umursamamak sanırım. Dünyanın gürültücü, gösterişli yönüne sırtını dönüp, daha sakin, sade yaşama hali. Kendi kurallarını, önceliklerini belirleyip gerisini önemsememe, başkasının onayını aramama hali. Buna bir kere karar verdikten sonra hayat kolaylaşıyor. Bundan olmalı, bayram seyahatim için valizimi hazırlamak oldukça kolay oldu. İki pantolon, üç tişört, pijama, diş fırçası, tarak, bir ayakkabı. Bu kadar. Yok etek alayım, altına topuklu alayım, yok şunu giyersem bu olur yok. Yavan mı? Bazılarına yavan gelebilir ama şu an bana iyi geliyor. Bunları daha önce de deneyimlemiş ama unutmuştum. Yeniden hafifliği hissetmek iyi geldi. Evde gözlerim raflarda geziyor. Gereksiz neler var onları tespit etmeye çalışıyorum. Kuaförlerin sattığı saç kremleri var örneğin. Kullanmadığım ama “o kadar anlattı alayım bari” diye aldıklarım. Kapitalist sistem sürekli birilerinin bir şeyler satmaya zorluyor. Net ve kararlı bir şekilde “hayır” demek, bunun ayıp olmadığını hatır...

FERHAT’IN AHLAKI

  - Al şu bıçağı, kes beni! -Napayım seni kesip? Paramı ver! -Allah şahidim olsun yok. Al kes beni, sen de kurtul, ben de kurtulayım. -He sübhanallah, git kardeşim. Tövbe tövbe… İkisi de biliyor bunun tiyatro olduğunu. Adam kendince samimiyetini gösteriyor. Ferhat bununla ilgilenecek durumda değil.  Kurban arefesi, Ferhat’ın elinde hayvan kalmamış. Cepte ne var dersen 30 bin TL. 2 milyonluk mal satan adamın cebinde doğru dürüst harçlık yok. Millet kapora verdi gitti. Kalan kurbanda dediler. Kendi borç ödemeleri geldi ama güneş enerjisi döşeteceği adam fena çarptı Ferhat’ı. Avansını aldı, işi yapmadı. Şimdi "kes beni" diyen bu. Öbür taraftan çoban. Afgan çobana kimlik çıkartma hatasına düştü. Kimlik çıkarınca bir sabah bakıyorsun adam çekmiş gitmiş. Çoban da bulamadı. İş başa düştü. “Eee Ferhat Efendi, akılsız başın cezasını çek bakalım.” - Alo, buyur baba. Hee? Ver arabayı. Bu fiyattan yükseğine bulamayız. … -Yok, 1000 TL’lik benzin var içinde, onu çekip napalım. Ama bak aküy...

EVE ÖVGÜ

Chatgpt tarafından üretilmiştir. Yağmurlu bir Ankara akşamı, otobüsten inen Aysun adımlarını hızlandırıyor. Topuklu ayakkabıyla ne kadar hızlanmak istese de zor. İş çıkışı spor ayakkabılarını giymeyi yine unutmuş; akılsız başın cezasını ayakları çekiyor. Yolda içine su birikmiş çukurlar işini daha da zorlaştırıyor. Ama Aysun mutlu, günün en güzel zamanına beş kalmış. Apartmanın kapısını açıp asansöre doğru ilerliyor. 8. katın düğmesine basıyor. Ve işte sonunda… Evinde. Kapıyı açınca yüzüne bir sıcaklık vuruyor. En sevdiklerinden. Soğuk bir akşamda eve girince yüzüne vuran ısı. Eve girmeden önce minik bir duası var: “Allah’ım evim sevginin, huzurun, neşenin, dürüstlüğün yuvası olsun. Dışarıdaki karanlık ve kargaşa içeri giremesin.” Müşterilerle, müdürüyle ve iş arkadaşlarıyla üç ayrı cephede savaş vermiş gibi yorgun Aysun, böyle zamanları atlatmak için uyguladığı acil durum planını devreye sokuyor. Önce gidip üzerine en rahat eşofmanını giyiyor. Sonra mutfağa geçip yarım paket salçalı s...