Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ŞÖLEN

Kız ne zaman Egeye Akdeniz'e gitse şaşırıyor. Bir doğa sever olarak evde yetiştirmeye çalıştığı bitkiler, örneğin evde büyüsün diye gözüne baktığı kauçuk, Adana'da dev bir ağaç olmuş düşmüş önüne. Şaşırıyor. Bir de seviniyor. Hem bu güzellikleri fark ettiğine, hem de hala şaşıracak bir şeyler bulduğuna. Kızın içinde biraz kırgınlık ve kızgınlık da var. Öğretmenlerine, eğitim sistemine, anasına babasına. Yıllarca dört duvar arasına sıkıştırıp, bitki örtüsü bölgeden bölgeye değişir diye ezberlettikleri için. “Bitki örtüsü” ile anlamamız gereken nedir?” sorusu sorulmalıydı. "Akdeniz bitki örtüsü makidir" deyince alkış tutuldu. Bunu bir yere bakmadan söyleyince “pekiyi” verdiler. Oysa kız o zamanlar hiç kavramadığını fark ediyor, okuyup geçtiğini. Bitki nedir, neyi örtüyor? Hadi laboratuvarda civa bulamazsın da, ağaç da mı yok, bir bahçeye çıkarın da anlatın! Eğitim sistemini ben kursam, dersliklerde çok az ders işlenirdi diye geçiriyor içinden. Kız sisteme kızıyor. Ama a...

DEĞİŞİM-4

Dersler oldukça yoğun, akşam geç saatlere kadar sürüyor. Göksu yine de mutlu. Tamamen kendine ve derslerine odaklanmış. Saçlarını uzun uzun tarıyor, uzun duşlar alıyor. Servise yetiş, markete koş, evi topla derdi yok. Sanki tatilde. Hiç olmadığı kadar bakıyor kendine, uzun uzun uyuyor. Müzik dinliyor.Dersleri kendini vererek dinleyip notlar alıyor. Katılmaya çalışıyor. Normalde pek fikir beyan etmezdi, değişmeye çalışıyor işte. Seher en yakın arkadaşı. Akşam programında Ankara Tiyatrosu’nda bir oyun izlemek var. Oyunu beklerken aynı şubede çalıştıklarından sık sık beraber olan Seher ve Bulut’la sohbet ediyor. Bulut, şehir değiştirmek zorunda kalırsa diye çocuğunu her yerde şubesi olan bir özel okula kaydettirdiğini anlatıyor. Biraz sistemi eleştirdikten sonra Göksu yerine geçmek üzere ayrılıyor onlardan. Sonra onlar da geliyor. Tesadüfen yan yana koltuklara düşmüşler. Sıkıcı oyunu izliyorlar. Ertesi günkü ders bilgisayar salonunda. Göksu geç kalıyor. Tek bir boş yer kalmış, Bulut’un ya...

DEĞİŞİM-3

  Chatgpt tarafından üretilmiştir. Göksu otelini bulup yerleşiyor. Firması ona jest yapmış, güzel bir otelde, tek kişilik odalar ayırtmış. Yemek derdi yok. Tek yapması gereken dersleri tamamlamak, ders çalışmak. Sorumluluklarından bir süre kurtulmaya ihtiyacı varmış meğer, yoğun ders programına rağmen iyi hissediyor. Firmanın farklı şehirlerinden, farklı şubelerinden gelen 200'den fazla kişi ile aynı yarışın içindeler. Bunlardan bazıları birbirini tanıyor ve sürekli beraberler. Göksu kimseyi tanımasa da derslerde, konferanslarda, yanına kim düşerse düşsün muhabbet etmeye çalışıyor. “Small talk”tan nefret eder normalde, ama bu defa kendini saklamayacak, kendini ortaya koyacak ya, zorluyor kendini. Aydın’dan gelenle Yenipazar'ın tahinli pidesini konuşuyor örneğin. Her sabah kalkıyor, duşunu alıp, güzelce giyiniyor. Firması sadece ders değil akşama stres atmaları için opera, maç gibi programlar koymuş, bunlarda da karar aldığı üzere bedenen ve ruhen orada olmak için zorluyor kendi...

DEĞİŞİM-2

Chatgpt tarafından üretilmiştir.  Göksu’nun başına gelenlere bakmadan önce onu bir tanıyalım derim. Göksu 40 yaşına gireli bir ay oldu. Bekar. Bir firmada yüksek mimar olarak çalışıyor. Yalnız yaşıyor. Zeki, okumayı yazmayı seven, ama çekingen bir kadın. İçine kapalı. Kendini ortaya koymaz, hep saklar. Kendini ifade etmeye çalışmadığından, kendini baskıladığından mı bilinmez içinde hep bir karanlık taşır, bir boşluk, bir olmamışlık… Sanki yaşaması, yapması gerekenler vardır, yapmıyordur, onun ağırlığını taşır hep. Ömrün gelip geçtiğini gören Göksu altı ay önce bir karar aldı. Artık kendini saklamayacak. Yapmayı isteyip de ertelediklerini yapacak. Bir de hayat önüne ne çıkarırsa o durumu kabullenip o sahnenin içinde olacak, o sahne güzel yaşansın diye uğraşacak. Örneğin misafir mi gelecek güzel sofralar kuracak, güzel sohbetler edecek, tamamen orada olarak o anı onurlandıracak. Aldığı bu kararlardan önce Göksu’nun ahlaki olgunluğa sahip olduğunu, özünü temiz tutarak olaylara yaklaşt...

DEĞİŞİM-1

Chatgpt tarafından oluşturulmuştur  Dünyanın merkezinde bir kayıt sistemi varmış. Bu kayıt merkezinde biri ak, biri kara iki ayna bulunurmuş. Dünya üzerinde iyi diye nitelendirilebilecek eylemler ak aynaya, kötü diye nitelendirilenler kara aynaya yazılırmış. Bu ak ayna ile kara ayna arasında da pek tatlı olmayacak bir rekabet varmış. Dünyanın kara bulutlarla mı kaplanacağı ya da huzurlu bir yer mi olacağı buradan yayılan enerjiyle belirleniyormuş. Dünya üzerindeki istisnasız her canlı kendi bilmese de buraya göbekten bağlıymış. Özellikle bilince sahip insan ırkı, seçtiği eylemler üzerinde irade sahibi olduğundan, bu alandan en çok bunlar etkilenirmiş. Onun için attığımız her adımda farkındalıkla davranmalı, eylemlerimizi bu bilinçle seçmeliymişiz. Örneğin bir insan birine yardım ettiğinde, ak ayna hafifçe parlarmış. On insan on farklı yerde yardım ettiğinde ak ayna ışıldarmış. Ya da tam tersi bir yerde cinayet işlendiğinde kara ayna parıldarmış. Peki biri birine zarar verirken, meş...

MAYIS 2026 RAPORU

Karar vermek ya da niyet etmek gerçekten önemli sanırım. Daha az düşünmeye, kendime daha az eziyet etmeye karar vermiştim. Geçtiğimiz aya dönüp bakınca önceki zamanlara göre daha hafif, daha huzurlu hissetmeye başladığımı görüyorum. Bir de diğer insanların duygu durumlarını, düşüncelerini vb. önemsemeyi bıraktım. Kendi isteklerime, planlarıma odaklandım. Bu da oldukça hafifleticiydi. 2026 Mayıs’ı tatiller ayıydı adeta. İstediğim gibi değerlendiremesem de son Kurban Bayramı’nda ailemin yanına gitmek, alıştığım düzende, birbirimiz olduğumuz gibi kabullenerek durmak iyi geldi. Özlemişim. Bir de babamın akciğer kanseri olmasından şüphelenmiştik, çok şükür KOAH teşhisi koydular. Bu da kötü ama diğeri kadar değil. 50 küsur yıldır içtiği sigarayı bırakması gerekiyor. Hastalık yorunca mecbur bırakacak gibi duruyor. Bu ay üç kitap vardı elimde, ikisi yarım kaldı.  13 yaşındaki yiğenim beni Jack London’la tanıştırdı. Beyaz Diş kitabının İngilizce ve ince versiyonunu  bir çırpıda okudum ...

MİNİMALİZM YAZILARI-2

Minimalizm bir yerde insanları umursamamak sanırım. Dünyanın gürültücü, gösterişli yönüne sırtını dönüp, daha sakin, sade yaşama hali. Kendi kurallarını, önceliklerini belirleyip gerisini önemsememe, başkasının onayını aramama hali. Buna bir kere karar verdikten sonra hayat kolaylaşıyor. Bundan olmalı, bayram seyahatim için valizimi hazırlamak oldukça kolay oldu. İki pantolon, üç tişört, pijama, diş fırçası, tarak, bir ayakkabı. Bu kadar. Yok etek alayım, altına topuklu alayım, yok şunu giyersem bu olur yok. Yavan mı? Bazılarına yavan gelebilir ama şu an bana iyi geliyor. Bunları daha önce de deneyimlemiş ama unutmuştum. Yeniden hafifliği hissetmek iyi geldi. Evde gözlerim raflarda geziyor. Gereksiz neler var onları tespit etmeye çalışıyorum. Kuaförlerin sattığı saç kremleri var örneğin. Kullanmadığım ama “o kadar anlattı alayım bari” diye aldıklarım. Kapitalist sistem sürekli birilerinin bir şeyler satmaya zorluyor. Net ve kararlı bir şekilde “hayır” demek, bunun ayıp olmadığını hatır...