Uzun zamandır günlük tutuyorum. Ona sinir oldum, bundan nefret ettim, şunu sevdim... Böyle yazmışım. Bu aralarsa davranışları ve olayları yazıyorum. Böyle yazdığımda gerçekler önümde daha açık beliriyor, neden öyle hissettiğim, neyin beni rahatsız ettiği apaçık önüme seriliyor. Duygularımı yazdığımda kendimi mızmız, iflah olmaz bir çocuk gibi hissederken; olayları yazdığımda kendimi aşırı haklı olan bir yetişkin olarak görebiliyorum. Hiçbir şeyi çözemesem de, kimsenin hak vermediği yerde kendini aşırı haklı bulmanın da tatmin edici bir yanı varmış 😊 Neyse şaka bir yana, “olanı, olduğu gibi kabul etmek” diye başta kaderci görünen bir yaklaşım var. Kaderci olsak da, olmasak da bir sorunu çözmek için “olanı, olduğu gibi kabul etmek” gerekiyor. İşte bu nedenle günlük tutarken olayları yazalım ki problemleri ortaya koyup çözüm önerilerini ortaya koyalım, kendimizi savunalım, hiç olmadı duyguların neden olduğu sisi çözelim, olayın esasını görelim. Hımm, Ruh Sağlığı’nın 5. Reçetesi de m...