Dijital çağda yaşadığımızdan olmalı, odağımız sürekli değişebiliyor. Özellikle sosyal medya bunda oldukça etkili. Kısa süreli mizah dolu videolar; gerçekten uzak pırıltılı hayatlar ve sürekli başarılı/güzel insanlar.
Hedef belirlesek de sosyal medyaya fazla yer ayırdığımızda dikkatimiz dağılıyor ve odağımızdan sapabiliyoruz. Minimalizm hakkında bunun için yazıp duruyorum. Yazdığımda zihnim netleşiyor, amacımı tekrar hatırlıyor ve odaklanıyorum. Aksi durumda kendimi bu hafta bir şey, diğer hafta başka bir şey için çabalarken buluyorum.
Minimalist olmayı hedefliyorum çünkü zamana ihtiyacım var. Bahçede oturup yanında kekle çay içmek ve bunu sükunetle yapmak istiyorum, çocukluğumda olduğu gibi. Yaparken sırada yapmam gereken bir ton iş olmasını istemiyorum. Evet beni minimalist olmaya iten en büyük etken zaman.
Bir de hassas bir insanım sanırım. Başkasının tetiklenmediği şeyler beni tüketebiliyor. Bunun için uyarıcılar da az olmalı.
Neyse işte, bu hedefim doğrultusunda bu hafta giysilere daldım. Yaz geç geldi, hatta daha gelmedi bile, yazlık/kışlık değişimini yeni yapıyoruz. Onu oraya, bunu buraya ayarlarken baktım ki giymediğim ama yıllardır katlayıp kaldırıp sonra tekrar çıkardığım kıyafetler var. Topladım hepsini. Kötü durumda olanları attım, iyi durumda olanları giysi kumbarasına gönderdim. Zaten içinde rahat ettiğim giysileri giyiyorum; bunlar kendimi iyi hissetmediğim ama belki bir gün işte bir davette giyerim vb. dediklerim. Bunların eksikliğini hissedeceğimi sanmıyorum.
Bir de iki evden tek eve düşünce bazı eşyalardan iki tane var. İki tane huni var örneğin. Çöpe atabilirim ama çok çöp çıkarmak istemiyorum. Bunlar şimdilik duruyor. Bir de iki tane olan ama gönlümün atmaya elvermedikleri var. Bunları da kutuya koydum, kendimi hazır hissettiğimde tekrar bakacağım.
Özetle minimalizm yolculuğuma kararlılıkla devam ediyorum. Daha çok kafa şişiririm.

Yorumlar
Yorum Gönder