Bizim finans sektörü zordur. Hem hizmet sektöründe olacaksın, hem de işin para olacak. İkisi bir arada olunca, insanların duyguları, heyecanları, üzüntüleri ister istemez sana yüklenir. Parasız olanın derdini,varlıklı olanın da havasını çekersin.Erken yıpranır, paslanırsın.
On beş yıldır buradayım ben de. Artık insan sarrafı oldum. Yaklaşınca anlarım, hoyrat mı; nazik biri mi. Bazıları çok heyecanlı, her işi hep acele. Bazıları da hassas, incitmekten korkar.
Bazıları hep tersten yaklaşır, inatlaşır zorlar. Elimden gelse de bir kafa atabilsem derim ama ah elim kolum bağlı işte. Müşteri veli nimet derler, müşteriler hep haklıdır, derler.
Gelen giden hep iz bırakır bende. Bazıları bile bile yapar bilirim. Haz alırlar. Nasıl kızarım bunlara! Bile bile lekelemek olur mu?
Akşam herkes gider, ben hep buradayım. Herkes gider, evinde dinlenir, benim mesai bitmez. İlle kafalarını yapıştırıp, bakarlar. Sinirlenirim ama sinirlensen nolacak?
Banka şubesinde "kapı" olmak zordur. Hırsını senden alanlar olur. Ah ahhh, şubenin kapısı olacağıma, Boğaz'da bir yalıda kapı olsaydım. Seçkin insanlarla çalışırdım, her gün tozum alınırdı, püfür püfür Boğaz havası yüzüme vururdu. Kader kader değil ki...
"Bak geliyor işte... Yürüyüşe bak! Hele hele.. Sanırsın kavgaya geliyor.
Hayvan oğlu hayvan, sen evindeki kapıyı böyle mi kapatıyorsun eşşoğlu eşşek? Tövbe tövbe... Oğlum al şu çocuklarını, her yerimi ellediler, her yer iz. Oyuncak mıyım ben? "

Yorumlar
Yorum Gönder