Ana içeriğe atla

Kayıtlar

GOOD WITCH (NETFLIX DİZİ)

GOOD WITCH (NETFLIX DİZİ) Oldum olası cadı dizilerini sever, bulduğum cadı dizisini izlemeye çalışırım. Bir Netflix  dizisi olan Good Witch'i de cadı dizisi beklentisiyle izledim. Beş sezon süren, elli sekiz bölümden oluşan bu dizi için ömrümden ortalama 58*40=2320 dakika (38 saat)  harcadım. Dizi Middleton adlı küçük bir kasabada geçiyor. Baş cadımız Cassie Nightingale eşini kaybetmiş; Grey House diye anılan evlerini pansiyon olarak işletmekte ve burada kızı Grace, eşinin babası ve kuzeni Abigail ile yaşamaktadır. Koruyucu aile tarafından büyütülen    Cassie'nin gençliği farklı kültürleri, ülkeleri tanıyarak geçmiş; evlenince aradığı aidiyeti Middleton'da bulmuştur.  Kasabanın kurucularından olan Merriwick soyundan gelen Casisie'nin sezmek konusunda özel bir yeteneği vardır, arkası dönükken içeriye kimin girdiğini anlayabilmektedir örneğin. Pansiyon dışında dükkanı  Zil, Kitap, Mum'da, otlar, kitaplar, dekorayon ürünleri satmaktadır. Dinleme kon...

MEVSİMLER

MEVSİMLER En başta en sevdiğim mevsimdi ilkbahar. Hava ne sıcak, ne soğuk.. Her yer yeşermeye başlamış..İçimde bir coşku, sanki dağları delecek kadar güçlüyüm. Sabahları erkenden, alarmsız uyanacak kadar enerjiğim. Evet, en sevdiğim mevsimdi ilkbahar.. Lisede aşık olunca, sevdiğim çocuğu görebilmek için sonbaharı, okulların açılmasını bekler oldum.Ama hiç favori mevsimim olamadı sonbahar. İşe başladığımda tutsak hissettim kendimi. Zamanım, mekanım bana ait değildi artık. Hayatımı kazanabilmek için, hayatımı satmıştım.Yıllık izinlerimi kullandığım yaz; ailemi görebildiğim, gezip tozup, yeni şehirler keşfettiğim zamandı. En sevdiğim mevsim yazdı artık. Yazı iple çeker oldum. Ülkenin çivisi çıkarken, bizim iş yerinin çivisi de çıkıyordu. Personel sayısını yarı yarıya azalttılar; iş süreçleri,  kulaktan kulağa oyununu oynar gibi uzadı gitti, öyle bir mail bombardımanı başladı ki posta kutuları kontrolden çıktı. Öyle bir iş yükünün altında ezilmeye başladık ki zihin...

KARANLIĞIN KAHKAHASI-AMBROSE BIERCE

KARANLIĞIN KAHKAHASI-AMBROSE BIERCE Okumadığım kitapları bitirmeden yeni kitap almama kararıma uymaya devam ediyorum.Öyle çok kitap varmış ki. Bunlardan biri de Karanlığın Kahkahası.  2003 yılında doğum günümde hediye gelmiş, 17 yıldır okunmayı bekliyormuş :) Ambrose Bierce 1842-1916 yılında yaşamış, Amerikalı bir yazarmış. Alanı kara mizahmış. Karanlığın Kahkahası'nı Türkçeye Sulhi Dölek çevirmiş.Sulhi Dölek'in adını görünce çocukken defalarca okuduğum Gülyüzlü Tarlalar kitabı geldi aklıma ve kalbim yumuşacık oldu, okumak için motivasyonum arttı. Gerçekten de çok ustaca, akıcı bir çeviri olmuş.Öykülerde geçen kişilere "Vakitin Nakit Olduğuna İnanan Adam", "Öfkesi Burnunda Biri", "Toplumu Düşünen Yurttaş" gibi isimler vermesinden çok hoşlandım, gülümsetti beni. Kitap üç bölüm(Sıradışı Öyküler,Temize Çekilmiş Ezop Öyküleri ve Eski Testerelere Yeni Dişler) ve 206 kısa öyküden oluşuyor. Kitaba konu olaylar yüz yirmi yıl öncesinde geçse...

BİR GARİP VAKA:MATMAZEL P.-BRIAN O'DOHERTY

BİR GARİP VAKA:MATMAZEL P.-BRIAN O'DOHERTY Okumadığım kitaplar bitene kadar yeni kitap almama serüvenim devam ediyor.Uzun zaman önce aldıklarımdan biri de Bir Garip Vaka-Matmazel P. idi. İndirimde diye aldığım bu kitap beni mesmerizm kavramı ile tanıştırdı. 1700'lü yıllarda Anton Mesmer adında bir hekim yaşarmış. Bu doktor, tüm evrende bir armoni olduğuna; hastalıkların bu armoninin bozulması ile ortaya çıktığına inanırmış. Mesmer 'e göre tüm evren birbiriyle bağlantılıymış; tüm canlılar titreşim yayar ve birbirini etkilermiş.Bu güce hayvan manyetizması adını vermiş.  İnsan vücudundaki manyetik sıvıyı doğru yönlendirerek hastalıkları tedavi edebileceğine inanırmış. Müzik eşliğinde hastalara masaj yaparak onları tedavi etmeye çalışırmış. Üzerinde gezegen resimlerinin bulunduğu bir sihirbaz elbisesi giyer ve hastalara sopa gibi bir çubukla da dokunurmuş. İngilizce'deki mesmerizing-hipnotize etmek,büyülemek sözcüğü bu doktorun adından gelse gerek. Ayın gelg...

AMSTERDAM

AMSTERDAM Amsterdam, genç bir şehir. Bir tarafta masallardan fırlamış gibi duran fantastik evleri, diğer tarafta günaha bulanmış kırmızı sokakları..Üç gün geçirdiğim Amsterdam'ı çok sevdim. Hava alanından şehrin kalbindeki Centraal İstasyonu'na metro var ve bu ulaşımı oldukça kolaylaştıyor. Esenboğa'dan, Sabiha Gökçen'den, İstanbul Havalananından metro olmadığını, metro güzergahının üzerinde bulunan Atatürk Havalananın da kaderini düşününce, yürek  burkuyor bu durum.  Metro istasyon görevlisinden bindiğimiz trenin  doğru tren olup olmadığını teyit etmek isteyince adamın tavırlarına hayran kalıyorum. Yardımcı oluyor ama kesinlikle  laubali olmuyor, orada patronun o olduğunu hissediyorsunuz. Aynı duyguyu hediyelik eşya paketleyen kadının  acele etmeden, büyük bir titizlikle iki tane minicik bibloyu sararken ki ciddiyet ve hassasiyetinden;kaldığımız küçük işletmenin sahibinin bize kuralları açıklarken ki netliğinden de hissediyorum. Üç gün kesin yargıy...

2019 DAN 2020 YE...

2019 DAN 2020 YE...  2000'e girerken lise sondaydım.Ne tantana kopmuştu ama. Sabah milenyum, akşam milenyum; aşağısı milenyum, yukarısı milenyum..Sonra girdik, bir şey değişmedi :) Hayal kırıklığına uğradım; ama geçmiş yılın muhasebesini yapmaktan  önümüzdeki sene için dilekler tutmaktan vazgeçmedim. Seviyorum, bundan sonra da devam edeceğim. Yeni yıl benim için yoğun geçen iş gününün ardından gelen  tatlı koşuşturmaca, ışıklı sokaklar, yüzüme çarpan,uyandıran, temiz kar kokusu demek... 2019 un bilançosuna gelirsem: 2019 da sağlık, mutluluk, huzur dilemiştim. Çok şükür hepsi benimleydi.Çok az şey hedeflemiştim.   -2019 da daha çok yoga yapacaktım, istediğim sıklıkta yapamadım. Hatta bu konudaki performansım çok düşüktü. -Yeni yemekler denemeyi, daha çok pişirmeyi hedeflemiştim.Öğlen yemeğimi evden götürecektim. Bunda çok iyiydim işte. Bana ve yine bana teşekkür ediyorum :) -Ajanda (bullet journal) kullanma alışkanlığı geliştirecektim. Bu...

KALİMBA

KALİMBA Kendimi bildiğimden beri Türk eğitim sisteminin ezberci olduğu lafını duyar, çok üstünde düşünmeden de bu konuda ahkam keserdim.31 yaşımda bir aydınlanma yaşadım ve Türk eğitim sisteminin bir ürünü olan şahsımın  vasıfsızlığını fark ettim. Bugün yaşadığım ve toplum olarak yaşadığımız pek çok sorunun nedeni olduğunu açıkça görebiliyorum artık. O kadar yıl beden eğitimi dersi almış olmama rağmen ne anatomi bilirim, ne de bireysel veya takım sporları ile ilgili bilgim vardır.O kadar saat  biyoloji dersi almış olsam da lenf sistemi diye bir şeyin olduğunu yeni duydum mesela. Rengarenk flütlerle sınıfları doldurmuş ancak ne flüt çalmayı, ne de başka bir enstrüman çalmayı öğrenememişimdir. Ortaokulla tanıştığım İngilizce'yi, üniverstede amacı diplomat yetiştirmek olan İngilizce(!) Uluslararası İlişkiler bölümünden başarıyla(!) mezun  olduğum halde ne konuşabiliyorum, ne konuşulanı anlayabiliyorum.  Hayatımın okulda geçen saatlerine üzülüyorum. Keşke ün...