Sabah kapıyı açınca kedi faslı başlıyor. Arthur çok açsa, benim dış kapıya yaklaştığımı hissedince kapıya kafasını tos tos vuruyor. Açken çok sabırsız, zor bir kedi. Aç olduğunda elimdeki poşete ya da arabanın bagaj kapağı açıksa bagaja uzandığı oluyor. Onun dışında hasta, yaşlı ve dişsiz olduğundan sağda solda uyuklayan; biz dışarı çıktığımızda dibimize kadar gelip kedi oturuşu ile dibimizde duran bir kedi. Yaşlı, hasta dedim ama geçen gün eşim, Çiko ile beraber olup yabancı bir kediyi kovaladığını görmüş. Bunun böyle durduğuna bakma dedi 😊 Arthur’u atlatınca sıra Çiko'ya geliyor. Önce yerde yuvarlanıp, başını okşatıp, sonra mama alanına gidiyor. Sanırım böyle yapınca mamayı hak ettiğini düşünüyor. Yemek konusunda beni en çok yoran Çiko. Seçici, mızmız. Onun dışında Arthur gibi değil. Oturur, sabit bakışıyla mamanın gelmesini sabırla bekler. Çiko’nun hem sevdiğim, hem de hayatımı zorlaştıran diğer huyları bahçeye çıktığımda sürekli peşimde gezmesi ve Sarı Burun’u bah...