Günün kararmaya başladığı, şehrin can havliyle son çığlıklarını attığı vakitler. Akşamüstü dedikleri, kim düşünüyor bu kelimeleri, nasıl akıllıca...
Akşamüstü gürültüsü Ebru’nun Amerikan mutfağına ulaşamıyor, içerisi oldukça dingin. Hilal, Ebru’yu ziyarete gelmiş.
— Sütü neden ocakta ısıtıyorsun?
— Biraz ılıtıyorum. Yoksa makinenin yaptığı kahve sıcak olmuyor. Makineyi de yeni aldım ama o kadar mücadeleden sonra, bir de makineyle, tamirle uğraşmak istemedim. Böyle çözüyorum, önce hafif ısıtıp sonra kahve yapıyorum. Kahvesi mis gibi oluyor ama. Sen latte seversin.
— Yerleşmişsin bile. Ben geç duydum, atlardım yardıma gelirdim, bilirsin.
— Eve yerleşmek en kolayıydı. Evimi kafamda yıllardır öyle çok yerleştirdim ki, hiç zorlanmadım.
— Anlatılanların aksine iyi gördüm seni.
— Çok şükür, iyi miyim bilmem ama huzurluyum. Kendimi kimseye kanıtlamam gerekmiyor. Şu resmi alalı on yıl oluyor, onun evinde asamamıştım. Zevklerimi küçümser dururdu. Ben de gerçekten zevksizim sanırdım.
— Dışarıdan örnek çift gibiydiniz. Hiç anlatmamıştın, sorun olduğunu bilmiyordum.
— Sorun olduğunu kendim bile bilmiyordum ki. Bir yandan iyiydik, bir yandan böyle diken üstündeydim sanki. Bir terslik olduğunu içten içe biliyordum ama konduramıyordum. Sonra fark ettim ki diken üstünde olduğum zamanlar, iyi olduğum zamanlardan fazla. Sürekli gerginim, performans göstermem gerekiyor gibi. Hani iş yerinde kasarsın kendini, evde de sürekli kasıyordum. Ama adını koyamıyorsun. Bir de ben hep kendimde arayan bir insanım. Gelişime açık bir insanız ya, geliştireceğiz kendimizi... Haaahahah...
— İlahi Ebru. Ne yaptın? Nasıl anladın?
— Neyse işte, etrafımda bir iki arkadaşa anlattım, anlamadılar. Adamın alkolü sigarası yok, aldattığı yok, her gün evde, evine bağlı. Bu devirde daha ne istiyordum ki? Ama içim biliyordu. En başta diyordum ki ben pasif agresif davranıyorum, kendimi net ifade etmiyorum, onun için sınırlarımı çiğniyor. Sonradan anladım ki aslında neden hoşlanıp neye kızdığımı biliyor, hatta biliyorlar ama bir bedel ödeteceğime inanmadıkları için devam ediyorlar. En kötüsü de bu biliyor musun?
-Ne?
- Bile bile sınırlarının ihlal edilmesi, hem de güya en sevdiklerin tarafından. Ama işte bunlar soyut şeyler, insan konduramıyor. İspat edemiyor. En son bir yemeğe gittik, orada benim arkamdan iş çevirdiğini fark ettim. Bana bir yıl boyunca bu konuda yalan söylediğini. O zaman emin oldum, beni sevmediğine emin oldum. Sanırım bu sürecin başlangıcı o yemekti. Neyse, konuşuruz, biraz kapatalım. Bir yıla yakındır bunları düşünmek, konuşmak çok yordu beni.
Eee, sen anlat, yeni aşkınla nasıl gidiyor? Artık sizin aşklarınızla eğleneceğim, sizin heyecanlarınız bizim heyecanlarımız olacak. O Cupid midir nedir, bir daha gözüme görünmesin. Alsın o okunu... Şimdi ve tüm zamanlara doğru yalnızlık yemini ettim. Gelecekteki ben falcı mı gezer,büyücü mü gezer, ailesini mi dizer, regresyon mu yapar bilmem. Aşka, evliliğe tövbe ettim.

Yorumlar
Yorum Gönder