![]() |
| Chatgpt tarafından üretilmiştir. |
Göksu’nun başına gelenlere bakmadan önce onu bir tanıyalım derim. Göksu 40 yaşına gireli bir ay oldu. Bekar. Bir firmada yüksek mimar olarak çalışıyor. Yalnız yaşıyor. Zeki, okumayı yazmayı seven, ama çekingen bir kadın. İçine kapalı. Kendini ortaya koymaz, hep saklar. Kendini ifade etmeye çalışmadığından, kendini baskıladığından mı bilinmez içinde hep bir karanlık taşır, bir boşluk, bir olmamışlık… Sanki yaşaması, yapması gerekenler vardır, yapmıyordur, onun ağırlığını taşır hep.
Ömrün gelip geçtiğini gören Göksu altı ay önce bir karar aldı. Artık kendini saklamayacak. Yapmayı isteyip de ertelediklerini yapacak. Bir de hayat önüne ne çıkarırsa o durumu kabullenip o sahnenin içinde olacak, o sahne güzel yaşansın diye uğraşacak. Örneğin misafir mi gelecek güzel sofralar kuracak, güzel sohbetler edecek, tamamen orada olarak o anı onurlandıracak.
Aldığı bu kararlardan önce Göksu’nun ahlaki olgunluğa sahip olduğunu, özünü temiz tutarak olaylara yaklaştığını, art niyete, manipülasyonlara, bel altı vurmalara, yalanlara uzak durduğunu söylemekte fayda var. Göksu’nun başına gelecek akıl almaz olaylarda bunun etkisi olduğunu düşünüyoruz.
Yüksek mimar Göksu, işinde kademe almaya hak kazandı. Bunun için önce bir aylık yoğun kursu tamamlamalı, sonrasında yapılacak sınavlara girerek başarılı olmalı.
Bu yaşta öğrenci olup, tekrar ders çalışmak Göksu’yu başta zor gelse de, “hayat size limonata verirse limonata yapın” düsturundan hareket etmeye ve hakkını vermeye karar veriyor.
Üniversiteden beri doğru dürüst süslenmedi. Bu defa önce fiziksel olarak iyi görünmeye kararlı. Kuaföre gidip saçına kalıcı fön çektiriyor, sabahları uyandığında saçları kabarmasın güzel dursun. Güzel kıyafetler alıyor, bir de kırmızı oje sürüyor. Oje sürmeyeli yıllar olmuştu. Bu detayın da önemli olduğunu düşünerek altını çiziyoruz.
Çalışmaya başladıktan sonra kilo aldı, veremedi. Biraz kare gibi görünüyor. Hafif gıdısı da var. Bunları kurs öncesi çözemedi, zaman isteyen şeyler.
Tüm hazırlıklarını tamamlayan Göksu otobüse binip, Ankara'ya doğru yol alıyor.


Alttaki postu da okudum. Ayna metaforu çok hoşuma gitti, sanki Göksu o metaforun içinde nefes almaya çalışan küçük bir kırılma gibi geldi bana. Göksu için bu durum kendine dönüş mü? Yolculuk da olabilir ancak metaforun içinde kalırsak? Hadi dönüş olsun :)
YanıtlaSilKendini kaybetmemesini umuyorum :)
Sil