Cuma buranın halk pazarı. Genelde diğer günler sakin olur, pazartesi biraz hareketlidir, cuma curcunalı geçer. Bugün diğer günlerin aksine biraz kalabalık bir pazartesi. Kasa 20 bin açık verdi, kameradan bulduk, neyse ki kameralar var. Tabii tüm öğle arası kamera izleyerek geçti. Beynimi hissetmiyorum.
Üstüne dünkü güneşli havanın tersi, buz gibi bir hava. Ne iyi ettim de masa altı ısıtıcı aldım kendime, donardım yoksa. Bir ben üşüyorum. Zaten hormonlarımın heyheyi var. Dolunay diğer yandan... Bir bana böyle, reseptörlerim çok hassas; bak güvenliğe, kısa kollu geziyor.
Güzel bir hafta sonu geçirdim sayılır. Kayınvalide geldi cumartesi, Boncuk şapşalı da yapıştı, gitmedi. Neyse ki kırmızı çizgimi dört yılda da olsa anlatabilmişim. Boncuk tekmeyi yemeden sağ salim atlattık. Ama gerek var mıydı gerçekten? Bana kimse pençelerini göstermese de hakkına saygı duyarım, hassasiyetlerini gözetirim. Bu nedenle başkalarının uyanıkça, kurnazca, sınırları ihlal ederek davranmasını anlamakta zorlanıyorum. Pençeler her an çıkmaya hazır olmalı ki hakkımızı yedirmeyelim.
Pazartesi sendromunu henüz atlatamadım. Hafta sonundan sonraki ilk iş günü erken kalkmak zorluyor. Geçer bakalım. Ne yazacağımı çok da bilemediğim, boşlukta süzüldüğüm bir gün. Hepsini bitiremesem de üç beş krediyi kontrol edelim.
Günü yarıladık, gerisi de gelir.






Yorumlar
Yorum Gönder