Ana içeriğe atla

YAŞAM ATEŞİ

 


Dünya adil bir yer değil. Zeka, para, güzellik insanlara eşit dağıtılmamış. Ama iki konudaki adaletsizlik dünyadaki oyunu değiştiriyor. Sağlık ve içimizdeki ateş. Eğer çözülemeyecek bir hastalıksa, geçmiş olsun, yapacak pek bir şey yok zaten. En kötü durum bu. İkincisiyse “yaşama ateşi”nin az olması. Çünkü iyileştirilebilecek hastalık ve diğer tüm konularda anahtar “içteki ateş”, ya da “yaşama tutkusu”. Buna sahipseniz, diğer koşulları değiştirme gücünüz olabiliyor.

Bu aralar Martin Eden'i okuyorum ve okurken Martin'in içindeki yaşam ateşini düşünüyorum. Tüm o zorlu koşullara direnen, umut etmesini sağlayan, kendine inandığı için tuttuğunu koparan, yaşamaktan korkmayan biri Martin. O bir roman kahramanı ama iz düşümleri iş yerlerimizde, akrabalarımız arasında var.

Anneannemin altı çocuğu var mesela, bunlardan bazıları ölü gibiyken, bazıları yaşamaktan, risk almaktan korkmayan tipler. Aynı durumu akrabalarımın çocuklarında da gözlemliyorum. Dolayısıyla “yaşam ateşi”, aileden kazanılan bir şey değil, doğuştan bahşedilen bir şey olmalı.

Dünyaya en büyük sitemim “yaşama ateşi”min düşük olması. Ben ateşi bulmaya, bulduğum cılız ateşi harlamaya çalışırken, başka bazıları dolu dizgin yaşıyor. Onlara nazarlar fırlatırken, kendime de sağlık olsun diyorum. 😊

Yorumlar