Prag’daki ilk günümüzü eski şehirde geçirdikten sonra ikinci günümüzü Karl Köprüsü ve Prag Kalesi bölgesine ayırdık.
Karl Köprüsü, kralların taç giyme törenleri sırasında eski şehirden Prag Kalesi’ne giderken izledikleri Kraliyet Yolu’nun bir parçası olan, geniş, güzel bir köprü. Üzerinde dini referanslar içeren heykeller var. Çoğunlukla kalabalık olan bu köprünün hem manzarası hem üzerindeki heykeller çok hoştu. Köprünün iki kanadındaki giriş bölümleri de gösterişliydi.
 |
| Karl Köprüsü Manzarası |
 |
| Karl Köprüsü Heykel |
Köprüden geçerek Küçük Şehir’e, oradan da tramvayla kralların yaşadığı yer olan Prag Kalesi’ne ulaştık. Prag Kalesi’ni gezmek de oldukça keyifliydi. Bir kere sivri kuleli Aziz Vitus Katedrali masallardaki gibi. Yapımına 1344 yılında başlanmış, ancak tamamlanması yaklaşık 600 yıl sürmüş. İçine girmedik ama dıştan bile çok etkileyiciydi. Binanın kuleleri ve süslemeleri dışında üzerindeki çörtenler (gargoyleler) ilgimi çekti. Bunlar hem yağmur suyunu yapıdan uzaklaştıran oluk işlevi görüyor hem de sembolik olarak kötü ruhları uzaklaştırdıklarına inanılıyormuş.
 |
| Aziz Vitus Katedrali ön cephe |
 |
| Aziz Vitus Katedrali Arka Cephe |
 |
| Katedralin yapılışina katkıda bulunanların minik heykelleri |
 |
| Gargoyle(çörten) |
Katedrali dışarıdan uzun uzun seyrettikten sonra, yaklaşık 70 dekar üzerine kurulmuş Prag Kalesi’nde dolaşmaya devam ettik. Kralların bahçelerini gördük, sarmaşıktan labirentlerin içinden geçtik. O kadar çok heykel vardı ki... Prag da heykeller şehri. Ama bu kadar çok heykel görmenin yan etkisi, bir süre sonra heykellerin güzelliğini göremiyorsunuz, sıradanlaşıyor.
Prag’daki son günümüzde Küçük Şehir bölgesinde dolaştık. Çekya haritasına işeyen adam heykellerini, Dans Eden Ev’i ve en dar sokağı gördük.
 |
| Mana strana |
 |
| Dar sokak |
 |
| Dans eden ev |
Prag’da tabelalar Latin harfleriyle yazılmış olsa da Çekçenin sesleri o kadar yabancıydı ki hiçbir şeyi çıkaramadım. Herhangi bir Avrupa şehrinde ses benzerliğinden tabelaları tahmin edebilirken Çekçe, bir Slav dili olduğundan beni oldukça zorladı.
Kaldığımız otelin kahvaltısı ev kahvaltıları gibiydi. Farklı hamur işleri, yumurta yemekleri ile bizim kültürümüze benziyordu. Yine geleneksel Çek mutfağında da gulaş gibi yemekler, çorbalar, “Ben bu ülkede rahatlıkla doyarım,” dedirtti bize. Tencere yemeği vardı yani. Sanırım yoksul toplumlarda mutfak daha çok gelişiyor.
Prag’ı mantarlı sigara gibi ürünler vb. satarak Amsterdam gibi bir turizm şehrine çevirmeye çalışıyorlar gibi geldi bana. Ama benim hissettiğim, bunu keyifle değil de para için, zorunluluktan yaptıkları yönündeydi. Örneğin İngilizce tabelalar koymaya gönülsüzlerdi bence. Çekçe zaten Latin alfabesi kullanmasına rağmen, dil bana o kadar yabancı geldi ki tabelaları anlamakta oldukça zorlandım.
Dönüş yolunda havaalanına gitmek için indiğimiz metro istasyonu o kadar derindeydi ki yürüyen merdivenlerde eşim fenalaşır gibi oldu. Prag metrosunda oldukça derin istasyonlar var. Soğuk Savaş döneminde metro sisteminin bazı bölümleri sığınak olarak da kullanılabilecek şekilde tasarlanmış. Demek ki Çekya da uzun zaman diken üstünde yaşamış.
 |
| İn in bitmeyen metro |
Prag’da çokça turist var, Türkler de hemen her yerde karşımıza çıktı, bol bol Türkçe duyduk. Prag ucuz derler, bana bu gidişimde Avrupa ucuz gelmedi. Bizdeki kadar olmasa da orada da enflasyon vardı.
Çekler genel olarak sert insanlar. Prag Havaalanı’nda Doğu Avrupa ülkelerinde görmeye alışık olduğumuz bürokrasiyi tekrar gözlemledik. Çekler valiz taramasını o kadar hassas yapıyorlardı ki uçağımız rötarlı kalktı.
Açmadıkları valiz kalmadı. Yarım saat önce duty free’den aldığımız bir şişe içkinin sağına baktılar, soluna baktılar, altını üstüne getirdiler, bir makineye soktular. Valizleri didik didik etmeseler memuriyetleri yanacak gibi davranıyorlardı.
Prag, heykelleriyle tipik bir Orta Avrupa şehri gibi görünse de ben bazı yerlerinde Slav kültürünün izlerini daha yoğun hissettim. Turistik dükkânlardaki matruşkaları, porselenleri ile bence benim gördüklerimden fazlasını barındırıyordu. Maalesef sezdim ama göremedim.
 |
| Kaleden prag |
 |
| Aziz virüs katedrali adem ve havva |
 |
| Tablo |
 |
| Bina süslemesi |
Yorumlar
Yorum Gönder