O gün bulutlar, mektubun gizemini vurgularcasına tuhaftı. Kahramanımız mektubun şaka olduğunu düşünüyordu düşünmesine ama yine de parka gitmek üzere hazırlandı. Hazırlandı derken ev eşofmanlarının üzerine uzun montunu giyerek paspallığını kamufle etti. İşin ucunda Serkan’ın olduğuna emindi ama yapacak kayda değer başka işi de yoktu.
Evden çıktı, üç dakika sonra mektupta bahsedilen parka gelmiş, çınar ağacını bulmuştu. Şansına parkta kimse yoktu. Yine tarif edildiği gibi, ağacın altındaki taşı buldu. Serkan’ı görmek için etrafına baktı, kimse görünmüyordu. Taşı kaldırınca altından A4 kağıda basılmış ve jüt iple bağlanmış bir tomar kağıt çıktı.
Kağıtları aldı, etrafa baktı, hâlâ şaka diye bağıran kimse yoktu. Eve gidip yazanları okumak için sabırsızlanıyordu. Rutin hayatına biraz hareket gelmiş gibiydi. Bütün bunlar Pazar günü oluyordu. Pazartesiye kadar önünde koca bir akşam vardı. Tüm akşamı notları inceleyerek geçirmeye karar verdi. Yarın işyerinde üstünden geçeceklerdi. Eve doğru yola çıktı.

Yorumlar
Yorum Gönder