Ana içeriğe atla

Kayıtlar

NASILSIN?

Gülkizturanyazıevi Instagram sayfası, Temmuz 2026 "Her Gün Yazıyorum" adıyla 30 günlük yazma pratiği başlatmış. Günde 6 dakika yazmayı önermiş. Bugünün konusu: Nasılsın? Nasılsın?  Nasılım? Maden suyu gibi hissediyorum. İçeriğinde yazar ya rengi: renksiz, kokusu: kokusuz, öyle. Tadım tuzum yok mu demek istiyorum? Tam tadım tuzum yok diyemem, ama tadım tuzum var da diyemem. Sanırım biraz yorgun; yorgun olduğundan dertlenecek hâli kalmamış; olanı kabullenmiş, küçülmeyi, azalmayı, yavan olmayı kabullenmişim. Bunun dinginliği var üzerimde. Huzursuz bir dinginlik değil ama tam huzurlu bir dinginlik de değil. Köye gidersiniz, bir sessizlik, sükûnet vardır, ama huzurlu bir sessizlik, sükûnet değildir, sıkıcıdır. Nasıl anlatsam? Nuri Bilge Ceylan filmleri gibiyim işte. Neden böyleyim? Vizontele filminde bir replik vardı, "İnsan memleketini neden sever? Başka çaresi yoktur da ondan?" Biraz öyle durumum. Anlatmayı, anlaşılmayı, farklı yapmayı denedim, olmadı. Ben de çabalamay...

RUH SAĞLIĞININ REÇETESİ-4

  Dünyanın üzerinde insan yaşamının 300.000 yıl önce ortaya çıktığı, bugünse 8,3 milyar insanın yaşadığı söyleniyor. Yani her sabah 8,3 milyar insan aynaya bakıyor, saçını düzeltiyor, giyeceklerine karar veremiyor, başkalarının onun hakkında ne düşüneceğini düşünüyor. Aslında o kadar kalabalığız ki kimse kimseyi o kadar umursamıyor; bir yerde kimsenin de öyle çok bir anlamı yok. 300.000 yıldır kimler gelmiş, kimler geçmiş. Bugün kim ölürse ölsün, hayat hiçbir şey olmamışçasına devam ediyor. Ruh sağlığımın dördüncü reçetesi de bence kendini, düşüncelerini, duygularını fazla önemsememek; elinden geldiğince sana verilen ruhu en iyi şekilde temsil edip gerisini bırakmak, sonrasını ciddiye almamak. Düşünceleri, duyguları tamamen hissedip, sonra bunların gelip geçici olduğunu, kendi denetimimiz altında olduğunu bilmenin iyi geleceğini düşünüyorum.

MİNİMALİZM YAZILARI-6

  Dijital dünya insan üzerinde oldukça etkili. Bu nedenle takip ettiklerimizi seçerken seçici olmalı. Son zamanlarda evde düzene, sadeleşmeye takıldığımdan buna dair hesapları izliyorum. “Her dağınıklık bir karar, bir seçimdir” diyor bu hesaplar. Kadın eve giriyor mesela; 3 saniyede montunu sandalye üstüne savururken, montu yerine asması 8 saniye sürüyor. Bu ara ne yapsam bu kadının hayaleti yanımda, “Her dağınıklık bir seçimdir.” diye fısıldayıp duruyor. Ben de onun gibi yapıyorum; üç saniye yerine sekiz saniyelik eylemi seçiyorum. Oldukça işe yarıyor. Sabahları kalktığımda her yer ferah, enerji sağda soldaki eşyalara çarpmadan yanımdan süzülüp akıyor. Güzel bir his. Bir taraftan da fazla ne var onu gözden geçiriyorum. Biraz acımasız olduğumda sonuç almak kolay oluyor. Geçen hafta takılarımı, mutfakta kullanmadıklarımı eledim. Bu arada annemin kullanmadığı her şeyi bana kakaladığını fark ettim. Mesela peelingli el kremi almış, her yere dökülüyor diye bana vermiş; sanki bende dökül...

2026 YAZ

  Hafta sonu biraz evimi yoluna koymak istemiştim. Sapıkça mı bilmiyorum ama evimi kendim temizlediğimde daha ferah olmuş gibi hissediyorum. Temizlikçi gelince de temiz oluyor ama böyle enerji yenilemesi olmuyor sanki. Belki benim kafamın içi de yerli yerine oturuyordur, ondan öyle hissediyorumdur. Temizlik ve düzene niyet etmiştim ama hem mevsim yaz ve bahçe olunca gelen giden daha çok oluyor, hem de açık havada daha uzun saatler geçiriliyor. Gelenler sevdiğim insanlardı, keyif de aldım ama pazar akşamı olduğunda yine yapmak istediklerim öylece duruyordu. Mesela yazlık kıyafetlerimin hepsini düzenleyemedim, yaz bitecek, imdat... Bir bu hafta olsa iyiydi ama bu döngüyü kaç haftadır yaşıyorum. Sosyal biri değilim, herkesle arkadaş olamam, merak ediyorum sosyal insanlar nasıl yapıyor, nasıl yetişiyorlar? Bunun dışında hayat keyifli. Yazın insanlar mutlu, hayvanlar mutlu... Kediler tok... Arthurcuğum hep bizim bahçede, Çiko yemek saatlerinde geliyor. Vikvik doğurmak üzere, koca karnıy...

YENİ BİR BAŞLANGIÇ

 “ Yeni bir ülke bulamazsın, Başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir.” Açıp Kavafis’in şiirini tekrar okudu. “Belki akıllanırım.” Yeni bir ayakkabı, yeni saçlar, yeni bir okul, yeni bir iş, yeni bir şehir... Yeni başlangıçlar...  Eskidendi... Eskiden yeni bir elbise aldığında her şey değişecek sanırdı. Çocukken, gençken... Kısa bir süreliğine havası değişirdi belki. Sonra her şey eskisi gibi olurdu. Biraz büyüdüğünde işini, şehrini, okulunu, evini değiştirdiğinde değişecek sandı. Başlangıçta değişir gibi oluyordu, sonra her şey aynı. Düşünceleri, duyguları, ilişkileri... Bu nedenle yeni bir ayakkabının, yeni bir işin, yeni bir şehrin hayatı değiştirmediğini öğrenecek kadar yaşamıştı. Hiçbir şey değişmiyordu çünkü o değişmiyordu. Olaylara verdiği tepkiler aynı kalınca, insanlar da aynı tepkiyi veriyordu. İlişkilerinde aynı cendereye tekrar sokuyordu kendini. Sonra hayatını sıfırlamak için yeni bir iş, yeni bir ev, yeni bir şehir arıyordu. Hayat, bunlarla size y...

DELİ EDER İNSANI

Hayat bazen sıkıcı geliyor, aynı yollardan geçip, aynı sözleri söyleyip, aynı şekilde yatağa giriyoruz. Ertesi gün bu döngü tekrar, sonra tekrar başlıyor. Bundan olmalı filmlere, kitaplara, uyuşturuculara kaçmamız, Yüzüklerin Efendisi'nde fantastik dünyayı aramamız. Oysa bakışımızı biraz değiştirsek göreceğiz ne kadar mükemmel bir dünyada yaşıyoruz. Her şey öyle fantastik ki aslında... Kelebeğin kanadındaki puantiye,  kedinin belli yerlerine atılmış farklı renkli tüyler,  bir yusufçuk böceğinin gözleri,  ağaç üzerinde kamufle olmuş bir böcek,  arabaya binmiş bir salyangoz,  bahçenin bir yerinde kendiliğinden çıkmış bir menekşe, Dünya Kupası oynanırken peynir yiyen bir tilki... Düşününce deli olmamak elde değil. Belki doğaya bakınca aklımızı kaçırmayalım diyedir doğadan böylesine kaçışımız. Deli eder insanı bu dünya, Bu gece,bu yıldızlar,bu koku, Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç.                       ...

SİNÜZİT VE UYKU

2025 kışı boyu öksürük yakama yapışmış bırakmamıştı. Sinüzit, geniz akıntısına, o faranjite ve reflüye neden oluyor, öksürüp duruyordum. Öyle böyle bir öksürük değil, başlayınca durmuyordu. Burnumdaki eğrilik sinüzite neden oluyordu, doktorum bununla ilgili tekrar ameliyat olmam gerektiğini söyledi ama o zaman ameliyat sürecini göze alamadığımdan ameliyat olmadım. O zamanlar şubem değişmişti. Mesaiye yetişmek için altı buçukta kalkar olmuştum. Yatağa gitme saatim on iki otuz veya gece birdi. Öğleden sonra elim kolum tutmuyor, on dakika kestirme ihtiyacı duyuyor, sağda solda belli etmeden uyumaya çalışıyordum. Bir taraftan da öksürük krizleri yaşıyordum.Tüm kış  eziyet gibi geçti,yaz gelince biraz rahat ettim. Bu sonbahar başında araç kullanmaya yeni başlamıştım,uykusuzluk  kazaya neden olmasın diye erken uyumaya başladım. 23.30'a çektim uyku saatimi. Elimde ne iş  olursa olsun  bırakıp uyumaya gidiyordum. Uykumu alınca sinüzitim geçti. Sinüzit geçince öksürüğüm geçti...