Ana içeriğe atla

Kayıtlar

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #45

Eve gelen  temizlikçilerin yine bir şeyleri kırıp dökmesi  ve bundan haberi olmayan alt komşunun "size kim geliyor, eşyaları öyle sert çekiyorlar ki duramıyoruz" demesi sonrası evimi kendim temizlemeye karar verdim. Yapmışken tam olsun diyerek de belli bölgeleri detaylı temizlemeye çalışıyorum, evde olduğum zamanları temizlikte geçirdiğimden de ne okudum, ne izleyebildim, ne yazabildim. Evi bir silkeleyeyeyim, bir de izne gidip geleyim sık yazmaya devam edeceğim. Bir kaç haftadır sanki sadece Ağaç Ev Sohbetleri'ni yazdım. Bu haftanın Ağaç Ev Sohbetleri'ni yine Kedi Mırıltısı organize ediyor, konuyuysa Yıldız belirlemiş : ''Paylaştıkça çoğaldığınıza, verdikçe aldığınıza inanıyor musunuz? Verme eylemini sadece maddesel değil manevi açıdan da (sokak hayvanlarına su vermek, bir bilgi kırıntısını, hatta bir gülümsemeyi paylaşmak da olabilir) değerlendirdiğinizde en son neyi verip neyi almış olabilirsiniz? Bu konuyla ilgili bir farkındalığınız oluştu mu?'...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #44

Ağaç Ev Sohbetleri'nin 44. haftasının konusu  Kedi Mırıltısı 'dan gelmiş: 1. Evcil hayvanınız var mı ya da hiç oldu mu? Bu hayvanı kendinize yoldaş olarak seçmenizin amacı neydi (yani mesela niye kedi değil de özellikle köpek aldınız)? Onunla bir anınızı paylaşın, resmi varsa onu da paylaşabilirsiniz. Eğer yoksa sadece diğer soruları cevaplandırabilirsiniz. 2. Vahşi bir hayvanı evcilleştirebiliyor olsanız bu hangisi olurdu ve neden? 3. Son olarakta evcil hayvan satışı ve alımı hakkında ne düşünüyorsunuz, sizce bu doğru mu? İlk evcil hayvanım muhabbet kuşumdu. Onu ben seçmedim, ama çok sevdim. Kaçıp bizim eve gelmişti. İyi eğitilmiş, ele konmayı filan bilen  bir kuştu. Annemle babam onu   eve almayı kabul edince çok sevinmiş, kafes  almaya koşmuştuk. Adını "Can" koyduğumuz yeşil oğluma rahat etsin diye en büyük kafesi almıştık Meğer aldığımız kafes papağan kafesiymiş. Sonrasında tatillere taşımak için aldığımız küçük kafesi daha çok sevdi Can...

ORADAN BURADAN

Mart ortasından beri kronik rahatsızlığı olan arkadaşın yedekçisi olduğumdan iki portföye bakmaya çalışıyorum. Öyle yoğun ki anlatamam. Arada devreler yanıyor tabi. Önceki gün  müşterinin biri whatsapptan havale talimatı göndermiş, o hengamede havaleleri yapacağım diye sen tut havale talimatını profil fotosu yap, bunu da fark etme, iki gün profilim havale talimatı olarak gezmişim ortada:) Başka bir müşteri bana mesaj yazacakken fark etmiş, bugün profil fotomda evrak paylaştığımı söyledi. Hey Allah'ım ya.. Müşteri sırrını ifşadan hapise kadar yolu var da neyse ki çok fark eden olmadı.  Öyle işte blog.. Bir hemstırın tekerlekte döndüğü gibi dilim dışarıda koşturup duruyorum, yine de yetişemiyorum. Neyse olumlu bakayım, yaz geldi, sağlıklıyım filan.. 

FİNANSAL ÖZGÜRLÜK

Bundan 3 yıl önce Ekşi Sözlük'te diesel1907 ''nin finansal özgürlük yazısı ile karşılaştım, bu yazı beni çok etkiledi, eşimle paylaştım ve o günden beri hayatımızı bu doğrultuda şekillendirmeye çalışıyoruz. Bu yazıyı üniversitede okuyup özümsesem ve işe başladığımda bu bilince sahip olsaydım planladığımız erken emekliliğe çok daha erken ulaşabilirdik. Neyse ki çok da geç sayılmaz. Belki ben de genç arkadaşların okumasını sağlar ve vesile olurum. Diesel1907' nin yazısı oldukça kapsamlı, mutlaka okuyun.. 13 yıllık evliyim, evlendiğimde aldığım mobilyalarımı kullanıyorum. İş arkadaşlarım koltuk takımlarını, buzdolaplarını, perdelerini değiştirip duruyorlar. Hatta kredi ile aldıkları evlerini satıp, üzerine tekrar borçlanıp daha büyük ya da daha popüler muhitte ev filan alıyorlar. Bana da hayatımı yaşamam ger'ektiğini söyleyip duruyorlar. Bunun üzerine düşünüyorum,hayat nasıl yaşanır?Sonra,  yarın ölüp gitsem üzüldüğüm tek şeyin  kullanamadığım 67 iş günü yıllık iznimi ...

SEFER TASI (DABBA)

En sevdiği filmleri ya da kitapları veya şarkıları  bir çırpıda sıralayıveren insanlara hep imrenmişimdir. Bana en sevdiğim filmi sorsalardı cevap veremezdim. Neyse ki Deeptone sayesinde " Sefer tası " nı izledim ve diyebilirim ki bu benim bugüne kadar izlediğim ve sevdiğim en iyi filmdi. 2013 yapımı Sefer tası  , bir Hindistan filmi ve olaylar Hindistan'da geçiyor.Hindistan'da çalışanların yemeklerini aracı bir firma, evlerinden alıp, sefer tasları aracılığıyla iş yerlerine taşıyor. Kocasının ilgisizliğinden yakınan İla da, kocasını kendine bağlayacağına inandığı baharatlarla bir yemek yapıyor ama sefer tası aracısı firma yemeği yanlış kişiye, Saajan Fernandes'e götürüyor. İla akşam kocasına yemeğin nasıl olduğunu sorduğunda kocası başka bir yemekten söz edince, İla yemeğin başka birine gittiğini anlıyor ve ertesi günkü sefer tasının içine yemeklerle birlikte bir not iliştiriyor. Akşam boş gelen sefer tası içinde Saajan'ın cevabı geliyor. Evde yalnız İ...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #42

Geç katıldığım için üzüldüğüm, yazması çok keyifli olan  Ağaç Evi Sohbetleri 42. haftası ile devam ediyor.   Kedi Mırıltısı     zaman ayırıp yazıları  konsolide ediyor. Bu haftanın konusunu da    Azkaban Firarisi   önermiş: Eğer bir zaman makinen olsaydı ve istediğin zamana gidebilseydin neyi değiştirirdin? İyi veya kötü sonuçlar doğurabileceğini bile bile yapabilir miydin? Zaman makinam ile değiştirmek istediğim o kadar çok şey var ki.. Atatürk'ün siroz olmasını engellerdim mesela, böylece daha uzun yaşayıp yarım kalan işleri bitirirdi. . Ya da bir takım yerel-genel  seçimlerin yapılmasını engellerdim .Üzücü, kanlı pek çok siyasi olayı tersine çevirirdim. Ya da paganları kurtarırdım .Hitlere engel olurdum belki.  Yapacak çok şey var.. İyi kötü sonuçlar doğuracağını bile bile yapardım. Kötüyü gördük, ne kadar kötü olabilir ki.. Suya sabuna dokunmayayım,zaman makinasını bencilce, kendi kişisel çıkarlarım için kullanayım...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 41

Severek takip ettiğim Ağaç Evi Sohbetleri'ne ben de katılmak istedim. 41. haftadan iştirak ediyorum, umarım daha uzun haftalar sürer.  Bu haftanın konusu Kavanozdaki Beyin 'den gelmiş: 1- Kendi çektiğin ilk fotoğrafı hatırlıyor musun? 2. Neyi fotoğraflamıştın? 3. Bunun için bir fotoğraf makinası mı kullandın bir telefon mu? 4. Çektiğin fotoğrafı ve o anı anlatır mısın? Bizim eve fotoğraf makinasının girişi Sovyetler'in çöküşü ile oldu. Çöküşle birlikte yoksullaşan ve para kazanmak için Karadeniz kıyılarına inen Ruslar, "Rus Pazarları"nda atarilerden fotoğraf makinalarına, balık oltalarından oyuncak bebeklere, kumaşlara kadar pek çok orijinal ürünü satışa sundular.  Babam da bir tanesi 12 pozluk, diğeri 36 pozluk iki tane makineyi, yine film şeridiyle alıp gelince çok sevindiğimi hatırlıyorum. Şimdilerde kitaplığımı süsleyen ve "taş" gibi olan bu makinaların flaşları yoktu ve koca bir flaşı takardık makineye..Makinayı kurar, koşturarak karşısına g...