Ana içeriğe atla

RUH SAĞLIĞININ REÇETESİ


Ruh dediğimiz aslında gözle görülmeyen, içimizdeki öz diye tanımlanabilir sanırım. Ruh sağlığını da içimizdeki öz’e uygun yaşayarak sağlıklı kalmak olarak tanımlayabiliriz. Ruh sağlığının bozulması da içimizdeki öz’e uygun yaşamamaktan kaynaklanıyor o zaman.

Dünyada milyarlarca birbirinden farklı insan, milyarlarca farklı “öz” olduğunu göz önüne alırsak da hepimizin reçetesi farklı olacak ama reçetenin genel çerçevesi aynı kalacaktır.

Ruh sağlığımız bozulduğunda kitaplara da koşsak, doktorlara da koşsak, internete de koşsak hepsinin verdiği reçete aynı oluyor: “Kendini sev, sınırlarını koru.”

Bu noktada ilk yapılması gereken “öz”ümüzü (kendimizi) bilmek; arzularımızı, yeteneklerimizi, sınırlarımızı ve kapasitemizi tanımak. Sonrasında da bunu sevmek gerekiyor.

Arzuları, yetenekleri nasıl biliriz? Bir şey bize coşku veriyorsa o bizim arzumuzdur. Bir şeyi kolaylıkla halledebiliyorsak, nasıl olduğunu fark etmeden akıp gidiyorsa, ellerimizde çözülüyorsa o bizim yeteneğimizdir.

Arzumuzu bulduk, bu konuda yeteneğimiz de var; o zaman bunlara sahip çıkmalı ve bunları tehdit eden dahili ve harici düşmanları bertaraf etmeliyiz. İşte bu noktada da sınırları korumak maddesi devreye giriyor.

Bunlara kasteden dahili düşmanlar; kendimizi olduğumuz gibi kabul etmemek (örneğin içe dönükken bunu pek prestijli bulmayıp kendimizi böyle olmadığımız için yiyip bitirmek gibi), içimizde çocukluğumuzdan beri besleyip büyüttüğümüz olumsuz sesler ve çocukluğumuzdan beri geliştirdiğimiz “-meli, -malı”lardır. Örneğin ben yalnız kalarak kendimi toparlayabiliyorsam ama arkadaşlarımdan biri tamamen yapışık olmak istiyorsa, “arkadaşlar daima birbirinin yanında olmalı” düşüncesinden vazgeçmeliyim. Yapışan arkadaşımı da gerektiğinde kırarak uzaklaştırmalıyım.

Harici düşmanlar da çıkarlarımızın çatışacağı insanlar olacak. Bizi yolumuzdan döndürmeye, kendi özleri doğrultusunda davranabilmek için bizden özümüzü harcamamızı isteyen, uyumlu olmamızı bekleyen insanlar olacak. İşte burada ilk tanıştığımız andan itibaren herkese net sınırlarımızı göstermeliyiz ki boşa ümide kapılmasınlar. Bazı insanlar göre göre sınırlara tecavüz etmek isteyecek, bunun sizin iyiliğiniz için olduğunu söyleyecek; en yakınlarınız, kıyamadıklarınız arasından olacak. Yine de özümüze aykırı ise yapmamalıyız ki enerjimizi koruyabilelim. Sonrasında bu enerji onların gerçekten ihtiyacı olduğunda da orada olacak.

Kendimizi tanıdık, sınırlarımızı bulduk, koruduk; kendimizi nasıl seveceğiz? Başkasını nasıl seviyorsak öyle. Üşüdüğünde üstünü örterek, hata yaptığında kırıcı olmayan şekilde ifade ederek, şans vererek, anlamaya çalışarak, mutlu olacağı şeyleri yapmasına izin vererek.

Biraz bencilce geliyor kulağa ama maalesef ruh sağlığını korumanın yolu bu.

Yorumlar