![]() |
Aile ziyaretleri, minimalizme büyük engel olmalı. Ne zaman anneme gitsem, ekstra valizle dönüyorum. Annemin benim için aldıkları hazırladıkları, babamın bana ayırdığı fesleğen tohumları, kardeşimin hediyeleri, bana ayırdığı kitapları, yeğenime artık küçük gelen kıyafetlerin giyilmek üzere tarafıma verilmesi... Bütün bunlar minimalist duruşuma kurşun sıksa da seviyorum. Sevilmek, düşünülmek güzel.
Geçen bayram da valizim dolu geldim. Minimalizmin kurallarından “bir eşya gelirse bir eşya çıkar” ile dengelemem gerekiyor. Ama getirdiklerim o kadar çok ki kontrol edemiyorum. Sayılarla uğraşmayı bıraktım, gözüme çarpan fazlalıkları değerlendiriyorum. Güzel gidiyor.
Örneğin kutuya kaldırmışım yüz temizleme jelini, sonra unutmuşum, gidip aynısından bir daha almışım. Eskisini bitirmeye çalışıyorum.
Karşı komşunun çocukları var, onlara ahşap kutularımı verdim, pek sevindiler, hazine sandığı yapacaklarmış.
Misafirin çocuğu kağıt istedi, kullanmadığım ajandayı hediye ettim, çok sevindi.
Birinin çöpü, diğerinin hazinesi dedikleri bu olsa gerek.
Bunun dışında harcamalarımı kontrol ediyorum, somut gereksiz bir şey almamışım. Yalnız işte bazen unutup Instagram'da satılan videolardan satın aldığım oluyor ve içi boş çıkıyor. Bunu bir dizginlemem gerek. Onda da sanırım “alımı hemen yapma, seç, bir gün uyu, ertesi gün tekrar düşün” kuralı etkili olabilir.
Minimalizm bana iyi geliyor, azaldıkça hafifliyorum. Bu nedenle bir süre daha gündemimde kalacak gibi görünüyor.

Yorumlar
Yorum Gönder