Ana içeriğe atla

ZAMANIN HÜKÜMDARI

 


Zülal, takı kutusunu çıkardı. On yıldır orada duran saati eline aldı. Normalde saat kullanmayı sevmezdi, ağır gelirdi. Ama artık zamanı üstünde taşımanın zamanı gelmişti. Pili bitmiş saati alıp saatçiye gitti.

Buyur abla.

Abi bunun pili bitti, bakabilir misin?

Taraflar birbirlerine abi ve abla diye hitap ederek tamamen iş için orada olduklarını, birbirleri için zinhar kötü düşünmediklerini üstü kapalı bir şekilde deklare ettiler. Özellikle Zülal için bu rahatlatıcı olmuştu. Artık daha rahat davranabilirdi.

Hımm, eski modellerden, artık üretilmiyor bunlar. Ama bir bakalım? Evet varmış, yalnız biraz tuzlu kaçabilir. 2000 TL.

— Pahalı ama yapacak bir şey yok. Benim için hayat memat meselesi. Takıver sana zahmet.

— Öğrenci misin?

Zülal durdu,kendisi hakkında gereksiz bilgi vermişti; adam ikinci kanala geçecek gibiydi, gülümseyerek gözünü gözüne dikmişti. Hemen gevşeyen yüz kaslarını toparlayıp ciddiyetle konuştu:

Değilim. Oldu mu, çalıştı mı?

— Buyur abla, oldu.

Zülal saatin çalıştığına sevinerek ama bunu belli etmemeye çalışarak, ciddi yüz ifadesiyle dükkândan çıktı.

Okulu bitirmiş ancak iş bulamamıştı. Bir yandan iş ilanlarını kovalıyor, kamu sınavlarına girip çıkıp mülakatlarda eleniyor, aklını, yeteneklerini kullanarak çözüm bulamayınca da duaya, çul çaput bağlamaya, hocaya okutup üfletmeye varan geniş bir yelpazede çözüm arayışlarını sürdürüyordu. En son bahtını açmak amacıyla Instagram’da gördüğü pentagram ritüelini yapmış, bundan sonra iki mülakattan elenmiş, üç iş başvurusu reddedilmişti. Sanki evren ona nanik yapıyordu.

Zülal için zaman geçiyor, o zamanı istediği gibi şekillendiremiyordu. Çünkü zamana saygısızlık yapmış, dedesinin ona aldığı saate özen göstermemiş, zamanın durmasına izin vermişti. Evet gerçek apaçık ortadaydı.

Kolundaki saate sevgiyle baktı. Hissediyordu, duran saat kısmetini de durdurmuştu. Bundan sonra saatine iyi bakacak, zamanla bağını hiç koparmayacak, hayatın hakkını verecekti. O bunları düşünürken iki mail bildirimi düştü, iki iş başvurusu daha reddedilmişti. Sonra telefonu çaldı, arayan annesiydi.

— Cüzdanımdaki son 2000 TL’yi sen mi aldın? Çabuk geri getir!

Zamanın hükümdarı olmaya niyetlenen, 25 yaşındaki Zülal annesinin azarından sonra saatine bu defa öfkeyle baktı. Dertlerine yeni bir dert daha eklemişti. 2000 TL’yi nereden bulabilirdi?

Yorumlar

  1. çok güzeldi okumak :) benimde çok değer verdiğim bi saat vardı hala yanımda :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder