Ana içeriğe atla

Kayıtlar

1984 (GEORGE ORWELL)

Ayda bir kitap bitirebildiğime şükrettiğim zamanlar… Mart ayında Celal Üster çevirisiyle George Orwell’ın 1984’ünü okudum. Kitap, 1948’de, Soğuk Savaş başlangıcında komünizme bir eleştiri olarak yazılmış bir distopya olmasına rağmen, kahramanların yaşadıklarının bir kısmı oldukça tanıdık geliyor. Kahramanımız Winston Smith, totaliter bir rejimde dış parti üyesidir. İç parti üyeleri kadar ayrıcalıklı değildir, proleterler kadar da aşağı değildir. Gerçek Bakanlığı’nda çalışan Smith’in görevi, gerçeği rejimin o anki talebine göre değiştirmektir. Örneğin vatandaşa kişi başı 5 kg çikolata tayını verilmesi gerekirken 4 kg verildiğinde, eskiden verilmesi gereken 5 kg’lık tayını geçmiş kayıtlardan silip 3 kg’a düşürmekte; sonrasında da 3 kg yerine 4 kg verildiği için bu durumu alkışlanacak bir gelişme gibi sunmaktadır. Eski bilgiler ise “bellek deliği” denilen bir boşlukta yok edilmektedir. Gerçekliğin “çiftdüşün” ilkesiyle denetim altına alındığı, “yenisöylem” ile dilin unutturulmaya çalışıld...

İZLEDİKLERİM (MART 2026)

Mart ayı soğuk geçtiğinden akşamları pek dışarıya çıkamadık. İki dizi, bir film izledim. Narcos'u izlemeye devam ediyoruz. Nisanda bahçe sezonu açılacağından pek fazla izleyecek vaktim olmaz sanırım.  Bodyguard : 2018 yapımı İngiliz yapımı, heyecanlı ve sürükleyici bir Netflix polisiyesi. Savaş gazisi ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan polis memuru David Budd’ın, İngiltere İçişleri Bakanı Julia Montague’u korumakla görevlendirilmesi sonrası yaşadıklarını izliyoruz. Dizi, Budd’ın içsel savaşını ve aile ilişkilerini anlatırken asıl odak noktasını siyasi entrikalar, derin devlet, suikastlar ve intihar bombacıları oluşturuyor. Temposu yüksek, iç içe geçmiş bilmeceler barındıran bu diziyi biz sevdik. 6 bölümden oluşması sayesinde kısa sürede izleniyor. Adolescence : 2025 İngiltere yapımı Netflix dizisi. 4 bölümden oluşuyor. Başlangıçta polisiye bir yapım gibi ilerlerken zamanla psikolojik bir derinlik kazanıyor. Okulunda bir kızın öldürülmesinden sonra tutuklanan 13 yaşındaki Jam...

MART'TAN NİSAN'A

2026’nın üç ayını bitirdik bile. Bir yazımda, 2026 yılı için aldığım kararları uyguluyorum diye yazmışım. Ama ne kararlar aldım, bugün hatırlamıyorum. Okumak, spor yapmak filandır herhalde. Günlüğe bakmalı… Her ay yeni bir yer görmek de var mıydı? Olsa iyi olurdu ama henüz  gördüğüm bir yer yok. Neyse. Mart benim için biraz yorucu geçti. Belki de bahar yorgunluğudur. Bu yüzden Nisan 2026 itibarıyla aldığım tüm kararları iptal ediyorum. Artık sadece iyi hissetmeye odaklanacağım; zihinsel, fiziksel ve ruhsal olarak. Bunu yapmak için aslında bildiğim şeyler var: zihin için okumak, beden için hareket etmek, ruh için dua etmek… Yani iptal ettiğim şeyler, ironik bir şekilde, zaten bana iyi gelenler. Demek istediğim, bunların hiçbirini yapmamak değil. Sadece zorlamadan, hissederek, kendime eziyet etmeden… Bir görev gibi değil, bir ihtiyaç gibi yapmak.  O zaman da  şu soru geliyor: Disiplin olmazsa başarı da olmaz mı? Ama belki de aradığımız şey başarı değil. Belki biz sadece haf...

FEODAL GÖLGELER ÜZERİNE

Oralarda yok sistem, Kimseye etme sitem, Çok övdüğün kültür bu, Bireyi yokmuş gören. Yaşanır kalabalık, Düğünler, cenazeler, Güç gösteren merasimler, Hepsi ister tanıdık. Sen gelirsin dışarıdan, Belki hakim savcısın. Mühürü sen taşırsın, Oysa öyle yalnızsın. Birleşirler sana karşı, Severler yerel halkı, Her yerde var üç beş dayı, Kolaysa uygula yasayı. Bodrumlular erken biçermiş ekini, Feleğe kurban gitmemiş olabilir mi Bodrum Hakimi, Bir yere ait değilsen, “kimse”sin, Feodal gölgeler yazar hala kaderini.

OTOMATİK PİLOTTAN ÇIKMAK-1

Hayattan gerçekten keyif almak için otomatik pilottan çıkmak gerektiğini düşünüyorum. Dünyayı beş duyumuzla kavrıyoruz ve yine bu beş duyuyla ondan haz alıyoruz. Ama hem derinlemesine anlayabilmek hem de gerçekten keyif alarak yaşayabilmek için, duyularımızla aldığımız verilerin farkında olmamız gerekiyor. Peki bunu nasıl yapabiliriz? Bence ilk adım ekran süresini azaltmak. Eşimin eskiden çok keskin bir dikkati vardı. Haberleri takip eder, gayrimenkul fiyatlarına ilgi duyduğu için “Sahibinden” sitesine bakardı. Son yıllarda bunlara X ve Instagram da eklendi. Artık telefon elinden düşmez oldu. Ve fark ettik ki unutkanlığı da arttı. Ekran süremiz kesinlikle bizim kontrolümüzde olmalı. Kendimize bir sınır koymalı ve bunun dışına çıkmamaya özen göstermeliyiz. Çünkü ekranı kaydırırken eğleniyor gibi hissetsek de, aslında etrafımızda olup biten pek çok şeyi kaçırıyoruz. Bunun dışında hayatın içine küçük farkındalık anları eklemek öneriliyor. Günde en az iki kez, sabah ve akşam, sadece 5 dak...

GÖKLERDE VERİLEN KARAR

Gökyüzüne bakın. Eğer bulutlar coşkulu bir şekilde toplanmış, güneş ışıkları bulutların içinden süzülüyorsa, kısaca yukarıda bir şölen havası seziyorsanız bilin ki tanrılar ve tanrıçalar üstünüzde toplanmış. Belki de sizin için bir hüküm veriyor. ..... Ayça direksiyonun başında. Dün küçük bir kaza atlattı. Suç onda değildi, “dur” karşısındaki adamaydı,ama  durmadı, hafifçe arkadan çarptı. Neyse ki ciddi bir şey olmadı. Yine de korktu. Şimdi yine arabayı çalıştırıp işine gitmeli. Önce derin bir nefes almalı. Bugün buranın pazarı, yani kalabalık olacak, aynı zamanda cuma akşamı. AVM’nin yanındaki yoğun trafikten geçmeli. ........ Tanrılar ve tanrıçalar aşağı bakıyor. “Hazır değil” diyor biri. “Hâlâ korkuyor, kendine güveni yok bunun.” Bir diğerini sessizce izliyor. “Karda, yağmurda, siste… Hiç vazgeçmedi, bir şekilde başardı.” Ayça arabayı çalıştırıyor. Tanrılar ve tanrıçalar, park yapabilme becerisinin kilidinin açılabileceğine oy çokluğuyla karar veriyorlar. Park edebilme kilidi aç...

RUHU AÇIK

Açık yaranız olduğunda bir yerlere çarparsınız da yara acır ya hani. Leyla uzun zamandır bunu hissediyordu. Yalnız yarası açıkta değildi onun; ruhu açıktaydı. Hayatın koşturmacasından, hep öncelik vermesi gereken başkaları olduğundan ya da insanları buna alıştırdığından bir türlü kendini toplayacak, iyileştirecek fırsat bulamıyordu. Bulamadıkça da güçsüz düştüğünü hissediyordu. Başkaları için koşulları iyileştirmeye çalışırken, kendi gücünden vazgeçiyor ve hastalanıyordu. Mesela Rabia. Aynı kurumda ama farklı birimde çalışan bir personelin eşi Rabia, kısa bir süreliğine işe gelip giderken onunla gitmek istemişti. Hay hay demişti; yabancı değildi, araçta yer vardı. Ama trafikte çok iyi değildi henüz. Sırf Rabia’yı ters yerde bırakmamak için yoğun bir trafiğe girmişti. Kendisi için olsa girmezdi. Çok şükür başına bir şey gelmedi ama gerek var mıydı? Kan ter içinde kalmıştı. Rabia fark etmemişti bile. Rabia’yı uzak bir yerde bıraksa ne kadar değişiklik olacaktı Rabia’nın hayatında? Sonras...

BİR EVİN DEĞERİ

  -Mehmet Bey, maliyeden tebligat gelmiş. Sattığınız evin değerini düşük göstermişsiniz. Uzlaşmaya çağırıyorlar. Yarın son günmüş. Ne yapalım? -Abdullah Hocam sakin ol. Bize gelen bir tebligat yok. Ne yapabilirim ki? Son gün aramış söylüyorsun. Git sor bakalım nedir, ne değildir? … -Merhaba, ekim ayında yeni bir ev almıştık. Bize böyle bir tebligat geldi. -Evet, evin satışını 2,2 milyon olarak göstermişsiniz, fakat yaptığımız incelemelerde bu bölgede evlerin genellikle 3,8 milyon ile 4,2 milyon arasında satıldığını tespit ettik. Beyanınıza istinaden işlemi düzeltebiliriz. -Haaa, öyle mi ? ben 4,9 milyona almıştım. -Beyefendi 3,8 milyon ile 4,2 milyon arasında beyan edebilirsiniz. 4,9 milyona aldığınıza emin misiniz? 'Hııı, ııı, şeyyy, ben döneyim size. …… -İşte 3,8 milyon ile 4,2 milyon arasında olması gerekirdi dedi. Ben de 4,9 milyona aldığımı söyledim. -Naptın hocam ya!! Sana tüyo vermiş, ne desin kadın. Tamam Hocam. Sen bildiğin gibi yap. 10 milyona aldım de hatta. Allah Allah....

VECİHİ

  Güneşli bir ekim sabahı, perdesi açık salonda kahvaltı yapıyoruz. Birden cama bir şey çarpıyor ve yere düşüyor. Eşim “koş” diyor, “kuş çarptı, kediler kapmasın.” İsteksiz gidiyorum, nasılsa ölmüştür diyorum. Ölmemiş; hopluyor ama uçamıyor. Yakalayıp eve getiriyorum. Önüne su ve yem koyuyoruz. Ürkek, neye uğradığını şaşırmış. Yemek yemiyor, su içmiyor, seke seke geziniyor, bizden korkuyor. Ertesi gün eşim belediyenin veterinerine götürüyor. Orada bir sıvı veriyorlar ve bunu suyuna karıştırmamızı söylüyorlar. Bir de kanatlarının zarar gördüğünü, uçabileceğini ama evde ona uçmayı öğretmemiz gerektiğini söylüyorlar. Bir an önce uçsun, özgürlüğüne kavuşsun istiyoruz. Hür bir kuş olabilsin diye Vecihi adını koyuyorum ona. O ara tek gündemimiz Vecihi. İki sandalye arasına nevresim gerip Vecihi’ye uçmayı öğretmeye çalışıyoruz. Bizden korkuyor. Suyu bile biz bakmazken içiyor. O kadar komik ki… Kafamızı çeviriyoruz, bir yudum su alıp içiyor; diğer yudumu yine biz bakmazken. Vecihi pek bir ...

HAYAT DEĞİL OTOMATİK PILOT YORUYOR

Gün bitiyor ama sanki hiç yaşamamışım gibi hissediyorum. 19:30’da evde oluyorum. Yemek ye, topla, sohbet et… Araya sporu sıkıştırmaya çalış derken zaman uçup gidiyor. Ve ne yaptığımın çok da farkında olmadan yatıyorum. Ertesi gün aynı tempo… Sanırım çoğumuz böyleyiz. Çoğu zaman otomatik pilotta gibiyim ve beni tüketenin hayat temposu değil de, otomatik pilotta olma hali olduğunu fark ettim. Bunu aşmanın yolunun da “farkında olma hali” olduğunu düşünüyorum. Ezbere bir şeyler yapmak yerine uyanık olup, hissederek, bilinçli olarak yapmak… Bunu başarabilirsem çamaşır katladığımda da hayattan tat alabiliyorum. Öbür türlü ben değil de kurulu bir robot var. Hissetmeden, yavan yavan yaşayan… Bedeni ayrı yerde, zihni ayrı yerde. Yazmanın, not almanın “farkında olma” haline yardımcı olduğunu fark ettim. Örneğin harcamalarınızı not aldığınızda, harcama yaparken daha dikkatli oluyorsunuz. Gereksiz harcamalarınızı görüyor ve hatta harcamaktan vazgeçiyorsunuz. Akşam yapmam gereken işleri not aldığım...

DÖNGÜLERİMİZ VE AY- 2

Kadın enerjisi seviyesinin, ayın fazlarına göre hareket ettiğini öne sürenlere göre regl döngümüzü takip ederek dört enerji dönemini anlayıp yaşamımızı buna göre düzenlemk hayatımızı kolaylaştırıyor. İlk faz: Menstruasyon Adetin başlangıcı ve bitişi… Kalınlaşmış rahim iç tabakasının yıkılması ve atılması. Enerji düşer, beden dinlenmek ister. Bu dönemde gevşemek, rahatlamak; esneme, yin yoga gibi hafif egzersizler yapmak, okumak ve yazmak iyi gelebilir. Beslenmede ise mutlu eden besinlerin (çikolata gibi) yanı sıra, rahatlamak için bitki çayları; güçlü kalmak için demir zengini besinler ve yeşil yapraklılar tavsiye edilir. Ayın yeni ay hali bu dönemi simgeler. İkinci faz: Foliküler faz Adetin en uzun dönemi. Menstruasyondan sonra başlar ve ovulasyon ile biter. Östrojen seviyesi yüksektir. Yeni yumurta hücresi üretmeye başlarız. Enerjimiz geri gelir. Bu dönem toparlanma ve canlanma zamanıdır. Hafif egzersizler, kardiyo, koşma, bisiklete binme, dans etmek gibi aktiviteler önerilir. Bu dön...

DÖNGÜLERİMİZ VE AY:BEDENİM BANA DUR DEDİ

  Mart ayında hedefim karın egzersizleri yapmaktı. Başlangıçta iyi gidiyordum. Ama son hafta ve günlerde kolumu kıpırdatacak hâlim kalmadı. Her gün “yarın yaparım” diyerek erteledim. Bedenim hareket etmek değil, uyumak istiyordu. İnatla dinlenmeye direndim. Dün ise isyan eden bedenim bana rağmen kendini kapattı; uyuklayıp durdum. Gözlerimi ne kadar açmak istesem de açamadım. Sabahına da beklenen son geldi: adet dönemim başlamıştı. 30 yıldır adet görüyorum ve nadir zamanlar dışında adete yakın zamanlarda bu halsizliği ve enerji düşüklüğünü yaşıyorum. Kadınların enerji döngüsünün ayın fazları gibi olduğunu öne sürenler var. Dünyaya yön veren iki enerjinin bulunduğunu iddia eden spiritüeller, erkeklerin ana enerji olarak güneş (yang) enerjisini, kadınların ise ay (yin) enerjisini temsil ettiğini söylüyor. Her iki cinsin ana eğilimi bu olmakla beraber aslında herkesin içinde bu ikisinin de bulunduğunu ve dengede olma hâline bu iki enerjiyi dengeleyerek ulaşılabileceğini savunuyorlar. K...

ALTINCI SABRİ 'NİN ZARARI

 “Telefonları açmıyorsunuz, mesajlaşma uygulamasına bakmıyorsunuz. Şeyma Hanım, nasıl iletişim kuralım? Dumanla mı, güvercinle mi????!!!” “Kusura bakmayın. Diğer telefondaydım, açamadım.” Bir hışım açtığı telefonla hesap soracaktı ama Şeyma’nın cevabı onu yumuşatmıştı. Zıplayan sinirleri yerine tekrar otururken konuya döndü: “Yazdığımı görmüşsünüzdür. Müşterinin faaliyetini genel olarak meyvecilik olarak değerlendirebilir miyiz? Yoksa farklı faaliyet konusunu mu seçmeliyiz?” “Yöneticimle konuşup hemen dönüyorum.” … “Görüştüm, aynı faaliyetten değerlendirebilirsiniz.” “Yazılı görüş alabilir miyiz? İş akışında sorun çıkarsa bizi destekleyecek misiniz?” “Yazılı görüşe gerek yok, itiraz eden birim bizimle irtibata geçebilir.” Sözlü teyitlerden hiç hoşlanmıyordu, yazılı belgesi olsa işler tıkır tıkır yürüyecekti ama ne hikmetse her şey telefon teyidi ile halloluyordu. Olumsuz bir durum olduğunda da “öyle dememişizdir, siz öyle anlamışsınız” diye çıkıyorlardı işin içinden. Onlar müşteriy...

BAHAR GİRMESİN DİYE CAMI KAPATTIM

Bu sene bahara giresim yok aslında. Çünkü bahar demek yaz demek. Yaz demek de görmek istemediğim ama mecburen katlandığım bazı insanların evime daha çok gelmesi demek. Ve tabii biraz da asabımın bozulması. Biliyorum, hemen diyecekler: “Görmek istemediğin birini evine almak zorunda değilsin.” Maalesef gerçek dünya böyle işlemiyor şekerim. Ama konumuz bu değil. Konumuz, benim girmemek için ayak direttiğim baharın damarlarıma gizlice sızmaya çalışması. Sabah iş yerinin mutfağında oturuyorum. Cam açık. İçeri taze bir esinti giriyor. Ne sıcak ne soğuk… Tam kararında. Bir de yetmezmiş gibi bir kuş uzun uzun, tatlı tatlı ötüyor. Ama ben kararlıyım. Bu sene bahara girmeyeceğim. Camı kapatıyorum. Odama geçiyorum. Şubenin kapısı açılıyor. Bu sefer başka bir kuş, farklı bir tonda şakıyor. Sabah işe gelirken yanımdaki arkadaş, “Her yer yeşilleniyor,” diyor. Bakmak istemesem de yolda bazı ağaçların çiçek açtığını görüyorum. Gözümü kapatıp görmemeye çalışıyorum. Yok yahu… Zaten pek de güzel açmamışl...

KREDİ KARTI BORÇLARI

Kredi kartı borcu katlanıp giden, artık asgari ödemesini bile yapamayacak hale gelmiş insanların sayısı oldukça arttı. Takipteki alacaklarımızın büyük kısmı da kredi kartlarından kaynaklı. Büyük tutarlı kart borçlarına baktığımda genelde borçlularının yaşının genç olduğunu, üniversitede aldıkları kredi kartlarının limitini dijital kanallardan arttırdıklarını görüyorum. Erkeklerin kredi kartı harcamaları çoğunlukla nakit avans kaynaklı; nakit avans kullanıp ek hesaplarını kapatıyorlar. Ek hesap harcamalarının baktığımızdaysa parayı kripto, sanal borsa, bahis gibi yerlerde kullandıklarına şahit oluyoruz. Artık işsizliğin verdiği çaresizlik mi, yoksa haz odaklı toplumda bir an önce paraya kavuşup gününü gün etmek istediğinden mi bilmem. Ama sonu hüsran oluyor. Ödemesini yapmakta zorlanan genç kadınların borç bakiyeleri erkekler kadar yüksek olmasa da, onların kart ekstrelerinde de güzellik, kozmetik, kafeler gibi aslında vazgeçilebilecek harcamalarının bulunduğu ama bu kart borçlarını öde...

ÇİĶO BANA GÜVENİYORDU

Her akşam yemekten sonra kedilere yemek vermek için dışarı çıkarım. Düzenli olarak beslediğim iki kedim var. Bu kış Arthur ve Çiko vardı. Arthur Arthur zor bir kediydi. Yapışkan, laf dinlemez, inatçı… Ona bakanlar kışın şehre taşınınca Arthur da bize yerleşmeye karar verdi. İlk başta ona “Psikopat” adını vermiştim. Sonra baktım ki bizimle yaşayacak, belki adı ağır gelir de biraz soylulaşır diye Kral Arthur’dan esinlenip Arthur dedim. Pek işe yaradığını söyleyemem. Bahçeye adım attığımız anda yapışır, yürümeyi bile zorlaştırırdı. Eşimle Arthur yüzünden az bozuşmadık. Neyse ki kış bitti, sahipleri taşındı ve Arthur da evine döndü. Çiko bir tekir. Bebekliğinden beri tanırım. Eskiden daha saf, daha sevgi dolu bir kediydi. Zamanla değişti. Her canlı gibi o da hayata olan inancını biraz kaybetti. Anasının gözü, uyanık bir kediye dönüştü. Sedat Peker’in dediği gibi: hayat onu sertleştirdi. Ama yine de kalbimde yeri hep ayrı. Çiko Mesafeli kedim Köpük de var. Biz geçen yıl şehre taşındığımızda...

DELİLİK

  Hep bir sonraki anın peşinde koşuyoruz. Sınavı kazanalım, işe girelim, evlenelim, çocuk olsun, çocuk büyüsün, çocuk işe girsin, çocuk evlensin, emekli olalım... Aklımız hep bir sonraki seviyede, o seviyeye ulaştığımızda aslında beklediğimiz o olmadığından mı hep sonraki seviyeyi arzulamamız? Hep zamanım olsun, okuyayım, yazayım, sakin olsun, zamanı tutayım, hissedeyim isterdim. Şimdiki iş ortamım buna izin veriyor, öyle sakin ki. Nüfus yok, nüfus olmayınca müşteri yok, kavga yok gürültü yok, çok da bir iş yok. Müthiş bir hengameyle çalıştığım, hafızamı kaybettiğim, sürekli hasta olduğum, hasta olduğumda doktora gidemediğim, üç kişilik çalışmak zorunda kaldığım şube ile ilgisi yok. Hep hayalini kurduğum ortama sahibim ama yine de mutlu değilim, çünkü işe yaramıyormuşum gibi hissediyorum. Okuyacak zamanım var, çok okuyamıyorum ama okusam da boşluk dolmuyor çünkü okumak pasif bir eylem ve insana bir yaşta anlam duygusu vermiyor. Bir şeyler ürettim, bir işe yaradım, ben bunu yaptım d...

DÜŞÜNCE KONTROLÜ

İnsan beden, zihin ve ruhtan oluşurmuş ve bunların üçünü kontrol edebilirse en yüksek potansiyeline ulaşabilirmiş. Beden kontrolü için yediklerimizi, uykumuzu, temizliğimizi, beden sağlığımızı kontrol etmek gerekirken; ruh (karakter) için eksik olan özelliklerimizi tamamlamamız gerekiyor, örneğin cesaret eksikse bunu tamamlamak için cesarete dair adımlar atmalı ve bu eksik yönümüzü geliştirmeliyiz. Tabii dengeli olarak: örneğin “sabır” iyi bir özellik diye görülürken, kötülüklere karşı gösterilen “sabır”ın sonu selamet olmayabilir. Orada fazla sabırlı olmak erdem olmayabilir. Hiç kolay görünmüyor. Ama yapay bilgisayar oyunları oynamak yerine hayat oyununda bunları oynamak eğlenceli olabilir.  Düşünce kontrolü içinse aklımızdan geçenlerin farkında olmalı, bunlara müdahale edebilmeli ve istediğimiz yönde değiştirebilmeliyiz. Son on yıldır hayatımızda yer alan ve artık kabak tadı veren kişisel gelişimcilerin “olumlama” diye sundukları, “zenginim, zenginim, zenginim” diyerek kıtlık bi...

ÇÖL ÇİÇEĞİ-WARIS DIRIE

Şubat ayında okuduğum tek kitap olan Çöl Çiçeği; Somalili model Waris Dirie’nin gerçek yaşam öyküsünü anlatır. Somalili göçebe bir ailede doğan Waris ve ailesi hayvancılıkla geçinmekte ve su bulmak için göçebe hayat yaşamaktadır. Zorlu koşullarda yaşamını sürdüren Waris her şeye rağmen mutlu olmayı bilen bir çocuktur. Ama babası onu zengin, yaşlı bir adamla evlenmek istediğinde, 13 yaşında evden kaçar. İngiltere’nin Somali büyük elçiliğinde çalışan teyzesinin evine hizmetçi olarak gider. Burada zaman içinde, pek çok zorlukla mücadele ederken keşfedilip ünlü bir model olacaktır. Kitabın konusu Waris’in hayatını anlatmakla birlikte Waris’in de yaşadığı kadın sünneti kitapta genişçe yer alıyor. Somali’de kadınlar geleneksel olarak sünnet ediliyormuş. Çöl koşullarında, kadınlar; bazen paslı bir bıçak, bazen kör bir makas, bazen kırık bir cam parçası – ellerine ne geçerse – ile kumların üzerine yatırılıp cinsel organlarının büyük kısmı kesilip, erkekler “sürekli bakire ile beraberim hissi” ...

ŞUBAT 2026

Şubat ayı ne hızlı geçti. Aynı kısır döngüler, aynı kısır düşüncelere sıkıştırdım kendimi. 44 yaşıma girdim, çabalamaya devam ediyorum. Oturtamadığım çok şey var.  Geçen ay olumsuz düşüncelerimle savaş başlatmıştım, yarıda kaldı. Bu ay buna devam etmek istiyorum. Bir de kendimi net ifade etme kısmına dikkat edeceğim. İnsanların beni anlamalarını beklemekten yoruldum. Geçen ay kilo aldığımı fark edip, ekmek ve şekeri azalmıştım, iki kg vermişim.  Bu ay buna devam ediyorum, üstüne karın egzersizlerine başladım. Şubatta daha önceki yazımda söz ettiğim köpek geçti hayatımdan, iş arkadaşlarımı sevmediğimi tekrar fark ettim ve ben burada ne arıyorum dedim. Ama çözüm üretemedim. Bunun dışında çoğunlukla izlemeye, az da okumaya devam ettim. Netflix'te izlenecek bir şeyler bulmakta zorlandım,çoğunu yarıda bıraktım. Çoğu konu heyecan vermiyor, merak ettirmiyor. Tükettik mi, yaşlandık mı? Biz mi böyleyiz. Aşağıda bitirebildiklerim film/diziler ve okuduğum tek kitap var. Şubat güzel geçme...