Ana içeriğe atla

Kayıtlar

DENGE

Annemler geldi gitti ondan mı bilmiyoru, bu aralar  dengeli ve huzurlu hissediyorum. Uzun zamandır denge halini hissetmiyordum. Yavaş yavaş eskisi gibi oluyorum çok şükür. Mesela gece bahçedeki ışıkları söndürmeye gidiyorum; bahçe, ağaçlar, yıldızlar, gece... O kadar güzel ve huzurlu hissettiriyor ki.... Ya da bir bardak su içiyorum; dünyadaki en güzel şeyi yapıyorum sanki.. Küçük güzellikleri uzun zamandır fark etmiyordum, özlemişim. Sürekli böyle değil ama ara ara da olsa güzellikleri görmek güzel.  Bir de durduk yere sinirlenmelerim, ağlayacak gibi olma hallerim de bitti. Mantığım yavaş yavaş geri geliyor. Çekilmez biri olmuştum sanırım. Hayat mantıkla daha güzel. Uzun zamandır ülkemde bir şeylerin değişeceğine olan inancımı kaybettiğimden olmalı, gündemi takip etmiyordum. Annemle babamın aşırı Halk TV izlemekten hasta olduklarını düşünüyorum ama böyle hiçbir şeyden habersiz olmak da kötü. Tekrar okumaya izlemeye başladım. Aşırıya kaçmadan dünyadan kopmamak da  insana ...

HATALAR VE KÖRLÜK

3 sene önce salondaki kanepeyi oturma odasına geçirmek isterken belini kırmıştı annem. Neyse ki düzeldi. Beli ağrıdığından 3 yıldır bize gelmiyorlardı, bu sene geldiler. İnsanın anne ve babası ile ilişkisi bir garip. Bir zamanlar önce hayran olduğun, sonra kavga ettiğin insanı, yaşlandığında tanıyamıyorsun sanki. Yaşlılık insanı değiştiriyor  .Bu benim annem babam mı diyorsun bazen. Huyu suyu değişiyor. Annem mesela; hayat dolu, romantik, bir şeyleri güzelleştirmeye çalışan, kolay ikna edilebilen bir kadındı. Şimdi neredeyse yaşam enerjisi bitmiş, ruhu uçtu uçacak, inatçı bir kadın olmuş.Hiçbir şey yapası yok. Yemek yapsa yanına salata yapmaya üşenen biri olmuş Yaklaşık 6 yıldır psikolojik sorunları var, 6 yıldır annemi ilaç kullanmaya ikna etmeye çalışıyoruz. İlaç kullandığı zaman iyi ama inatla bırakıyor, bizi kandırmaya çalışıyor. En son olmayan sesleri duyduğunuiddia edince korktuk yine götürdük yine sonuç aynı maalesef. Annemin açıklaması tiroid , kemik erimesi gibi pek çok i...

KIŞ

Yıl başında  yağan karı çok severim. Bu yılbaşı da yağdı, öyle güzeldi ki..Hala da yağıyor, 2026 kışı çetin geçiyor. Şikayetçi olduğum söylenemez. Kış insanı izole eder, gereksiz insanları uzakta tutar, uzun kış gecelerinde insan dinlenme fırsatı bulur. İçe dönükseniz  kış sizin mevsiminizdir. Sıcak bir eviniz,yeterli yiyeceğiniz varsa.. Çocukken kış daha güzeldi. Karı görünce sokağa atardık kendimizi. Şimdi çıkıp kaymak aklıma gelmiyor mesela, ya da kara sırt üstü uzanmak. Not almadığım pek çok şeyi hatırlamıyorum. O zaman not almalı,  kar yağınca kayılacak ve sırt üstü karlara yatılacak.  Eğlenmek için bile plan yapmak da yetişkinliğin sıkıcı yanlarından.  Kar yağdıkça güzel fotoğraflar çektim.  Fotoğraflardan görünmüyor  ama tıkanan mutfak lavabosu sorunumuz var. Çözeceğini söyleyen usta küçük banyomuzu kırdı, temele kadar indi,çuval çuval kum çıkardı.Ev kabus gibiydi. Buradan çıkamaz dedim kendime. Sonrasında mucize gibi o kadar kumu koydu içine, t...

DOĞA

Sonbahara geçiş dönemi uykuya ihtiyaç duyarım. Geçen hafta, özellikle hafta sonu bol bol uyudum. Sonrasında çok uyumanın da bana iyi gelmediğini bir kere daha anladım. Fazla uyku baş ağrısı ve uyuşukluğa neden oluyor. Bir de hayatımı çar çur ediyorum hissine. Çok ihtiyaç varsa arada sırada abartmadan uyumalı. Sardunyalarımın bu sene pek tadı yok. Oysa ilkbaharda her birinin toprağını değiştirip bakımını yapmıştım. Bu durum biraz canımı sıktı bu sene. Neyse, seneye toplarız. Hafta içi iş ve koşuşturmacadan dolayı mutfakta yemek yiyoruz. Hafta sonu verandanın tadını çıkarabiliyoruz. Sardunyalar tat vermese de yine de onlara bakıp yemek yemek keyifli. Güneş gitmeden misafir ağırlayalım diye her hafta dost bildiklerimizi davet ediyoruz.Bu hafta da konuklarımız vardı. Bahçede misafir ağırlamak yorucu da olsa evdekinden daha kolay. Yine de popomda pervane varmışçasına sürekli ortalarda gezinip bir şeyler yapıyorum, ertesi güne pestilim çıkmış oluyor. Ama beraber yemek yemek, sohbet etmek güz...

GÜZ NEŞESİ

  Eylül ayının ilk haftası düzenlemeyle geçti. Saçlarımı ihmal etmiştim, sabah kalktığımda kabarıyordu. Kuaförde üç saat geçirmek suretiyle keratin fön yaptırdım, bence güzel oldu. En azından taranmış ve kontrollü duruyor. Yıllardır YouTube da Ywa kanalı ile yoga yaparım. Bu defa onun uygulamasına abone oldum. 7 günlük çakra yogasını bitirdikten sonra, adet döngümüze göre hareket ettiğimiz Cycle Yoga,'ya başladım. Luteal faz hareketlerini çalışıyorum, 20 dakikalık kolay hareketler ama sonrasında müthiş enerji veriyor. Öyle ki gece uyuyamıyorum, verdiği enerji ertesi gün öğlene kadar sürüyor. Hep bana enerji verecek şeyi arardım. Sonunda buldum, ama bu sefer de yaşam saatlerime uyduramıyorum. Sabah yapabilsem müthiş olacak ama sabah 6.30 da işe gitmek için kalkmam gerekiyor, dolayısıyla sabah zamanım yok. Akşam eve gelişim 19.30. Yemek hazırla, ye, mideme oturmasını bekle derken saat 22.00 dan önce egzersiz yapma imkanım olmuyor. Umarım onu da çözerim.Yalnız gece uyuyamam diye yapma...

SİNÜZİT

Sonbahar kendini hissettirmeye başladı. Sinüzitim de kendini hissettirmeye başladı. Geçen sene doktora gittiğimde sağ burun deliğimin eğri olduğunu, sinüslerimdeki sıvının genzime aktığını, bunun da faranjite neden olduğunu söylemişti. Geçmeyen öksürüklerimin nedeni buydu. Üstüne üstlük reflü de boğazımı tahriş ediyor, hem sinüzit, hem reflü nedeniyle zavallı boğazım bir türlü kendini toplayamıyordu. Daha önce deviasyon ameliyatı olmuştum, burnumdan büyükçe bir kemik çıkarmışlardı. Ama doktor o ameliyatın iyi yapılmadığını, dahası tüm kıkırdak dokunun sıyrıldığını, kaburgadan kıkırdak doku alınıp eklenmesi gerektiğini, estetik ameliyat yapılacağını söyledi. Şu "sağlık nedeniyle burnumu yaptırmak zorunda kaldım şekerim"   diyenlerden biri olacağımı kim bilebilirdi? Doktor, kaburgadan kıkırdak alınırken akciğerlerimin hasar görme riski olduğundan bahsetti. Bunun üzerine başka bir doktora daha görünmeye karar verip işlemi ertelemiştik. Hava bozunca anladım ki ameliyat şart, haya...

EYLÜL 2025

  2025 in Eylül ayına girdik. Mevsimleri, döngüyü fark etmek için olmalı, insanlar "hoşgeldin Eylül", "güle güle Ağustos" gibi sözler paylaşmaya başladılar. Belki de pozitif görünmek içindir. Malum artık pozitif olmazsan başına kötü şeyler gelir inanışı hayatlarımıza yerleşti. Belki ondandır giderek artan asayişsizliğin normalleşmesi. Pozitif, pozitif bakmak; pozitif pozitif söylemek gerektiğinden. Su akar yolunu bulur mu? Kervan yolda düzülür mü? Afganistan'da Taliban'ın gelmesi akışın bir gereği miydi? Bilmiyorum. Çocukken çok kitap okuduğumdan mı insanın büyük şeyler yapması gerektiği inancı? Yoksa babamların sağa sola "herkes herşeyden ve herkesten sorumludur" yazıp yüklediği suçluluktan mı? Bütün bunları yaptıktan sonra sadece "uslu" olduğumda ödüllendirildiğimden mi bu kadar itaatkarım? Bir tarafım bu kadar "itaatkar"ken, diğer tarafın "isyan etmelisin"diye bağırıp durması cocukkrn aldığım çelişkili mesajlardan m...