Ana içeriğe atla

DEPREMİN ÜÇÜNCÜ GÜNÜ



AHMET'İN HİKAYESİ-1

 -Depremden önce ağzıma içki koyan adam değildim. Depremin üçüncü günü başladım içmeye.

-Allah’a mı kızdın? Sizi yalnız bıraktı diye?

-Haşaa, ona kızmak ne haddimize. Sadece benim yaptıklarımın onun nezdinde o kadar da önemli olmadığını fark ettim.

-Yardım geç geldi, insanlar çığlık çığlığa öldü, dediler.

-Bak ona kızdık ama Allah’a değil. Kuzenimi dokuz saat sonra çıkardık. Öyle kokuyordu ki abisi ağzını burnunu sardı da yanına girebildi. Düşün kıştı, yaz olsa kokudan şehre girilmezdi. Nasıl bir çaresizlik... Adam kelli felli müdür, altına kaçırmış, bir sundurma altında ateş yakmışız. El kadar bebeler, çaresiz insanlar ve kelli felli müdür. Ne olursan ol, öyle garibandın ki.

Deyip önce içkisinden bir yudum aldı, sonra sigarasından bir fırt çekti... Ahmet Maraş’ta bir imamın oğlu, dokuz kardeşten biri. Müteahhit olmuş, iş adamlarındaki özgüven gelmiş oturmuş halesine. Artık 50 yaşına yaklaşırken kafası karışmış, yolunu şaşırmış, eşiyle problemleri var, iki günlüğüne üniversite arkadaşına gelmiş, çare arıyor.

-Yaptığım binaların hiçbiri yıkılmadı, orta hasar bile almadı. Yıkılsaydı mahvolurdum, kalkamazdım altından.

-Neden başkaları yıkıldı? Seninkilerde hasar olmadı abi?

-Ben betonun sulanmasına çok önem veririm. Sırf bunun için bir adam tutar, uzun uzun sulatırım ki beton sıkılaşsın. Bir de demir tabii. Yıllardır aynı demir ustasıyla çalışırım. Fiyatı biraz pahalıdır ama işi iyidir. Bir de 10 santimde bir demir bağlanacaksa, bunu 20 santime kesinlikle çıkartmam, çok şükür mükafatını da aldım.

Yine bir yudum aldı rakısından. Sadece rakı, meze tabağına dokunmamıştı bile.

-Depremin üçüncü günü. Arkadaşın bağ evine gitmişiz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Viski varmış bir şişe. Onu içtik. Kim derdi imamın oğlu Ahmet bunu yapacak? Haaa bak şarap içmiyorum...









Yorumlar