Ana içeriğe atla

DEĞİŞİM-9

 


Göksu’nun yaşadıkları sadece fiziksel belirtiler değil elbette. Bir de kavurucu özlem var. İçinde sürekli taşıdığı ama bazı anlarda -biriyle karşılıklı otururken örneğin- gelip delice ruhunu ele geçiren, ayak tırnak ucundan başının tepesine kadar hissettiği kavurucu özlem. O özlem anı geldiğinde gözü bir şey görmüyor, dünyaya sığmıyor Göksu. Yapabilirse kalkıp gidiyor, imkânı varsa volta atıyor. Sonra bu özlem dalgası geçiyor, içten içe kalbinde sızlayan bir özlem kalıyor.

Sürekli olsa nefes alamaz. Böyle zamanlarda “Allah’ım delirecek miyim?” diye soruyor. Sevdadan aklını kaybedenler geliyor aklına.

Olacak iş değil, evli barklı adam! Sağduyusu koruyor Göksu’yu. Yoksa arar adamı, atlar gider bulur bulmasına da... İşte sağduyusu, içsel bilgelik ya da yüksek benlik mi demeli, Göksu’yu koruyor. Hem çılgınca fikirlerinden, hem de kendinden.

Eski Göksu olsa kızar kendine. Nasıl böyle bir şey yaparım, nasıl bu kadar ahlaksız olabilirim der, yer bitirir kendini. Sağduyusu diyor ki “sevmek kötü bir şey değil, sen yanlış yapmadın, olur bazen.” O böyle deyince Göksu kızamıyor kendine. Başkasını severken, hiç olmadığı kadar kendini de seviyor.

Daha önce bir adam için süslenmemişti. Ne keyifli şeymiş! Güzel görünmek için tarzına aykırı da olsa aldığı ve içinde kendini rahat ettiği giysiler geliyor aklına. Biraz hafif meşrep davranmış olabilir. "Biraz mı?"“Tamam, tamam, belki birazdan biraz fazla hafif meşrep davrandım.”

İçsel bilgeliği “kızma kendine, saklama kendini, kadın olmak güzel, keyifli” diyor.

Bütün bu biliş anları, olanlar bitenlerden sonra Göksu, “Bulut nasıl aramaz” diyor. “Bu kadar şeyden sonra yapamaz, arar” diyor. "Olan biten şey yok da hissettiklerimiz var" diyor. Yoksa hayal miydi?

Sınav sonuçlarının açıklandığı ve Göksu’nun direktörlüğü hak ettiği gün işyerinin anlık mesaj uygulaması yanıp sönüyor:

— Sayın Direktörüm, projeme bir onay alabilir miyim?

Yorumlar