Ana içeriğe atla

2020 SAMSA’SI (10. BÖLÜM)

Sabah 6:30 alarmı ile uyanmış, uyanıp yatakta oturmuş, beş dakika zihnini izlemeye çalışmış, uyumamak için kendini zor tutmuştu. Hiçbir şey hatırlamadığına göre uyumuş olmalıydı.

Üniforma gibi birkaç giysi belirlemişti. Hızla hazırlanıp bunlardan birini üstüne geçirdi, saçını şöyle bir üstten taradı; ruj, göz kalemi ve maskaradan oluşan klasik Samsa tarzı var-yok arası makyajını yaptı, çantasını alıp dışarı çıktı. Fazla bir vakti de yoktu zaten.

20 dakika sürecek otobüs yolculuğunda o gün şanslıydı, oturacak -hem de tek kişilik- bir koltuk denk gelmişti. Bu 20 dakikayı es geçemezdi. Hemen gizemli notları çıkarıp okumaya başladı:

“Elementleri yönetmek için havayı, suyu ve besinleri kullanabiliriz. Önce bir niyet belirleyin. Örneğin ‘okuma konusundaki disiplinimi korumaya niyet ediyorum’ gibi. Nefes alırken bu düşünceyi söylerseniz, bu niyetle havayı döllemiş olursunuz. Suya söyleyip bu suyu içerseniz, suyu bu niyetle döllemiş olursunuz. Yemek yemeden önce ortam müsaitse ellerinizi yemeğin üzerinde tutun ve niyetinizi söyleyin. Sonrasında yemeğinizi yiyin. Yemeğe niyetinizi yüklemiş olursunuz. Yemek yerken konuşmamaya çalışın.”

“Kolaymış” dedi içinden. “Yaparım bunları ne var ki?” Bir iki nefes alıp, daha enerjik olmaya niyet etti. “Havayı dölledik bile, hihi.”

Bunları yaparken içinden diğer bir ses onu ölümüne eleştirmeye başlamıştı bile. “Köydeki koca karı masallarından ne farkı var bunların? Sen nelere inanıyorsun? Aldığın o kadar eğitime tüküreyim senin? Senden bir cacık olmaz. Zaman kaybet, kendini kandır anca. Atatürk gelse kahrolurdu, bugün yaşasa senin gibiler siroz ederdi adamı.”

Samsa içindeki bu sesi sevmiyordu. Havayı döllemesinin bir anlamı kalmamış, içindeki canavar enerjisini silip süpürmüştü. Otobüs şubesinin önündeki durağa gelince düşük omuzları, yıkılmış postürü, soluk aurasıyla kapıya yöneldi.

Yorumlar