Ana içeriğe atla

Kayıtlar

YEMEK CENNETTEN ÇIKMADIR!-JENNIE SHORTRIDGE

Kitaplığımda okumadığım kitapları bitirme serüvenim sürüyor. Tosbağa hızımla iki sene kitap almadan idare edebilirim sanırım. Biraz kafa dağıtmalık okumak istedim ve hafifitir diye bu kitabı seçtim. Okuması kolay bir kitaptı ama bu tür köpük kitapların aksine yazar kahramanın duygularını, gelgitlerini iyi yansıtmıştı. Köpük kitaplardan iyiydi o nedenle. Bir de gerçeküstü bir mutlu sonla bitmiyordu, her şey güllük gülistanlık olmuyordu ama kahramanımız yine de mutlu oluyordu. Bu nedenle de iyi not aldı benden. Özetle kitabı sevdim ve okunabilir. Konumuz bir yemek yazarı ile ilgili. Tombul bir kişi olan ve yemek yemeyi ve yapmayı seven Elanor Samuels serbest çalışan, dergilere yemek yazıları yazan bir yemek yazarıdır. Yalnız sevdiği yemekleri değil de düşük kalorili, glutensiz, şişmanlatmayan alternatif tarifler yazması beklendiğinden yazdığı yazılardan pek mutlu değildir. Elanor son biten ilişkisinin şişmanlığı yüzünden sona erdiğini düşündüğünden hayatına kimseyi sokmamakta, küçük evin...

KOLAY VE MUTLU MUTFAK-MIKI MOTTES

Bir süredir uğramadım bloguma.  Keyfim pek yoktu. Zamanımı kanepede uzanarak ya da mutfakta yemek yaparak geçirdim. "Mutfak terapi" diye bir terapi yöntemi varmış. Bilmeden onu yaptım sanırım.Yemek yapmak iyi de, tezgahı toplamak zulüm ya, robotlar gelse de toplasa:) Mutfağımda balkabağı gördüğümde, bezelyenin kabuğunu açtığımda iyi hissediyorum kendimi. Yoğurt ve yumurtadan vazgeçemeyeceğim için veganlık uzak bana ama olabildiğince bitki temelli beslenmek istiyorum. Bu kitabı da ondan aldım. Kitabın adında "kolay" geçince havuçların kendi kendini doğradığı bir yöntem öğreneceğimi sanmıştım ama belirtmek isterim ki öyle bir yol yok. Sebze pişirmenin en zor yanı da bu zaten. Doğra, doğra, doğra.. Bitmiyor... Kolay ve Mutlu Mutfak 'a  dönersek bir vegan olma rehberi diyebiliriz. Miki Mottes'in yazdığı kitap Suat Erus tarafından çevrilmiş.  Kitabın yazarı Miki Mottes aynı zamanda çizer olduğundan  sebze, meyveleri sempatik tipler olarak bol bol resmetmiş. Görse...

#sevgili günlük

Netflix'te Kominsky Method adında şeker bir dizi var. Dizi, 60 yaş üstü insanların hayatlarını komik bir şekilde anlatıyor. Yaşlı insanlar söz konusu olunca da prostat sorunları, hastalıklar, ölüm gibi konular işleniyor.Haftalık duygu değişimlerimi, hayat akışımı  anlattığım "sevgili günlük"   bölümüm de bana o diziyi anlatıyor. Her hafta açıp oram ağrıdı, buram ağrıdı yazıp kapatıyormuşum gibi geliyor :)) Ama oram ve buram ağrımaya devam ediyor. Sinüslerim öldürdü beni bu hafta. İki günlük yoğun bakım sonrası biraz genzime akmaya başladılar ki hiç hoş bir his değil. Yine de alnımdaki doluluk gittiği için şükran duyuyorum. Üst üste hasta hissettiğim için yeni bir karar aldım. Yılbaşında aldığım tüm kararları ve hedeflerimi iptal ettim. Tek istediğim sağlıklı ve neşeli olmak. Kendime o kadar okuyacağım, bu kadar izleyeceğim diye baskı yapmayı bırakıyorum. Sağlıklı olmanın yolu doğru beslenmek, hareket etmek ve stresten uzaklaşmaktan  geçiyor nereye baksam. Ben de o do...

#SEVGİLİ GÜNLÜK

Şubat ayının son haftasına girdiğimize inanamıyorum. İnanamadığım diğer şey de yaşım. Geçen hafta 39. yaşıma bastım. Zaman uçuyor. Ama hiç 39 gibi hissetmiyorum. Tamam, 16 yaşının saftirikliği yok ama bu yaşla gelen bilgelik durumları da yok yani. Dışardan eskiyorum, yaşlanıyorum, iç sesim filan aynı. Sanırım 60 da  da aynı olacak.  Karlı bir haftaydı, bu hafta. Sinirli bir kar yağdı. Sert, bol ayazlı. Keyif vermedi pek. Geceleri de çok soğuktu. Hasta olmayı pas geçemezdim. Cuma, cumartesi- dört gözle beklediğim hafta sonum pek tatsız geçti. Küçükken hasta olduğunda dünya senin iyileşmeni beklerdi. Şimdi öyle bir durum yok. Dünya çok aceleci oldu. Kalben'in saçlar şarkısını çok saçma bulmuştum, şimdilerde benim şarkım oldu. Saçlarım öyle dökülüyor ki. Her yerde saçlar. O kadar dökülmeye nasıl saçım var şaşırıyorum. Bu hafta kanıma baktırsam iyi olacak. Dün arkadaşlar dört sene önce tanıdığımız iki kişiyi anlattı. Hemen hatırladım. Öyle sevindim ki. Biliyor musun günlük artık h...

İLK KOMPOSTUM

Daha önce  kompost kovası aldığımı anlatmıştım. Kompost yapmak için kova dışında talaş ve Bokaşi sıvısına ihtiyacımız varmış. Kovam geldi ama diğer iki malzemem yoktu. Onları sipariş edip gelmesini bekledim. Yalnız bu Bokaşi sıvısı kovanın yarı fiyatı!! Buğday Derneği 'nin sitesinde süt, pirinç ve suyla yapılışı anlatılmış, ama ilk sefer olduğundan ben satın almayı seçtim. Bu sıvı sineklenmeyi, kokuyu engellerken gübreleşmeyi hızlandırıyormuş, onun için önemli. kompost sıvısı Malzemelerimi tamamladıktan sonra ilk kompostumu pazar günü kurdum.Çöp turşusu diyorlar ama turşu kurmaktan kolay.  Kovanın içindeki süzgeçli bölmenin üzerine biraz talaş serpip Bokaşi sıvısı püskürtüyoruz. Sonrasında organik atıklarımızı atıp bir poşet yardımıyla sıkıştırıyoruz. Benim kovamın içinde sıkıştırma aparatı var, onun için poşet kullanmama gerek kalmadı. Bokaşi kompostuna yumurta kabukları, ağartılmamış kağıt, mukavva, sebze kabukları, soğan kabuğu, narenciye kabukları atabiliyoruz. Bazı yerle...

INFERIS-MAHFİ EĞİLMEZ

Ekonomi blogunu severek takip ettiğim Mahfi Eğilmez'in bu kitabını iş arkadaşımdan bir perşembe günü  sevinerek ödünç aldım. Eşim kitap okumaz, zorla ona kitabı okutmaya kalktım. Cuma günü eşim şiddetli boğaz ağrısı, bense şiddetli bir halsizlik yaşadık. Uyuyunca geçti neyse ki. Pazar günü  kitabını aldığım arkadaşımın korona testinin pozitif çıktığını öğrenince kitabı karantinaya aldık. Sanırım virüsle karşılaşan vücudumuz tepki gösterdi ama antikorlarımız olduğundan hastalanmadık. Eşim ne çekti benden, eve sürekli virüs getirip duruyorum :)) Korona zamanı kitap alışverişi yapmayın diye uyarmak istedim.  Kitaba gelirsek, kitabın başında olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisinin olmadığı(!) özellikle belirtilmiş :) Olayların geçtiği ülkede büyük kamu ihaleleri belli firmalarca alınmaktadır. Bir gün bu ihaleleri alan şirketlerin birinin patronu bir cinayete kurban gider. Bu kişi ile ülkenin eski kamu ihaleler bakanı arasında rüşvet olduğuna dair isimsiz bir ihbar mektu...

BİMBAMBOM! ARTIK BENİM DE KOMPOST KOVAM VAR!

Kompost yapmak;  atıksız yaşam, sıfır atık ve minimalizme ilgi duyanların sık karşılaştıklarından. Ülkemiz, evde geri dönüşüm konularına uzak olduğundan Bokaşi Kompostundan üç sene  önce haberdar oldum. Japonca'dan gelen Bokaşi , mikroorganizmalarla fermente etmek anlamına geliyormuş. Evde çıkardığımız organik çöpleri, turşu gibi fermente ederek toprağa dönüştürüyoruz.  Topraktan aldığımızı toprağa veriyoruz tekrar. Çok romantik değil mi? İşte ben bu Bokaşi kompostunu duyduğumdan beri kovalara bakıp yalanıp duruyordum. Ama fiyatları yüksek geliyordu. Aslında basit bir mekanizma, elinden iş gelenler, matkabı olanlar kolaylıkla yapabilir, Youtube'da yapanların videoları da var. Maalesef benim bu konularda becerim olmadığından kovayı  almam gerekiyordu, nispeten fiyatı düşük bu kovayı kendime doğum günü hediyesi aldım.  Topraktan aldığımı toprağa vermek düşüncesi beni heyecanlandırmakla birlikte yaparken çöplerle haşır neşir olacağımdan zorlu aşamaları olacaktır ta...