AHMET'İN HİKAYESİ-2
-Lan Soner, bizim üniversitede niye kız arkadaşımız olmadı lan? Olum ne salak, saplarmışız.Bacım yanlış anlama, benim hanımımın da başı açık, afedersin ben o zamanlar başı açık kızları fahişe olarak görürdüm. Kızın biri bana “tanışabilir miyiz?” diye sormuştu. O an beynimden vurulmuşa döndüm. Tacize uğramış gibi hissettim. Uzun süre atamadım içimden.
Ahmet yaşamadığı gençliğine üzülüyor belli. Kadehin yarısını dikiyor tepesine.
-Başka bir gün karşı masada nasıl güzel bir kız var, bana da bakıyor. Üstümde eski püskü bir ceket, Mehmet kendi ceketini çıkardı. “Al lan, bunu giy kızın yanına git” dedi. Dedim “ne diyeceğim?” “Tanışabilir miyiz de?”
Gittim kızın yanına. Dedim, “tanışabilir miyiz? Kız “dersim var sonra görüşelim” dedi. Görüşmeyelim demedi. Kaldım öyle, Mehmet bana söylememiş sonra ne diyeceğimi. Dersin ne zaman bitecek, seni nerede görürüm dememişim. Sonra başladı kafamın içindeki ses: Günah-sevap, günah-sevap, helal-haram, helal-haram. Helal-haram döngüsüne girince kitlenip kalıyordum. Öyle oldu. Haftalar sonra kızı başka biriyle gördüm.
Yine içiyor Ahmet. Diyalogdan çok bir iç monologla kendiyle hesaplaşıyor sanki.
-Evlenmişim. Kadın görmemişim ki, kadınla nasıl konuşacağımı bilmiyorum. Şimdi düşününce eşim normal bir şey istiyor benden, ben ona bağırıyorum. Böyle böyle koptuk işte.
Arkada hüzünlü müzikler çalarken önce üniversitedeki saflıklarına, çocukluklarına gülüyorlar. Sonra Ahmet, şehrindeki iki aile arasındaki silahlı çatışma arasında nasıl kaldığından, bir kişinin öldüğünden söz ediyor.
Bir arkadaşı arıyor o ara. “Psikopatın biri bu” diyor. “Kız buna yalan söyledi diye Haluk bunu banyoya sokmuş, tüpün hortumunu çıkarıp dövmüş, kız beni aradı yardım istedi.”
Ahmet parayı bulunca çevresi de değişmiş. Daha karanlık insanlarla takılır olmuş. Hem orta yaş bunalımı yaşıyor, hem değer yargılarının çatışmasını yaşıyor. Ama sanırım çözümü bizim masada değil.
Mekandan kalkıp başka bir yere gitmek üzere ayrılıyoruz. O kadar şanslıyız ki kolayca park yeri buluyoruz. Eşimle bunun esprisini yapıp seviniyoruz. Ahmet şaşırıyor:
“La siz park yeri bulduk diye mi sevinirsiniz?”
Evet, biz böyle küçük gelişmelere seviniyoruz.
-SON-

Yorumlar
Yorum Gönder