Ana içeriğe atla

DEĞİŞİM-12 (FİNAL)

 


Göksu'nun yaşadığı bütün kargaşanın başlangıcı terfi almak için gittiği eğitimdi. Göksu kursu başarıyla tamamladı ama kendisine firmanın doğuda bir şubesinin proje direktörlüğünü önerdiler; düzenini bozmak istemedi, kabul etmedi. Göksu eski hayatını, kafası karışmış halde sürdürüyor.

Göksu'nun hikayesine başlarken ak ayna ve kara aynadan söz etmiştik. Göksu'nun hikayesinin bu aynalarla ne ilgisi vardı?

Göksu 40 yaşına girmişti. Jung der ki: "Hayat gerçekten 40 yaşında başlar. O zamana kadar sadece araştırma yaparsınız."

Göksu o yaşına kadar kendini bastırmış, ama 40'ına girerken bir karar almıştı; artık kendini saklamayacak, anı yaşayacak, hayatı ve ruhunu onurlandıracaktı. Bunun için iletişime açık davranmış, kendine bakmaya başlamış ve anda kalmaya, hayatı onurlandırmaya çalışmıştı.

Dünyadaki eylemlerin ak ve kara ayna enerjilerine ve dünyanın nasıl bir yer olacağına etki ettiğinden söz etmiş, bu aynalardan bize birtakım ödüller de gelebileceğini söylemiştik.

İnsanların iradeleri ile yaptıkları iyi kötü seçimler bu aynaları beslerken, bu eylemler için kullandıkları bazı eşyalara bu enerjiler mühürlenirmiş. Hatırlarsanız Göksu ruj sürmüş, saçlarına bakmış, görünür olmaya çalışmıştı. Bütün bunlar Tanrıça Afrodit'e (Venüs'e) atfedilen özelliklerdi ve Göksu'nun içine geçici bir süreliğine Venüs kaçmıştı; aynadan ona bakan gözler onun gözleriydi.

Göksu da isterdi içine kaçan edepli bir tanrıça olsun, bilgelik ve savaş tanrıçası Athena kaçsın örneğin. Maalesef şansına hafif meşrep Afrodit çıkmış, Afrodit'in hissettirdiklerini de çok sevmişti.

İçinize Afrodit kaçsın isterseniz sadece ruj sürmek, topuklu ayakkabı giymek yetmez elbette; kalbinizi temiz tutmalı, elinizden geleni yapmalı ve görünür olmayı onurlandırmalısınız. Kişisel gelişimcilerin dediği gibi o frekansa yükselmelisiniz.

Peki Göksu'ya bu enerji nereden gelmişti? Ak aynadan mı, kara aynadan mı? Göksu aşık olmuştu; yasak bir aşktı onunki. O halde kara aynayı besleyen bir şeyler de yapmış olmalıydı. Belki insanları memnun etmek için gerçek duygularını saklamış, hem kendini hem başkalarını kandırmıştı.

Ama ister ak aynadan gelsin, ister kara aynadan, aşk bir büyüydü. İçine tanrıça kaçsın kaçmasın, aşık olan, sevilen her insan parlar, ışıldardı.

Göksu'nun hikayesi pek mutlu bitmedi. Biz ak aynalar, kara aynalar, tanrıçalar, iyilik ve kötülük üzerinde düşünürken Göksu'nun merak ettiği tek şey vardı:

"Bulut'u bir kerecik öpsem nasıl hissederdim? Keşke bir kerecik öpebilseydim."

                                          SON

Yorumlar