Saat 22.00 olmuş. Ofiste yalnız, diğer çalışanlar çıkalı kaç saat oldu, güvenliği de gönderdi.Hiçbirini göndermezdi de dikkati dağılmasın istedi. Kollarını başının üzerine uzatıp esniyor, boynunu sağa sola oynatıyor, gevşetmeye çalışıyor. Bacakları tutuldu. Ama henüz gidemez. Yarınki sunumun mükemmel olmasını istiyor. Üzerinden birkaç kere daha geçmeli. On yıldır gelip gittiği bu şirkette sabahladığı da oldu. Asistan olarak girdiği yerde, son bir yıldır yönetici. Bu unvanı almak için durmadan çabaladı. Dişi kaplan gibi. Sırtlanlarla savaştı. Yükseldikçe yalnızlaştı. "Ne gam! Sevilmiyor, sevilmesin!" “Sen iyiysen, herkes iyi”. Annesi böyle derdi. “Hakkını iste bakalım, kim kalacak yanında?” “İnsanlara güvenme kızım. Sırrını verme. Zayıf karnını gösterme.” Annesi hep içinde konuşur böyle. O da dinler. “Karnının doymayacağı yere açlığını belli etme.” “Fakirden kaç, zengin insandan zarar gelmez. Borç istemez, başını belaya sokmaz.” Fatma'nın mentorü annesi. Annesini dinler. ...